12 Ekim 2026 Pazartesi
İstanbul 17°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Savunma Teknolojileri Politikaları

Metin Akgerman

Metin Akgerman

Site Yazarı

A+ A-

Bu aralar askeri konular hayli popüler. Gelin ülkemizin savaş kabiliyetlerini artıracak, teknolojik altyapısını güçlendirecek bazı savunma polikalarını fikren tasarlayıp politika yapıcılarımızın değerlendirmesine sunalım.

Türkiye-Pakistan güvenlik ilişkileri

Kurulan üçlü güvenlik mekanizması Türkiye'ye gerçekten bir nükleer koruma kalkanı sunmakta mıdır? Günü geldiğinde bir düğmeye basarak Pakistan'dan nükleer başlıklı füzeler havalanıp, Türkiye'nin düşmanlarını hedef alabilir mi?
Bu işler tahmin ettiğimiz kadar kolay olmayabilir. Gelin biz eşeği sağlam kazığa bağlayalım. Pakistan'ın silahlarına uygun denizaltı tasarlayalım ve Pakistan'a satalım/verelim. Yani Pakistan'ın nükleer kapasitesini sualtına taşımasına yardımcı olalım.
Soracaksınız, "Peki Pakistan'ın bu denizaltılarını kim kumanda edecek, hangi personel çalıştıracak?"
Bu konuyu tartışabiliriz. Bahriyemizin bu denizaltıları işletmesinde bence sakınca yok. Kimi Pakistan üniforması giyer, kimi giymez, o konu detay.
Şöyle bir Akdeniz, Ege, Marmara turu atarlar. Hatta Marmara Denizi'nde dalarlar dibe, uygun zamanı beklerler, Marmara malum korunaklı bölge, derinlik de makul. Elini kolunu sallayan sonarlar, mayınlar, antenler döşeyemez.
Bence makul.
Bir de şu Pakistan'ın nükleerini uygun bir yerlerde denemek lazım. Malum, bu sektörün gelişmesi için yüzlerce deneme dünyada yapıldı, bu denemelerin yapıldığı yerler bellidir. Daha uygun bir bölge bulamaz isek belki Somali çöllerinde filan da bu işler denenebilir.

Kritik tesislerin dronlara karşı korunması

Dron saldırısı tehdidi altındaki çeşitli kritik tesislerde savunma amaçlı uygulamaya alınan tel kafes veya ağ uygulaması görmekteyiz. Misal, petrol rafinerilerinin kimyasal dolu tankları bu şekilde kafes veya ağlar ile kaplanıyorlar.
Amaç dron saldırısının yıkıcı etkisini azaltmak.
Türkiye'nin savunma sanayi kümelenmesi mevcut. Bu kümelenmenin içine bu tür tel kafes veya drondan koruyucu ağları üreten firmaların eklenmesi uygun olur.
Tüpraş'ın kimyasal tankları başta olmak üzere ülkedeki askerî ve sivil stratejik tesislerin benzer şekilde korumaya alınması uygun olabilir.

SAR donanımlı uydular

Türkiye SAR uyduları konusunda çok geç kalmıştır. ASELSAN'ın devam eden projesi (Göktürk-3) TSK'ya 2030'lu yıllarda SAR uydusu ile gözetleme imkânı verecektir ancak bu çok geçtir.
SAR uydusunun normal optik gözlem uydusundan farkı, mikrodalgalar yayması ve optik mercek ile görünemeyen, bulut, kötü hava şartı, orman vs. gibi engelleri aşarak gece, gündüz gözetleme yapabilmesidir.
Yani asıl işe yarar gözlem uydusu SAR olanlarıdır.
Zaten bu teknoloji artık ayağa düşmüştür, sadece askerî uydular değil, ticari uydular da geniş ölçekli uygulamalar sunmaktadır.
Türkiye bu SAR uydusu programını erkene çekmelidir ve o da yetmez, en kısa zamanda yörüngedeki SAR uydulardan bir veya birkaç tanesini yazılım geliştirme hakları ve know-how'u ile beraber satın almayı değerlendirmelidir.

SAR uydularına karşı korunma ve elektronik harp

Düşman SAR uydularından askerî tesislerimizi saklamak için de uygulanması gereken elektronik harp yöntemleri ve mikrodalga yayınını yayan veya emen kaplama teknolojileri vardır.
Bunları da hızla geliştirmeli, tedarik etmeli ve TSK'nin aktif olduğu tüm coğrafya ve tesislerde devreye almalıyız.
Türkiye üzerinden geçen SAR yetkinliğine sahip tüm yabancı uydular uygun mikrodalga yayınları ile kör edilebilmelidir (veya konum sinyalleri bozulabilmelidir).
Bu koruma önlemlerini devreye alsaydık İsrail bu derece yüksek hassasiyette Türkiye sınırındaki havalimanının pistlerini vuramazdı. Libya'da 2020'de bombalanan tesisimiz de benzer şekilde korunabilirdi.
Ayrıca askerî tesis konumu planlama sürecinde dağlık arazilerimizi akıllıca kullanabilmeliyiz. Türkiye'nin dağlık olması sadece temel karasal savunma kapasitesini desteklemekle sınırlı kalmaz, akıllıca planlayabilirsek uydu gözetlemesi dâhil, ileri seviyede korunma ve gizlilik sağlayabilir.

Anti-dron piyade kaskı

Özellikle Ukrayna'nın geniş düzlüklerinde asker ve dronların ikili mücadelesini gözlemliyoruz. Askerin elinde tüfek var ve gelen dronu vurmaya çalışıyor. Yaklaşık %10 ihtimal ile bunu başarıyor, çoğu zaman başaramıyor.
Elinde saçma atan silah varsa, hadi diyelim başarı şansı %25 olsun.
Peki neden asker dronu vuramıyor? Çünkü mavi gökyüzünde her yöne doğru hızla hareket eden küçük dronu görebilmek ve hedef alabilmek çok zor.
Hedef alabilse saçma atar tüfek ile vuracak, sorun yok ama hedefleyemiyor.
Bu noktada gelin ASELSAN'a bir anti-dron piyade kaskı geliştirmesini tavsiye edelim.
Piyadeye dronu gösteren, mesafeyi, hız ve yön vektörünü hesaplayan ve elindeki silah tipine göre nişangâhını gösteren ve hedefi vurması için nişangâhı getirmesi gereken konumu hesaplayıp gösteren bir başlık.
Belki tüfeğe de takılması gereken bir lazer işaretleyici aparatı olabilir.
Aslında ASELSAN savaş uçakları için TULGAR kaskı üretiyor. Önerdiğimiz onun daha basit ve hafif versiyonu.
Son dönemde VR oyunları ve ekipmanları piyasaya çıktı, kafaya bir kask takıyorsunuz, elinizde bir kumanda var. Aslında benzer teknolojinin harp sahasına uyarlanmasını öneriyoruz. Sarsılmaz, Canik vs. gibi hafif piyade silahı üreten firmalarımız da kendi ürünlerini Aselsan’ın geliştireceği bu başlık ile entegre edecek şekilde uyarlayabilirler ve dron-savar silah pazarında hızla satışlarını artırabilirler.
Havadan gelecek mini dron tehdidi önümüzdeki yıllarda azalmayacak, hep artarak devam edecek.

Humanoid robotlar

Humanoid dron dönemi pek yakında başlayacak. Yani şu Star Wars filmindeki C-3PO karakterindeki robot olayı.
Nereden biliyoruz? Çünkü hem Amerika'da hem Çin'de bunların seri üretimine başlandı. Dünyada teknolojinin lider firmaları bu konuya yatırım yapıyorlar. Atlıyorlar, zıplıyorlar, koşuyorlar, dağ tepesinden yuvarlanıyorlar, dans ediyorlar ve elbette silah kullanıyorlar.
Bunların hem evlerde ev işi yapan sivil versiyonları olacak, hem savaş sahasında silah kullanan asker versiyonları olacak, hem de fabrikada çalışan endüstri versiyonları olacak.
Bu işin trilyonlarca dolarlık büyük bir pazar olacağını da öngörmemiz lazım.
Dolayısıyla bu humanoid robot geliştirme ve seri üretimi olayı, yan sanayine veya özel sektöre bırakılamaz, bu işe Devlet firmamız ASELSAN'ın öncülük etmesini beklemeli ve talep etmeliyiz.
Zaten ASELSAN öncülüğünde yan sanayi firmalarına bu alandan makul miktarda iş paslanır.

Hastanelerde dron altyapısı

Türkiye'de hastane çatılarında dronların inip kalkmasına izin veren uygun pistlerin hazırlanması uygun olabilir.
Neden?
Öncelikle akla hızlı organ, uyumlu doku veya kan ürünleri transferi konusu geliyor. Dronlar elbette bu iş için uygun ama çok daha farklı, hızı transferi gereken ve depolamanın pek mümkün olmadığı çok sayıda tıbbi ekipman, ürün veya organik maddenin bu yol ile hızla ihtiyaç duyulan hastanelere ulaştırılması mümkün olabilir.
Bu konunun altyapısını şimdiden hazırlamak lazım; malum, hem nüfus hızla yaşlanıyor ve tıbbi ihtiyaçlar artıyor, hem medikal sektör dünyada hızla ilerliyor, hem de dronların becerileri ve kapasiteleri hızla gelişiyor.
Kaçınılmaz olarak dron kullanımı medikal sektörde artacaktır ve yeni imkânlar sunacaktır.
Bu işe Türkiye gelişmiş hastane altyapısı ve dron sanayisi ile öncülük edebilir.
Hatta trafik kazalarına ilk müdahale eden ambulansların çatısına da dron ile acil tıbbi ekipman desteğinin sağlanabileceği platformlar kurulabilir.