21 Nisan 2026 Salı
İstanbul 18°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Sistem gazeteciliğinin 'soru'nu

Nadir Temeloğlu

Nadir Temeloğlu

Gazete Yazarı

A+ A-

Gazetecilik nedir?” sorusuna pek çok yanıt verebiliriz. Biz bugün şöyle bir tanım yapacağız: “Gazeteci soru sorandır.”
“Eh, bunu herkes bilir” diyenler olabilir. Şu yüzden hatırlatma gereği duyduk, bugün gazeteci soru soramayan haline geldi, getirildi.
İktidar yanlısı, muhalifi fark etmiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel hangi isim olursa olsun… Uçakta, otobüste, Meclis’te, konferansta değişmiyor… Liderlerin ardında gazeteci orduları koşuyor da koşuyor… Güzel otellerde, restoranlarda ağırlanıyorlar… Sonra iş basının sorularına yanıtlamaya geliyor… Önceden belirlenmiş bir iki çanak soru… Pozlar… İçerik ise bomboş...

SORUSUYLA DEĞİL
ALDIĞI ÖVGÜYLE BÖBÜRLENMEK!

Durum öyle ki, CNN Türk Washington muhabiri Yunus Paksoy, Trump’a soru sordu. Soru konuşulmadı ama ne konuşuldu biliyor musunuz? Trump, “CNN yalan haber yapıyor. Bu adamı sevdim, CNN’den gelmiş ama onu seviyorum, CNN Türkiye.” dedi.
Bunun üzerine Yunus Paksoy, “Trump ile ilişki durumumuz: Seviyor.” diye sosyal medya paylaşımı yaptı. Fulya Öztürk, Fulya Kalfa, Nevşin Mengü gibi isimler bu durumu alkışlarla paylaştı ve Yunus Paksoy da bunları yeniden gönderiyle paylaştı.
Nereye bakarsanız bakın soru arka planda. Bir muhabir sorusuyla ve aldığı yanıtla değil, “Trump ile ilişki durumu” ile böbürleniyor. Yahu Trump sizi sevse ne, sevmeze ne? Gazeteciliği ABD Başkanı’nın övgüsüne mahzar olmak için mi yapıyorsunuz yoksa gerçekleri ortaya dökmek için mi?

Sistem gazeteciliğinin 'soru'nu - Resim : 1

SIRALAMA YAPMAK MI
SIRAYA GİRMEK Mİ?

Soru üzerine benzer bir tartışma da Erdoğan’ın uçaktaki yanıtları üzerinden yaşandı.
Cumhurbaşkanı’na uçakta sorulan soruların önceden İletişim Bakanlığına bildirildiği söylendi. Tartışmanın işaret fişeği, Faruk Bildirici’nin şu paylaşımıyla ateşlendi: “Bunun bir açıklaması var mı? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağının Washington’dan havalanmaya hazırlandığı saatlerde gazetecilerin uçakta soracakları sorular liste halinde bana geldi. Hem de soruların altında kimin o soruyu soracağı da yazıyordu.”
Bildiriciye yanıt Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan’dan geldi: “Yöntem şu: İletişim Başkanlığı, gazetecilere ‘Hangi soruları soracaksınız’ diye soruyor. Bunun amacı da belli: Mükerrer soru olmasın, sorular hep aynı konuda olmasın, sorular çeşitlensin.
Soracağımız soruyu özgürce, hiçbir kısıtlama olmaksızın iletiyoruz İletişim Başkanlığı’na.
İletişim Başkanlığı da sorulara asla müdahale etmeden bir sıralama yapıyor.”

Şu yanıt hem Cumhurbaşkanı’yla hem de gazetecilikle dalga geçmek.
Diyelim tekrar sorular var. Sayın Cumhurbaşkanı, “Ben buna yanıt vermiştim” demeyi bilmiyor mu? Biliyor. Peki oradaki gazeteciler, tekrar soruyu sormamayı bilmiyor mu? Sanıyorum bilmiyorlar veya her biri bir köşede sorusunu hazırlayıp veriyor. Peki İletişim Başkanlığında bu metin yazılırken bir sıralamaya koymayı bilen yok mu? Ben olduğunu düşünüyorum.

Sorulara açıp bakıyoruz. ABD’nin Doğu Akdeniz’deki yığınağı yok. Güney Kıbrıs’a silah yollanması yok. Sınırımızda yapılan ABD-NATO tatbikatları yok. PKK’ya hâlâ ABD bütçesinden para verilmesi yok. F-16 yok. Niye komşularımız dururken ABD’den o kadar LNG alıyoruz diye soran yok. F-35’lerle ilgili görüşme nasıl geçti diye soran yok. CAATSA yaptırımları kalkacak mı diye soran yok. Bahçeli’nin Türkiye-Rusya-Çin ittifakını soran yok.

Sorulacak yüzlerce konu varken tekrar düşmeyi başarabilen gazetecileri mi uçağa alıyorlar?
Sayın Cumhurbaşkanı mı bu soruları istemiyor yoksa sizin bunları sorabilecek cesaretiniz ve kabiliyetiniz mi yok?
İletişim Başkanlığına da açık çağrı yapıyoruz. Biz tekrar düşmeyen, Türk milletinin büyük çoğunluğunu ilgilendiren meseleleri sormaya hazırız. Yoksa uçağınızda yer mi yok?
Önerimizdir: İletişim Başkanlığı bu düzeni değiştirme görevini bir an önce önüne koymalıdır.

CHP’LİLERE DAVA
DOSYASINI SORMAYANLAR

Gazetecilikte soru sormanın amacı, görünenin ardındaki gerçeği işlemek, konuyu irdelemek, ayrıntıları açmak, halka doyurucu bilgi vermektir.
Soru sormak, açmaktır. Örtüleri kaldırmaktır. Arka plana ulaşmaktır.
Ama bugün soru sormak, bir örtü aracı olarak kullanılıyor. Maalesef yukarıda verdiğimiz örnekler de bunu doğruluyor. Örtüsünün kalkması gereken çok sayıda soru, konu var. Ama maalesef en genel geçer sorular soruluyor. Üzerini örtme yöntemi uygulanıyor.
Hatta öyle ki, Cumhurbaşkanı’nın ABD ziyaretinden sonra Trump’tan aldığı övgüyle böbürlenen CNN Türk’ün ekranlarında “Erdoğan-Trump görüşmesini yeteri kadar övmedin” tartışması yaşandı herkesin gözü önünde. Daha birkaç gün önce “Hakan Çelik’in soramadığı sorular” diye bir yazı yazmıştık. Fener Rum Patriği Bartholomeos’a can alıcı sorular varken onu aklama soruları vardı.
Gazetecilikte bu durum yalnızca iktidara özgü değil. CHP medyası da bu durumda. İmamoğlu yazılar yazıyor, Özgür Özel’in açıklamaları boy boy yayımlanıyor. Biri de çıkıp “Bu dava dosyasında bu var, bu konuda ne dersiniz.” diye soran olmuyor. Hatırlayınız 2023 yılında Ekrem İmamoğlu, TOKİ Başkanı yayına bağlanmaya kalkınca Sözcü TV’de sunucu Senem Toluay Ilgaz'ı azarlamış ve "Yanlış bir anons yaptınız. TOKİ Başkanı işine baksın" ifadelerini kullanmıştı.
Yine İmamoğlu, Candaş Tolga Işık’ın diploma sorusuna “boş soru” demişti.
İmamoğlu Roma, Karadeniz gezileri yaptı. Hangi gazeteci hangi zor ve ters soruyu sordu? Sıfır.

ÖNCE GAZETECİLER ŞAPKAYI
ÖNÜNE KOYMALI

Sistem gazeteciliğinin 'soru'nu artık çözülemez boyutlara ulaşmıştır. Bu durumun birkaç nedeni vardır:
1.İktidar ve muhalefet partilerinin yalnızca kendi gazete(ci)leriyle hareket etmesi. Aksi soru sordurmaması, siyasi partisi liderlerinin sorulara tahammülsüzlüğü.
2.Holding basınının Türkiye’ye hâkim olması, gazetelerin ticari işletmelere dönmesi, ekonomik kaygıların haber kaygılarının önüne geçmesi.
3.Bu bağlamda Türkiye’nin sorunlarının ikinci plana atılması.
4.Atlantik siyasetlerinin Türk basınına hâkim olması.
Bu durum gazeteciliğin niteliğini de giderek düşürmektedir.
Gazeteciliğin gölgelenmesine kimse izin vermemeli.

Medyanın Halleri CNN Donald Trump Recep Tayyip Erdoğan Gazeteci