Yandex
11 Aralık 2025 Perşembe
İstanbul
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

SU İÇSEM YARIYOR!

Prof. Dr. Ramazan İnci

Prof. Dr. Ramazan İnci

Site Yazarı

A+ A-

Bir akrabam kiloluydu. Hep "Su içsem yarıyor!" diye dert yanardı. Bu tür serzenişler nesiller boyu hep sürdü.
Yiyecek, vücudun yakıtıdır. Dengeli ve düzenli beslenmek esastır. Yapılan araştırmalar, obez çocukların çoğunlukla yetersiz beslendiğini ortaya koydu. Günümüzde, abur cubura bağımlı olan bir nesille yüz yüzeyiz.
Obezite, aklınıza gelebilecek hemen hemen her kronik hastalığa yakalanma riskinin artmasıyla bağlantılıdır. Bunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, en azından kısmen, vücut organlarının aşırı kalorileri işlemek için aşırı yüklenmesi, aşırı kilolu olmanın getirdiği fiziksel aktivite eksikliği ve tüm bunların neden olduğu ve dolayısıyla tüm bunları daha da kötüleştiren yetersiz uykudan kaynaklanmaktadır.
Obez olan birçok insanın yeme düzeninde beslenme eksikliğinin daha az düşünülmüş olabileceği bir gerçektir. Özellikle çocuklar. Bir yanda dünyanın dört bir yanındaki zor durumdaki ülkelerde zayıflamış, yetersiz beslenmiş çocukların çarpıcı görüntüleri, öte yanda gelişmiş ülkelerde artan obez çocuklar. Her iki durum da kötü sağlık sonuçlarına yol açar.
Araştırmacılar, çocukların yediği yiyeceklerin yiyecek dışında her şeyle dolu olması nedeniyle obezitenin genellikle yetersiz beslenme anlamına geldiğini fark etmeye başlıyor. Son araştırmalara göre ailelerin çocukları beslerken, ne yiyeceğine karar verirken herkesin dikkatli olması gerekir. Yetersiz beslenen çocukların çoğu paradoksal bir şekilde aşırı besleniyor. Abur cubur, atıştırmalıklar… Araştırmalar endişe verici.

ÇOCUKLUK ÇAĞI ŞİŞMANLIĞI

Araştırmalar, yetersiz beslenen çocukların obez olma olasılığının düşük kilolu olmaktan daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bu eğilimi tersine çevirmek mümkün. "Yoksulluğun gözü kör olsun." Ya kötü alışkanlıklara ne demeli?
Çocukluk çağı obezite oranları artışı ne olursa olsun, bu felaketi önlemek için en kritik sağlık hizmetlerinden biri, çocuklar için beslenme danışmanlığı kurulmalıdır. Okullarda bu konuda eğitim kurumsallaşmalı. Ayda, yılda bir kampanya şeklinde olmamalı. Aile hekimlerinin yükü oldukça çok ama her sağlıklı çocuk muayenesinde, diyetisyen yardımı ile ebeveynlerle uygun beslenme seçenekleri değerlendirilmeli. Çocukları meyve ve sebze yemeye nasıl teşvik edeceklerine dair ipuçları vermeli. Birçok ebeveynin fast-food, şekerli atıştırmalıklar, şekerlemeler ve gazlı içecekler gibi abur cuburların çocukları için zararlı olduğunu fark etmemesine her zaman şaşırmamak gerek.

OBEZİTE SALGINI İLE MÜCADELE

UNICEF, çocukluk çağı obezitesi eğilimini tersine çevirmek için çeşitli politika değişiklikleri önerdi. Kuruluşa göre kurtuluş reçetesi:
Çocukların beslenme ortamını iyileştirmeye yönelik gıda etiketleme, gıda pazarlama kısıtlamaları ve gıda vergileri gibi politikaların uygulanması.
Aileleri ve toplulukları daha sağlıklı gıda seçimleri talep etmeye teşvik etmek.
Okullarda abur cuburlara erişimin yasaklanması.
Fakir ailelerin besleyici gıdalara erişimini ele almak.
Bu politikalar benimsendiğinde etkili olacağı kuşkusuz.

İLK BİN GÜN

Bir çocuğun obeziteye giden yolu, daha ana karnında başlar. Obezite sorunu yaşayan ebeveynler, çocuklarına genellikle obezite riskini artıran genler aktarırlar. Ancak ebeveynlerin, genetik obezite riski taşıyan çocuklarda bile, çocukluk çağı obezitesini önlemeye yardımcı olabilecek başka birçok yolu vardır.
Yapılan çalışmalarda, gebe kaldıktan sonraki ilk bin gün içinde şeker kısıtlaması uygulanan çocukların tip 2 diyabet geliştirme ihtimali azalmış, yetişkinlikte hipertansiyon geliştirme olasılığı azalmış bulunmuş.
Hatta öyle ki araştırmacılar; “Hayatın erken dönemlerinde şeker, yeni tütündür ve gıda şirketlerini bebek mamalarını daha sağlıklı seçeneklerle yeniden formüle etmeleri, pazarlamayı düzenlemeleri ve çocuklara yönelik şekerli gıdalara vergi koymaları konusunda sorumlu tutarak buna bu şekilde davranmalıyız" demektedir.

EBEVEYNLER NELER YAPABİLİR?

Çocukluk çağı obezitesinin önlenmesi, gebe kalma anından itibaren devam eder. Sigara içmek, aşırı kilo alımı, gebelik diyabeti ve hamilelikte sınırlı fiziksel aktivite, çocukluk çağı obezitesi riskini artırır. Birçok hamile kadın, kötü yaşam tarzı tercihlerinin doğmamış bebeklerini ne kadar etkilediğinin farkında değildir. Ebeveynlerin obezite, diyabet ve diğer kronik hastalık riskini azaltmak için atabilecekleri en önemli adım, çocuklarının ilk bin gününde şeker alımını kısıtlamalarıdır.
Çocukluk çağı obezitesi büyük sorun. Ailenin de sorumluluğu var. Amerikan Pediatri Akademisi önerileri:
Ebeveynlerin çocukları için rol model olması.
Ekran süresini en fazla iki saatle sınırlamak.
Tutarlı yatma saatleri, dinlenme dönemleri ve sınırlı gece ödevi veya ekran süresi gibi iyi uyku alışkanlıklarını teşvik etmek.
Aile olarak birlikte yemek yemek.
Ultra işlenmiş gıdalar yerine tam gıdaları (tek bileşenli gıdalar) tercih etmek.
Günde en az bir saat fiziksel aktivitede bulunmak.
Meyve suyu ve fast-food dahil tüm şekerli içeceklerden kaçınmak.
Ailenin katılımı ile birlikte sosyal politika değişiklikleri, çocuklarımızda obezite ve kronik hastalıkların yaygınlığını değiştirmeye yardımcı olabilir. Beslenme ortamımızda ve yaşam tarzımızda değişiklik yapmazsak, çocukluk çağı obezite oranlarının artmaya devam etmesi muhtemeldir. Obezite gibi toplumsal hastalıklardan kurtulmak için ilaç kullanmak veya ameliyat etmek yerine, derinlemesine araştırma yapmanın ve çocuklarımızı yetiştirdiğimiz ortamı değiştirmek için gereken zor kararları almanın zamanı geldi.
Obezite salgınını şimdiden dur demezsek, öyleyse ne zaman?