Suçlu sistem
Dünya Kupası grubumuz belli olduğunda, spor yorumcularımız “Lokum gibi grup!” dediler. Bazıları, baraj karşılaşmalarının gruptan zor olduğunu söyledi. Bense, gruptan çıkamayabileceğimizi ve grup karşılaşmalarına özen göstermemiz gerektiğini yazdım. 7 Nisan’daki yazımda “Dünya Kupası’nın En Zor Grubundayız” ara başlığı ile grubumuzdaki ülkelerin dünya sıralamasındaki yerlerini değerlendirdim. Gruplardan ilk 2 ve en iyi 8 üçüncü çıkıyorsa, gruplardaki 3. ve 4. sıradaki ülkelerin kıyaslanması esastır. Elemelerde Brezilya, Arjantin ve Uruguay’ı yenen dünya 40’ıncısı Paraguay grubumuzun en alttaki ülkesi ve Dünya Kupası’na katılan 16 takım Paraguay’ın altında yer alıyor. Dünya 27’ncisi Avustralya ise diğer tüm grupların 3. sıradaki ülkelerinden daha üstte. Tüm bunları çözümleyemeyen spor yorumcuları, şimdi silahlarını donanmışlar, suçlu arıyorlar; suçluyu aynada görecekler. Sistemin yanlış işleyen dişlilerine dokunamadılar, çünkü onlar da bu yanlış sistemin çarklarından biriydiler.
Çok para harcayıp sadece laf üreten bir futbol endüstrisine sahibiz. “Bizim çocuklar” diyoruz da, bu çocukların ne kadarı bizim? Çocuğunu yetiştirmeyenden ebeveyn olur mu? Neyse ki; çocuklarımızın gönlünde ülke tutkusu var da kendini yetiştiren üvey babasına değil, öz babasına bakıyor. 26 kişilik kadromuzda 10 futbolcu Avrupa’da doğdu, Avrupa’da futbol eğitimi aldı. 5 futbolcumuz Almanya’da yetişti. Hakan Çalhanoğlu Manheim’da, Kenan Yıldız Bayern Münih’te, Can Uzun Nürnberg’de, Salih Özcan Köln’de, Kaan Ayhan Shalke’de yetiştiler. Hollanda akademilerinden de 3 futbolcu Dünya Kupası kadromuzda yer aldı. Ferdi Kadıoğlu NEC’te, Orkun Kökçü Feyenoord’da, Oğuz Aydın AZ67’de yetiştiler. Deniz Gül İsveç’te AIK ve Hammarby’de, Mert Müldür Avusturya’da Rapid Wien’de yetişti. Dünya Kupası kadromuzdaki bazı gençlerimiz de; 20 yaşına gelmeden Türkiye’den ayrıldı. Çağlar Söyüncü ve Ozan Kabak Almanya’da, Arda Güler İspanya’da, Merih Demiral Portekiz’de gelişimlerini sürdürdüler. Üretmediğimiz gibi, elimizdeki cevheri işleyemiyoruz da. Dünya Kupası kadromuzda yer almayan ama Milli Takım’ın son karşılaşmalarında forma giyen Aral Şimşir Danimarka’da, Yusuf Sarı Fransa’da, İsak Vural İsveç’te, Atakan Karazor, Eyüp Aydın, Barış Kalaycı ve Ahmet Kutucu Almanya’da doğup yetiştiler. Avrupa’daki Afrikalılar gibi; bu çocuklarımız da yetiştikleri ülkeyi seçselerdi; ürettiklerimizle bırakın Dünya Kupası’nı, eleme gruplarında puan alamazdık. Deniz Undav Almanya’yı seçti ve kupada 2 maçta 3 gol atarak “Almanya’nın Kahramanı” oldu. Bizim medyamız ise, öz babalarını seçen çocuklarımız için dar ağaçları kuruyor.
TÜRK FUTBOLU BAĞIMSIZ DEĞİLDİR
Hani “ya istiklal ya ölüm”dü, hani “bağımsızlık bizim karakterimiz”di. Üretmediğimiz için, Milli Takımımız Avrupa’ya bağımlı olmuştur. Üretmediğimiz gibi, Avrupa’da üretilen gençlerimizi harcamak için sıraya girdik. Suçlu ararken; hiçbir spor yorumcumuz gerçek suçluyu dillendirmiyor. “Suçlu antrenör”, “suçlu başkan”, “suçlu futbolcular”... Gerçek suçluyu söylemek işlerine gelmiyor.
SUÇLU SİSTEM
Sistemin parçası olanlar, sistemi değiştiremez. O hoca gider, yenisi gelir. O başkan gider, yenisi gelir. Mourinho futbolumuzu ormana benzetmişti. Ormanda tilki olmak kolaydır; ama ormanın karıncaya, kunduza, arıya gereksinimi var. Arslan değişse de tilkiler değişmez.
TARİHİN EN BAŞARILI MİLLİ TAKIMI
Yazılanları okursanız; zannedersiniz ki, her Dünya Kupası’na katılıyoruz. 96 yıllık Dünya Kupası tarihinde 3. kez kupaya katıldık, normal sürede Asya takımları dışında kimseyi yenemedik. Zannedersiniz ki, Avrupa Kupaları’nda final oynayan takımlarda birçok yıldızımız var. Yorumcularımız UEFA Şampiyonlar Ligi finalini oynayan iki takımın da ilk 11’inde Ekvatorlu futbolcu olduğunu biliyor mu? Bilmez, ne gerek var? Üretmek için öğrenmek gerek; tüketmek için harcamayı bilmek yeterli. Biz harcamayı çok iyi biliriz!
Her büyük organizasyon öncesi, hatalı hazırlık maçı ve yolculuk tercihlerini yaptıran menajerlerden TFF’nin kurtulması gerekir. 2 maçımız en doğudaki Kaliforniya’da iken, Venezuela ile en batıdaki Florida’da oynadık. İlk maçımızı oynadığımız Vancouver’da hazırlık sürecimizi tamamlamadık. Grubumuzdaki diğer 3 takım, grup maçlarımızın büyük kısmının oynandığı Kaliforniya’yı kamp merkezi yaparken; FIFA ve ABD’nin Türkiye ve İran’a layık gördüğü Arizona çöllerinde kamp yaptık.
YABANCI FUTBOLCU MENAJERLERİNİN LİGİ
Süper Lig takımlarımızda 14 yabancı futbolcu var. Üstelik ilk 11’de 11 yabancı da oynayabiliyor. 1. Lig takımlarımızda 8 yabancı futbolcu var. Yerel amatör lig takımlarımızın 2’şer yabancı oyuncu hakkı var. Avrupa Gençler Ligi’nde ülkemizi temsil edecek takımı belirleme karşılaşmasını kazanan Göztepe’nin bile kadrosunda 4 Afrikalı futbolcu var. Bu şartlarda Türkiye’de nasıl futbolcu yetişsin?
Süper Lig’de ilk 11’de yabancı sayısı sınırlandırılmalı. Diğer liglerde ve altyapılarda yabancı oyuncu yasaklanmalı. Ülkenin dört bir yanında yetenekli gençler taranmalı. Standartları belirlenmiş seçmeler kamerayla kayıt altına alınmalı. Altyapı seçmelerinde menajer etkisi, torpil ve ücret talebi uygulamaları sonlanmalı. Profesyonel takıma altyapıdan oyuncu yetişmesi teşvik edilmeli. Kulüplerin altyapı başarısı değerlendirilmeli ve ödüllendirilmeli. Altyapılarda spor ahlâkı eğitimi verilmeli. Kültürlü sporcu yetiştirilmeli. Hiçbir altyapı oyuncusu ve ailesinden kulüpler herhangi bir isimle ücret almamalı. Üretimin olduğu yerde başarı da gelir.