14 Eylül 2026 Pazartesi
İstanbul 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Taban tavan ilişkisinde ne hallerdeyiz? (2)

Latif Bolat

Latif Bolat

Gazete Yazarı

A+ A-

Pazar günkü yazımızın devamı.

Yeni Türkü grubu ilk kurulduğunda Ankara’da idiler. Aralarında bizim de tanıdığımız iki müzisyen, kurucu üye olarak yer almaktaydı.  Ama grup müziklerini duyurmak için İstanbul’a göç etmenin gerekliliğinin farkına varınca, bu iki arkadaşımız Ankara’da kalıp yollarını ayırmışlardı. Çünkü, herkesin ekmeğini kazanacağı işleri hala Ankara’daydı ve İstanbul’daki bilinmezliğe girmeye cesaret edememişlerdi. Ama sonunda Yeni Türkü grubu “doğru yerde doğru zamanda” olma kuralına uyarak bugünkü ünlerine kavuştu.

Aynı durumda, birçok yazar, çizer, gazeteci, televizyoncu, ressam, mimar, heykeltraş ta İstanbul’un yolunu tutarak, en azından birer sanatkar olarak şanslarını deneyecek bir ortam yaratmış oldular ve bazıları gerçekten de ünlü birer sanatçı haline geldiler.

BAŞKENT ANKARA BİLE YETMİYORSA!

Böylece, Türkiye açısından İstanbul’un anti-demokratik rolünü ortaya koymuş bulunduğumuzu sanırız. 85 milyonluk ve 81 şehirlik bir ülkede, Ankara ve İzmir’in bile sanat ve kültür konusunda hemen hiçbir hükmünün ve etkisinin olmaması, bizleri derinden düşündürmelidir. Burada, ABD’deki nispi demografik-demokrasiyi belirtmemiz gerek. New Yok City, Los Angeles ve Şikago’nun yanında Memphis oldukça önemsiz ve adı bile pek bilinmeyen bir Güney şehridir. Ama, dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü şarkıcısı Elvis Presley Memphis’te doğmuş, büyümüş, müzisyen olmuş ve orada ölmüştür.  Şimdilerde ise yaşadığı ev ve stüdyo, ABD’nin en çok ziyaret edilen müzelerindendir. Yani Memphis gibi ufak bir şehir bile, ünlü bir sanatçıya ev sahipliği yapabilmiştir. 

Mesela, Seattle ABD’nin en kuzey doğusunda Memphis’ten büyükçe ve daha önemli bir şehirdir. Orası da, bu nispi demografik-demokrasi sayesinde, Nirvana, Pearl Jam, Soundgarden, Jimi Hendrix, Quincy Jones, Ray Charles, Kenny G, ve yüzlerce diğer meşhur sanatçıyı yaratmıştır.

İSTANBUL HALA PAYİTAHT MIDIR?

Memleketimizde, İstanbul dışındaki insanlarımızda, eğer İstanbul’da olunmazsa sanat ve kültür adına fazla bir şansınız olamayacağı konusunda, yukarıda açıkladığımız örneklerden de göreceğiniz bir anlayış vardır. Ve bu da, insanların içlerinde bulunan sanat ve kültür eğilimlerinin, daha doğmadan ölmesini ve dumura uğramasına sebep olmaktadır.

Yoksa Cumhuriyeti yaratanlar, daha ilk günlerinden itibaren, Halkevlerini, içinde sanat arzusu olan ve yeteneğini keşfetmek isteyenler için, çok önemli bir fonksiyon yaratmak için kurmuşlardı.  Malatya’nın köylerinden gelen birisi bile, belli ölçüde bu konuda şansını deneyip, içindeki sanatkarlığı ortaya koyma olanağı bulabilmekteydi. Halkevleri tarzı uygulamalar, sanat ve kültürün Türk insanının en aşağılardaki ve en uzaklardaki kesimine bile yayılmasını ve onların içinden de yeteneklerin keşfedilip sanat çevrelerine katılmasını amaçlamaktaydı. Bu yaklaşım sonucu, Cumhuriyet yüzyılının ilk on yıllarında büyük başarılar elde edilebildi. Ama liberalizmin egemen olmasıyla birlikte, bu çabalar giderek azaldı ve nihayetinde tamamen yok oldu. 

DEVŞİRME GELENEĞİNDEN ÖĞRENİLİR Mİ?

Aslında, Osmanlı zamanında bile, buna benzer bir uygulama, “devşirmelik” kurumu ile yapılmaktaydı. Özellikle Balkanlarda, Osmanlı merkezi yönetimi, köylere kadar görevliler gönderip, sanat, kültür ve askerlik konularında genç çocukları ailelerinden alarak onlardan geleceğin elit sanat ve siyaset temsilcilerini yaratmak gibi bir kurum geliştirdiler.

Osmanlı İmparatorluğu’nda devşirme sistemi ile, Hristiyan ailelerden alınıp sarayda ve Enderun’da eğitilen, devletin en yüksek makamlarına yükselen en ünlü sadrazam, komutan ve sanatçılar arasında Sokullu Mehmed Paşa, Mimar Sinan, Gedik Ahmed Paşa, Mahmud Paşa ve Pargalı İbrahim Paşa yer alır.

Birçok saray müzisyenleri de, Enderun’da gayrimüslim kökenli olup müzik eğitimi alan yüzlerce çocuklardan bazılarıdır. Onlar, Osmanlı saray müziğinin (Klasik Türk Müziği) teorisini ve enstrümanlarını geliştirmiştir.

Devşirme kökenli asker-sanatçılar da, Mehteran Şefleri olarak, dünyanın ilk askeri bandosu olan Mehter takımının ritim ve beste yapısını şekillendirmiştir. Sanat dünyasında, bu yöntemler ile uzak köylerden getirilip topluma kazandırılan birçok ünlü sanatçı arasında, Arnavut kökenli olan ve divan edebiyatının en büyük mesnevi yazarlarından olan Taşlıcalı Yahya, ünlü minyatürcüler  Matrakçı Nasuh ve Nakkaş Osman’ı da sayabiliriz.

ANADOLU DA BİR İSTANBUL YAPILMALI

Sonuç olarak, sanat ve kültür işçiliğinin demokratikleştirilmesi diye bir sorunumuz uzun süredir vardı ve daha bir süre de var olacağa benzemektedir. Aslında, bu tüm insanlığın bir problemidir. Hemen hiçbir alanda demokratik olamayan liberal kapitalist sistemin, halkın çeşitli konulardaki yeteneklerini demokratik olarak keşfedip, onları topluma kazandırmak gibi bir amacı olamaz elbette.  Bunu ancak mevcut elitist sanat ve kültür ortamını değiştirip, daha eşitlikçi ve demokratik bir yeni sistem yaratarak elde edebiliriz.

Bunu başarabilmek için de, ilk şart olarak ülkenin her köşesinin eşit derecede önemli olduğunu ifade eden bir kültür politikası yaratılıp izlenmelidir. Malatya’nın köylerinden, Adana’nın kasabalarından bile yetenekli insanlarımızın sanat ve kültüre ulaşabilmesi ve bu alandaki yeteneklerinin ortaya çıkarılıp işlenebilmesi için, bu kesinlikle gereklidir. O zaman aynen Elvis Presley’in küçücük Memphis şehrinden ortaya çıkması ve oradan başarıya ulaşması gibi bir gelecek, bizim insanlarımıza da sunulmuş olacaktır.

Dünyanın Öteki Sesleri: Ali Reza Ghorbani, İran Toprağı (Firdevsi’nin anisina)

https://www.youtube.com/watch?v=-y9DVuaxEOM&list=PLlVABjnN0Zp8ZjnZLim6JZcgsI__Yncg_&index=31