Tahran Uluslararası Kitap Fuarı’ndan izlenimler
Bu yıl Kaynak Yayınları’nın temsil etmek üzere Celal Demirel’le birlikte katıldığımız 36. Tahran Uluslararası Kitap Fuarı, Ortadoğu’daki en büyük kültürel etkinliklerden biri. Kentin orta bölgesinde yer alan İmam Humeyni Musallası’nda, bizim TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nın yedi-sekiz katı büyüklüğündeki bir alanda düzenlenen fuara 2700’ü İranlı, 100’ü yabancı 2800 yayınevi katıldı. Ana tema “İran için okuyalım!” olarak belirlenmişti ve baş konuk ülke Irak’tı. Ayrıca Türkiye, Rusya, Meksika, Venezuela, Yemen ve Pakistan da özel ülke stantlarıyla yer aldılar. Kaynak Yayınları’nın bulunduğu “Harici Neşriyat” bölümü ise fuarın en renkli alanlarından birini oluşturuyordu.
Yıllar önce İstanbul Film Festivali’nde bir İran filmi seyretmiş ve salondan çıkıp İstiklal Caddesi’nde yürürken sosyalist gruplardan birinin taraftarı bir arkadaşımla karşılaşmıştım. Hoşbeşten sonra, İran filmi seyrettiğimi ve çok beğendiğimi söylediğimde epeyce şaşırmış, “İran gibi baskıcı bir şeriat devletinde sinema mı yapılıyor, hem de iyi film mi yapılıyor?” diye sormuş, benden “Dünyanın en güzel filmleri İran’da yapılıyor!” yanıtını almıştı. İran’da çok güçlü bir sinema geleneği vardı, çünkü İran çok derin bir şiir, edebiyat, felsefe ve kültür ülkesiydi. Ömer Hayyam’dan Furuğ Ferruhzad’a, Sadık Hidayet’ten Samed Behrengi’ye açılan yelpazede nice değeri yetiştirmiş verimli bir topraktı İran ve ne yazık ki Batı’nın olduğu kadar Türk aydınlarının önyargılarının da hedefindeydi.
FİLİSTİN MÜCADELESİ VE ANTİ-EMPERYALİZM
Fuarı dolaştığımda ister istemez Karl Marx’ın, Shakespeare’in, Victor Hugo’nun, Marquez’in, Dostoyevski’nin, Troçki’nin, Che Guevera’nın, Albert Camus’nün, Virgiana Woolf’un Farsça baskıları hemen dikkatimi çekti. Türk yazar ve şairlerden de Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Özdemir Asaf ön planda yer alıyordu. 7-17 Mayıs tarihleri arasında 10 gün süren fuarın geniş yayıncılık yelpazesinde yemek kitaplarından futbola, gezi-seyahat kitaplarından roman, öykü ve şiire, ekonomiden sosyoloji ve psikolojiye, İslam eserlerinden Budizm tarihine kadar her türlü kitaba rastlamak mümkündü. Ama Filistin mücadelesi ve İsrail’in Gazze’deki soykırımı ile İran’ın anti-emperyalist mücadelede verdiği şehitlerle ilgili anma kitapları, fuarın atmosferini ağırlıklı olarak etkiliyordu. Girişinde İsrail’e yollanan füzelerden birinin maketi bulunan Yemen standı, fuarın en hareketli yerlerinden biri ve adeta onur köşesi gibiydi. Kısacası kalabalık fuar alanı, tıpkı cadde ve sokakları, çarşıları, modern alışveriş merkezleri, kafe ve restoranları gibi renkli İran toplumunu yakından tanımak için çok iyi bir fırsat niteliğindeydi. Kaynak Yayınları standında en çok ilgi gören eserler ve sohbet konularının başında ise Türk tarihi, Türkiye ekonomisi, Türkiye-İran ilişkileri, Türkçe, Atatürk ve Cumhuriyet geldi.
İRANLI DOSTLARIMIZA TEŞEKKÜRLER
Başta İran’ın Ankara Büyükelçiliği yetkilileri olmak üzere İranlı dostlarımız, ilk kez katıldığımız fuarda hiçbir yardımı esirgemedi ve her türlü yardımda bulundular. İslami Radyo ve Televizyonlar Birliği’nin, katılımcı Türk yayınevleriyle yakından ilgilenen, çok etkileyici iki simgesel müze (eski Amerikan büyükelçiliği ve eski SAVAK işkence merkezi-hapishane olan İbret Müzesi) dahil Tahran’ı yeterince tanımamız için çok yardımcı olan emektar görevlilerine teşekkürü borç bilirim. Ve iki de özel teşekkürü atlamamam lazım; Türkiye Araştırmaları yüksek lisans öğrencisi Haniye Penahlu ve Aydınlık-Ulusal Kanal’ın Tahran temsilcisi Gürkan Demir arkadaşlarımız da İran’daki çalışmalarımızı çok kolaylaştırdılar ve engin misafirperverliklerini esirgemediler.
Şimdilik hoşça kal Tahran…