18 Temmuz 2026 Cumartesi
İstanbul 31°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Tanık olduğum olaylar (2)

Cengiz Çakır

Cengiz Çakır

Gazete Yazarı

A+ A-

Fakültenin birinci sınıfını 1961-1962 ders yılında okuduk. Haziranda dönem sonu sınavları yapılırken ABD ile Sovyetler Birliği arasında Küba Krizi patlak verdi. Siyasi ortam çok gergindi. Dünya, nükleer savaş tehlikesi ile yüzyüze geldi. Manisa ilinde konuşlandırılmış Jüpiter füzeleri dolayısıyla nükleer savaşın öncelikli hedefi durumundaydık. Birkaç gün içinde patlak verecek bir nükleer savaşta yok olacağımıza göre sınavların bir önemi kalmamıştı. Ders çalışmayı bırakıp Havuzlu Kahve’de prafa oynamaya başladık. Sonuçta Yüksek Matematik dersinden bütünlemeye kaldım. Korkulan olmadı ve eylül ayında geçer not aldım.

JÜPİTER FÜZELERİ

Nikita Kruşçev ile Kennedy bir şekilde anlaştılar. Sonbaharda bir akşam üzeri merkez binanın önündeydim. O zaman görmeye pek alışık olmadığımız havaimavi renkli, upuzun askeri tırlara yüklenmiş iki adet Jüpiter füzesinin Ağaçlı Yol’dan geçirildiğini gördüm. O tarihte İzmir Limanı’na bağlanan yegâne yol olan bu güzergâh, o taşıtlar için çok dardı. Kamyonun arkasına monte edilmiş bir sandalyede oturan askerin, mikrofon ve kulaklık aracılığıyla sevkiyatın yöneticisi ile bağlantı kurduğunu da gözlemledim.

Sonuçta nükleer silahların sınırlandırılması yoluna gidildi ve dünya rahat bir nefes aldı. SSCB de Küba’daki füze sistemlerini kaldırdı. 1970 yılında Manisa ilinde yaptığımız bir anket çalışması sırasında gittiğimiz Yunt Dağı’ndaki Çınarlıkuyu Köyü’nde, sökülen füze rampalarından geriye kalan çukurları gördüm.

YABANCI HOCALAR

1955 yılında kurulmuş olan Ege Üniversitesi’nde dersler, Ankara ve İstanbul Üniversitelerinden bir ay önce başlıyordu. Birçok ders, oralardan gelen hocalarla yoğun olarak verilip tamamlanıyordu. Alman, Amerikalı hatta Japon hocalar bile vardı. Bitki Sistematiği ve Sitogenetik dersini bir Alman hocadan, Sebze Islahı’nı başka bir Alman hocadan, Genel Meyvecilik dersini bir Amerikalı’dan aldık. Önemli olan çeviri idi. İstatistik dersini Alman bir hoca İngilizce olarak anlattı, yeterli derecede İngilizce bilmeyen asistanın yaptığı çeviriden birşey anlamadık. Daha sonra İstatistik dersi vermem gerektiğinde her şeyi yeni baştan öğrendim.

Gıda ile ilgili dersin çevirisini yapan bir asistan, hocanın verdiği metinleri önceden çevirerek durumu idare ediyor. Ancak dersin sonunda öğrencilerden biri çetrefil bir cümle kurarak hocaya soru yöneltiyor. Saf yürekli asistan ağabeyimiz, boş bulunup çaresizlik içinde “Ha gari, şimdi nasıl deyceen bunu?” diyor. Uygulamalar sırasında meyvecilik dersimize giren Amerikalı hocalara çevirmenlik yaptığım zamanlar olmuştur.

Aşıların bağlanması için kullanılan, ‘rafya’ denilen bir ince şerit vardır. Öğrenciler, kocaman yumaktan kestikleri rafyaların bir kısmını kullanıp kalanını bahçeye atıp geçmişlerdi. Amerikalı hoca onları toplayıp birbirine ekleyerek yumağın üstüne sararken “Ben israfa karşıyım.” demişti. Alman hocalardan birinin sözü de aklımdadır: “İnsan, az bildiği şeyi çok hayal eder.”

DİĞER YABANCILAR

1965 yılında mezun olup Denizli Teknik Ziraat Müdürlüğünde göreve başlayınca ortalıkta dolaşan bir Amerikalı gördüm. Tayvan o zaman Formoza olarak adlandırılıyordu. Orada eğitim görmüş bir mühendis, çevirmenlik yapıyordu. Amerika’nın AID fonundan desteklenen bir proje ile Denizli İli Tarım İşletmelerinin Sosyo Ekonomik Etüdü adlı kapsamlı araştırma yapılıp Türkçe ve İngilizce olarak yayımlandı.

Kürsümüzde iki Barış Gönüllüsü, iki Amerikalı profesör, iki İngiliz, üç Alman, bir Amerikalı araştırıcı görev yaptı. Amerikalılar belirli günlerde Amerikan Konsolosluğuna gidip rapor verirlerdi.

Doktoramı bitirdiğimde Denizli’deki ailemin haberi olmadan, Amerikan Kütüphanesi’nden bana kutlama mektubu geldi.

ŞAŞIRTICI DURUM

Manisa köylerinin birinde Ali Takan adında bir muhtar, araştırma ekibimizi ısrarla evine davet etmiş; çorbasını içmiştik. Ali ağabey, ileri görüşlü, çok neşeli bir insandı. Köpeğinin yavrularına köye gelen Barış Gönüllülerinin adını vermişti. Dostluğumuz sürmüş, eşiyle birlikte evimizde konuk olmuşlardı.

Birkaç yıl sonra İngiltere’den gelen araştırıcılardan biri bana Ali Takan’ın Çerkez olduğunu söyleyince çok şaşırdım. Dost idik ama birbirimizin etnik kökenini, mezhebini sormamıştık. Araştırıcı kılığında arazide gezen bu adamların aslında ajanlık yaptığı kanısı pekişti. Onun görevinin uzatılmasına ilişkin Bölüm Kurulu Kararı’na tek başıma muhalefet şerhi koydum.

O dönemde taşıt araçlarının üzerinde yazılar olurdu. Pek çok kamyonun alnında “Maşallah” yazısını gören Amerikalı hoca, onu büyük bir taşımacılık firması sanmıştı.

Hayat
Yazarın Önceki Yazıları Tüm Yazıları