14 Ekim 2026 Çarşamba
İstanbul 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Tatilde üç yeni kitaba dair: Ramiz vatan mücadelesinde

Kadim Ülker

Kadim Ülker

Site Yazarı

A+ A-

Yaz bitti, tatil de bitti. Emekliye zaten her gün tatil. Eskiden tatil deyince deniz, güneş, kumsal, kitap aklıma gelirdi. Emekli olunca bunların hepsini her an düşünmek mümkün.

Ağustos ayında üç kitap daha tanıma şansım oldu. Biri Japonca, biri Almanca, biri de Türkçeydi. Önce Türkçe kitaptan başlayalım.

“Ramiz: Teşkilat-ı Mahsusa’dan Millî Mücadele’ye”, Hasan Tahsin Benli’nin kitabı. Hasan Tahsin Benli’den tanıdığım üçüncü kitap bu. Daha önce iki söyleşi kitabını tanımıştım.

Mülkiye çıkışlı; gazetecilik, editörlük ve sendika danışmanlığı yapan Benli’yi yıllar önce tanımıştım. Kısa sürede dost olduk. Şahsen ulaştırabildiği kitaplarını bizzat elden, ulaştıramadıklarını ise postayla gönderiyor Hasan Tahsin.

Mayıs 2026 tarihiyle Cumhuriyet Kitapları arasında çıkan “Ramiz” adlı çalışmasını, Mehmet Alkaya ile yaptığı “Ne Kaldı Bizden Geriye” adlı söyleşi kitabıyla birlikte postayla ulaştırmak istedi. Kitaplar Türkiye’den Viyana’ya çok kısa süre içinde ulaştı. Aradan bir süre geçtikten sonra ise kitapların gümrük bedeli istendi benden. İki kitap için gümrük bedeli olarak 25 avro ödemek durumunda kaldım. Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkeden geliyordu kitaplar, gümrüğe tabi tutulmalıydılar.

Tatilde üç yeni kitaba dair: Ramiz vatan mücadelesinde - Resim : 1

“Ramiz” bir yaşam öyküsü kitabı. Kitabın merkezinde, yazar Hasan Tahsin Benli’nin dedesi Binbaşı Ramiz Bey’in hayatı yer alıyor. Ramiz Bey’in hayatı anlatılırken Osmanlı’nın son döneminden Millî Mücadele yıllarına uzanan zorlu yıllara da tanıklık ediyoruz.

Aile arşivinden gün yüzüne çıkan fotoğraf ve belgeler ışığında, Binbaşı Ramiz Bey’in Teşkilât-ı Mahsusa’da görev yaptığı yıllarda Kafkasya ve Filistin cephelerinde geçen mücadelelerle şekillenen hayatı ele alınıyor. Çalışmada, Ramiz Bey’in Teşkilât-ı Mahsusa’da görev yaptığı yıllarda Kafkasya ve Filistin cephelerindeki yaşamından, Giresun’da Askerlik Şube Reisliği görevine kadar uzanan yaşam öyküsü, döneme ait arşiv belgeleriyle birlikte ortaya konuluyor.

Araştırma yalnızca aile arşiviyle sınırlı kalmayıp döneme ilişkin doktora tezleri, çeşitli makaleler ve yazılar ile devlet arşivlerinde gerçekleştirilen kapsamlı bir taramayla destekleniyor. Böylece Binbaşı Ramiz Bey’in hayatı, görevleri ve yaşadığı dönemin tarihsel koşulları mümkün olduğunca geniş bir kaynak yelpazesi üzerinden yeniden değerlendiriliyor.

Kitapta, Millî Mücadele yıllarında önemli görevler üstlenmiş, ancak zaman içinde adı ve hizmetleri yeterince hatırlanmamış kahramanlardan biri olan Binbaşı Ramiz Bey’in hayatı anlatılıyor.

“Ramiz”, üç kuşak öncesine kadar uzanan aile geçmişimizin araştırılmasına öncülük eden, aile arşivlerinin ve geçmişe ait belge ve fotoğrafların önemini hatırlatan değerli bir çalışma.

Bu kitabı okuduktan sonra geriye yaslanıp anılara gittim. Vatanın bağımsızlık mücadelesindeki isimsiz kahramanlara, Ramiz Bey’e minnettarlığımızı düşündüm. Bu minnettarlığı kendi içimde dile getirirken bir anı beni bırakmadı. Yazar Hasan Tahsin Benli ile ortak arkadaşlarımızdan birinin mekânında bir sohbete kulak misafiri olmuştum. Ergenekon davasında tutuklanan bir subayın ailesinin, subayın haksız tutuklanmasından dolayı tazminat davası açmış olduğu o süreç anlatılıyordu. Tazminat bedelinin rakamları dile getiriliyor dava daha sürecek deniliyordu. Ergenekon’dan çıkan subaylardan birisi, tutuklanma olayını Ramiz Bey gibi bir savaş olarak görmemiş ve yatmış olduğu hapis süresi için kendi devletine tazminat davası açmıştı. Ramiz Bey ise Nâzım Hikmet’in Kartallı Kazım’ı gibi babadan kalan evine geri dönmüş, yakılan ev karşılığında kendisine devletin vermiş olduğu senetlerini tahsil etmeyi bile düşünmemişti.

Vatan ve bağımsızlık mücadelesinde Ramiz Bey ve arkadaşlarını tanımak bağımsız bir ülkede yaşayan herkesin görevidir; onların fedakârlıklarından kendimize çıkarmamız gereken dersleri almak için “Ramiz Teşkilat-ı Mahsusa’dan Milli Mücadele’ye” kitabını şiddetle öneririm.

Milli mücadelenin kahramanlarından Ramiz Beyi anlatan bu kitaptan sonra ikinci bir kitap daha elimdeydi.    Bu kitapta ise başka bir geçmişin, Anadolu’dan Viyana’ya taşınan Alevi müzik ve inanç geleneğinin izlerini sürmeye çağırdı.

‘ALEVİ MÜZİK GELENEĞİNİN AVUSTURYA’DA YANSIMASI’

Tatilde üç yeni kitaba dair: Ramiz vatan mücadelesinde - Resim : 2

Japonca olan ikinci kitap bir doktora çalışması. Kitap, müzik öğrenimini doktora ile taçlandıran Manami Suzuki’ye ait. Dr. Suzuki’nin müzik öğrenimi sırasında yolu Viyana’dan geçmiş ve burada Alevi müziğini tanımış. Viyanalı Alevilerle tanışınca onları doktora çalışmasının konusu olarak ele almış.

Kitabın adını Japoncadan Türkçeye aktardığımızda “Sınırları Aşan Müzik ve İnanç” diyebiliriz. Kitabın alt başlığı ise “Alevi Müzik Geleneğinin Avusturya’da Yansıması”. Japonca olan kitabı çeviri araçlarının yardımıyla inceleyebildiğim kadarıyla, çalışmada Viyana’daki Alevi diasporasının yaşamı, nasıl bir göçe zorlandıkları, göç sonrasındaki Viyana yaşamları, birlik ve beraberlikleri ele alınıyor. Viyana’daki Alevi müzik yaşamı, cem, semah ve saz da doktora çalışmasının ağırlıklı konularını oluşturuyor. Viyana’da öne çıkmış saz ustaları, cem evi ve geleneksel Alevi ozanlar da kitapta kısa tanıtımlarla yer alıyor.

Bu çalışmadan yıllar önce haberim olmuştu. Kitabı, Viyana Müzik Üniversitesi mezunu Linda R., meslektaşı Manami Suzuki’den ağustos ayında Japonya’dan benim için getirdi. Hem de imzalı.

Suzuki Manami’nin doktora çalışmasının merkezinde, benim de köylüm olan Âşık Veysel’in bulunduğunu daha önce öğrenmiştim. Kitapta Âşık Veysel, Pir Sultan Abdal gibi büyük bir Alevi ozanı olarak tanıtılırken, onun “Atatürk’e Ağıt” eserindeki ses ve biçim özellikleri de yorumlanıyor. Alevi mersiyeleri ve ağıtlarının özelliklerinden bahsedilen bölümde, özellikle Hz. Hüseyin’in şehadeti ve Kerbela olayı etrafında oluşan hüznün önemli bir yer tuttuğu anlatılıyor. Bu bölümde “Atatürk’e Ağıt”ın da bu türe önemli bir örnek olduğu belirtiliyor:

“Melodiler genellikle yüksek seslerden başlayıp aşağı doğru iner. Başlangıçtaki yüksek ve uzun seslerden sonra karmaşık iniş-çıkışlar gelir. Bu özellik, insanın başını eğmesi veya iç çekmesi gibi fiziksel ve duygusal hareketleri çağrıştırır. Bu nedenle müzikteki bu iniş, ‘iç çekiş’ olarak da yorumlanabilir. Alevi mersiyelerinin sözleri diğer bölgelerdeki mersiyelerle benzerlik gösterir. Ancak melodi ve söyleyiş biçimleri, doğrudan dinî uygulamalara bağlı olmaktan çok Anadolu folklorundaki ağıt geleneğine dayanır.”

Kitabını benim için, “Bir gün Âşık Veysel’in memleketinde sizinle buluşabilmeyi içtenlikle ümit ediyorum” cümlesiyle imzalayan Manami Suzuki’nin bu kitabı Türkçeye çevrilebilse, bir Japon müzik insanının Alevi müziği hakkında daha neler düşündüğünü öğrenmek ilginç olacaktır.

Alevi müziğiyle Viyana’ya taşınan Anadolu kültürünün izlerini sürdükten sonra, üçüncü kitap beni bu kez göçün Viyana’nın günlük konuşma dilinde bıraktığı izlere götürdü.

Haftaya diğer kitap ile görüşmek dileğiyle.