TDT Zirvesi’nde Türkiye’ye düşen görev
Kıbrıs konusu bu hafta yaşadığımız gelişmelerle birlikte, Türkiye için yine ön plana çıkıyor.
Netanyahu’nun Türkiye’yi ve KKTC’yi hedef alan peş peşe yaptığı saldırgan açıklamaları… Amerikan derin devleti içinde, tartışmalar ve derin bölünme. Bir bölümü İsrail’i kışkırtarak Türkiye’ye saldırıyı savunurken, diğer bölümü bunun doğru olmadığını ifade ediyor, bir numaralı hedefleri Türkiye olmasına rağmen…
Netanyahu’nun açıklamaları tabii ki sözde kalmıyor. Güney Kıbrıs’ta birçok yerleşim alanının, yönetimin izniyle İsrail tarafından denetim altına alınması, GKRY yönetimiyle yoğunlaşan askeri tatbikatlar, yeni üs alanları vb.
Bu gelişmelerle birlikte, GKRY de Türkiye ve KKTC’ye yönelik tehditlerini artırdı. ABD, İsrail, Mısır vb. ile ittifaklarını Hindistan’a kadar geliştirdi. Bu hafta da Fransa’yla askeri anlaşma yaptı. Bu anlaşmayla da Türkiye’yi ve KKTC’yi hedef alıyor. Milli Savunma Bakanlığımız buna sert tepki gösterdi.
Son gelişmeler Türkiye’mizi ve KKTC’yi güçlendiriyor. Bütün kurumlarımızda, KKTC’nin geleceği ile ilgili tutumumuzu netleştiriyor.
Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bu konudaki son açıklaması şöyleydi: “Akdeniz’de özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz. Gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. İhtirasları cüsselerini aşan bazı ufak tefek yapılar İsrail’in fitne kayığına binmişler. Siyonizmin taşeronluğunu üstlenmişler. Kimse siyonist katliam şebekesinin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkünün hak ve hukukuna kastedilirse, cevabımız çok net olur, çok da sert olur.”
KKTC’den de Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’dan bütün parti ve kuruluşlara, Meclis Başkanı’na kadar çok sert açıklamalar yapıldı.
Bu tabloda en dikkat çekici gelişme, KKTC Milli Eğitim Bakanı’yla, Cumhuriyet Meclisi Hukuk, Siyasi İşler, Dış İlişkiler ve Savunma Komitesi Başkanı’nın Kazakistan ve Kırgızistan’da düzenlenen toplantılarda yaptıkları konuşmalardı. Milli Eğitim Bakanı Nazmi Çavuşoğlu Kazakistan’da Türk Akademisi 8. Bilim Konseyi toplantısına gözlemci üye olarak katılmış ve konuşmasında bunun “tarihi bir gelişme” olduğunu vurgulamıştı. Savunma Komitesi Başkanı Yasemin Öztürk de Bişkek’te düzenlenen Türk Devletleri Parlamenterler Asamblesi (TÜRKPA) komisyonu toplantısına katıldı.
Görüyor musunuz, KKTC her teşkilatta “gözlemci üye”. Türk Devletleri Teşkilatı’ndan sonra, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın da gözlemci üyesi.
Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye yönelik tehditlerin bu kadar yoğunlaştığı koşullarda, aşalım artık bu “gözlemci” konumunu. Amerikan emperyalizmine ve İsrail’e son darbeyi indirmek için, başta Türk Devletleri, komşularımızı ve bölge ülkelerini bir kez daha KKTC’yi resmen tanımaya çağırıyoruz. Tabii bunun gerçekleşmesi büyük ölçüde Türkiye’mizin çalışmalarına bağlı. TDT’nın 13. Liderler Zirvesi, ekim ayında Türkiye’de yapılacak. Bu toplantıyı Türk Devletleri’nin, en azından bir kısmının, KKTC’yi resmen tanıdığı tarihi bir toplantıya dönüştürelim. Hükümetimizin ve devlet yetkililerinin bu amaçla yoğun bir çalışma başlatmalarını öneriyorum.