Tekstil sektörümüz kan kaybediyor: Oğlumuz dönüp dönüp hâlâ bina mı okuyacak
Türkiye Bankalar Birliğinin bu hafta yayımlanan verilerine göre, yılın ilk beş ayında, Ocak-Mayıs 2025 döneminde borcunu ödeyemediği için yasal takibe alınan kişi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39 artışla 1 milyon 39 bine ulaştı. Tasfiye olunacak alacaklarda da büyük artış var.
BORÇ İÇİNDEYİZ
Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre, Haziran 2025 itibarıyla bireysel kredi kartlarını da içeren bireysel kredilerde tasfiye olunacak alacaklar bir önceki yıla göre yüzde 176 artış ile 212 milyar TL oldu.
BDDK verilerine göre, 4 Ağustos 2025 tarihinde bankalardaki takipteki alacaklar 457 milyar TL'yi aştı. Takipteki kredi oranı ise yüzde 2,3'e ulaştı.
Bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişilerden borcu devam etmekte olan kişi sayısı, haziran sonu itibarıyla 4 milyon 143 bin 112 oldu. Türkiye borçlu.
NASIL ÇIKACAĞIZ DÜZLÜĞE
Nasıl çıkacak bu döngüden?
Eskiden çok duyduğumuz bir sözdü.
“Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur…”
Bir babanın ya da annenin yakınmasıdır.
Bir türlü bitmeyen, verimli sonuç vermeyen, geri dönüşü olmayan bir harcamadan bıkmış bir ebeveyn…
Döngü deyince aklıma geldi birden. Dönüp dönüp bina yapmakla çıkabilecek miyiz bu borç batağından…
TEKSTİL SEKTÖRÜ EKONOMİLERİN LOKOMOTİFİ
Bu hafta Yeni Ufuklar’da tekstil sektörünü konuşacağız.
Konuğum direnen bir üretici, Turgay Akşahin.
Arsu Triko Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı ve İSO Triko Giyim Sanayi Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı.
Tekstil sektörü Türk ekonomisinin can damarı. Taa kılcal damarlarına kadar nefes aldıran…
PAMUK DERİ YÜN İPEK HEPSİ MEVCUT SIRA HELVADA
Pamuğu, derisi, yünüyle, ipeğiyle… bitkisel ve hayvansal tarıma can verebilen bir sektör.
Sanatçısına, mühendisine, vasıflı vasıfsız işçisine, kadınına, gencine… istihdam alanı.
Bu topraklar tekstilin ve modanın anavatanı.
Binlerce yıldır biz bu işi biliyoruz, yapıyoruz…
Ah bir elimizden tutan olsa. Neler yapmayız. Kredi kartı borcu da ne oluyormuş…
Üstü kalsın bile deriz. Var mı yalanım.
Tekstil makinelerinin sesleri Van’dan, Ağrı’dan, Bursa’dan, Hatay’dan duyulur Kredi kartları borçları da ödenir

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye tekstil ve hammaddeleri sektörü 2024 yılında 207 ülke ve serbest bölgeye ürün sattı. Bu dönemde tekstil ihracatı bir önceki yıla göre binde 6 gerileme ile 9.5 milyara düştü.
Aynı dönemde hazır giyim ihracatı da yüzde 6.9 gerileme ile 17,9 milyar dolar, deri ve mamulleri ihracatı ise yüzde 17.9 düşüşle 1.5 milyar dolara geriledi. 2024’te en fazla ihracat Avrupa Birliği ülkelerine yapılırken, ilk üç sırayı İtalya, İngiltere ve İspanya aldı.
Eskiden oradan alırdık.
Şimdi onların üretimlerini bile biz yapıyoruz. Markayı basıp satıyorlar.
Neden biz yapıp satmayalım.
Atlantik ülkeleri zaten çıkmazda.
Üretici güçleri ve umutları, yaratıcılıkları darda.
Hele bir de arkamızda kalan coğrafyayı düşünün.
Rusya, Balkanlar, İran… kapı komşumuz.
Müthiş bir pazar. Afrika deseniz öyle.
BİR DE ASYA VAR
Zenginleşen önemli bir nüfus. Dili dilimize yüzü yüzümüze benzeyen koca bir Yükselen Asya.
Hele bir de ticareti millî paralarla yaptığımızı düşünün.
Sektörün en büyük derdi enflasyon ve kurlar.
Tekstil ve hazır giyim sektörü ağır bir kriz yaşıyor.
Üretimini kapan, örneğin Mısır gibi başka ülkelere gidiyor. Hazır giyim sektörünün son bir yıl içindeki Türkiye dışı yatırımı, Türkiye içi yatırımının üç katı olmuş.
AL GÜLÜM VER GÜLÜM
Neden demeyelim şu Asya ülkelerine gelin burada birlikte üretelim. Sermaye sizden… gerisini bize bırakın… bakın ne güzellikler çıkacak ortaya…
Ortak ortak…kardeş kardeş… al gülüm ver gülüm…
Çin’e nazar etmeyelim, biz de onun gibi olalım, üreticimizi batışını seyredeceğimize; şu ata sanatımızı diyeceğim ben artık tekstilimize… gerçek bu çünkü… tekstil ve hazır giyim sektörümüzün önünü açalım…
Çok daha müthişini başarırız.
MİLYONLARCA İNSANA İŞ ALANI
Kayıtlı kayıtsız… aile işletmelerini de dahil ettiğinizde iki milyonu aşan bir istihdamdan söz ediyoruz… girerek eriyor, son birkaç yılda istihdamda yüzde 25’in üzerinde bir kayıp olduğu söyleniyor… sektör kan kaybediyor… art arda kapanan üreticiler… gözümüzün önünde bitip gidiyor…
Gelin dönüp dönüp bina okuyan oğlumuzu da kızımızı da, kaynaklarımızı da sektöre yönlendirelim.
İnşaat sektörüyle karşılaştırmak için yazmıyorum. Söz gelimi öyle oldu. Ama gerçek yanı elbette var. Bina … bina… yaptınız… fayansı yok vitrifiyesi… çimentosu demiri yan tedarikçiyi hareketlendirdiniz.
Kime satacaksınız?
Baksanıza kredi kartı son çare olmuş. Borcunu bile ödeyemiyor. Satacak adam da bulamayacağız artık yakında; hadi damlattınız sattınız diyelim… inşaat kör yatırım. Katlanmıyor ki… Daireyi sattınız, tıkandı kaldı.
TEKSTİLE KAT KATABİLDİĞİN KADAR
Tekstil öyle mi…
Tekstilin bütün hammaddelerinin âlâsı bizde.
Tekstilin makinelerinin sesleri ta Van’dan Ağrı’dan Bursa’dan Hatay’dan duyulur. Üstelik Kurban Bayramından Kurban Bayramına değil, her daim!
Onlar hazır bekliyor.
Köylüsü kentlisi.
Yiyecek, içecek, giyecek, giydirecek…
Çarklar bir dönmeye görsün!
Kaynaklarımız var.
Becerimiz var.
Karar zamanı.
Ağlaşmanın diz dövmenin yararı yok.
(10 Ağustos Pazar günü, saat 20.30’da Ulusal Kanal’da Yeni Ufuklar’a bekliyoruz)
ABD artık sözünü dinletemiyor! Ne Bor’da ne de Niğde’de
Çin, ABD tehditlerine karşın Rus petrol ticaretine devam kararı aldı.
Çin, Trump’ın Hindistan'a Moskova'dan enerji satın alması karşılığında ikincil vergiler koymasının ardından ABD'nin yeni gümrük vergileri uygulama tehditlerine karşı çıktı.
Rus petrol ithalatının "meşru ve yasal" olduğunu belirtti ve ulusal çıkarlarına uygun olarak enerji güvenliği önlemlerini uygulamaya devam edeceğini söyledi.
Çin'in Rusya'dan ithalatı temmuz ayında 10,06 milyar dolara yükselerek mart ayından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.
Öte yandan Hindistan da ABD’nin tehditlerine gereken yanıtı verdi.
Trump 6 Temmuz’da Hindistan’ın Rusya’dan petrol almaya devam etmesini gerekçe göstererek Hindistan’a uygulanan gümrük vergilerini yüzde 50’ye çıkaracağını söylemişti. Öyle esip gürlemesine bakmayın; Trump’ın amacı Amerika’nın Hindistan’a olan 46 milyar dolarlık ticaret açığını azaltmak.
KIZIMIZ SESİMİZİ DUYSUN DİYE YAZIYORUZ
Bunlar da öyle sıradan ürünler değil.
İlaç ve elektronik ürünler bu açığın en önemlileri.
Hindistan da doğal olarak kendi üretimini korumak istiyor.
Geri adım atmıyor.
Hindistan Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yaparak, Rusya’dan petrol ithal etme gerekçelerinin 1,4 milyar nüfuslu ülkenin enerji ihtiyaçlarına dayandığını belirtti.
Bu da gelinlerimizin yaptığını kızımıza söyleme haberi olsun!!
İspanya’daki keçiler ve orman yangınları

İspanya'da orman yangınlarıyla mücadelede keçiler seferber edildi. Batı işte böyledir. Kendi salkımı yer, bize de aman sakın ha der!
İspanya’nın kuzeyindeki Katalonya’da yürütülen Avrupa Birliği tarafından desteklenen bir projeyle, yüzlerce keçi orman yangınlarıyla mücadelede kullanılıyor. Kuru ve yanıcı çalıları ve dikenli bitkileri kemirerek orman yangınlarına karşı mücadeleye katkı sağlıyorlar.
Katalonya’da, kuraklığın en şiddetli olduğu yıllardan biri olmasına rağmen geçen yıl yangın sayısında düşüş yaşanmış. Bunu alınan diğer önlemlerle birlikte keçilere borçlu olduklarını söylüyorlar.
Biz de yazıp söyleyip duruyoruz.
Belki AB yapınca dinlerler.
ÜLKEMİZİN BÜYÜK ZENGİNLİĞİ
Sürekli hareket halinde olan, farklı bitkilerle beslendikleri için sütleri daha lezzetli, yağlı ve protein açısından zengin keçilerin yararı saymakla bitmiyor. Geçen hafta Pazar günü (3 Ağustos 2025) Ulusal Kanal’da, Yeni Ufuklar’da Bursa Damızlık Koyun ve Keçi Birliği Başkanı Veteriner Hekim Yıldırım Oran’la orman yangınlarını ve keçilerimizi, üreticinin sorunlarını konuşmuştuk. (Youtube’dan izleyebilirsiniz) Türkiye aslında küçükbaş hayvan zengini. Ama ne yazık ki bizi üretimden vazgeçirdiler.