Tükenen CHP
Zor tutuyor kendisini,
hüngür hüngür ağlamamak için.
Haykırıyor isim isim bazı CHP’lilere seslenirken.
Bir dönem bakanlık da yapmış olan CHP emekli milletvekili Sayın Mehmet Sevigen.
Ne duruyorsunuz, halen neyi bekliyorsunuz biz sokaktaki çocuğa borçluyuz diyor.
Partiyi çakallara teslim ettik, yüz yıllık partiyi bitirdiler,
parti olmasaydı kim tanırdı onları diyor,
CHP yönetimini kast ederek.
Bir parti büyüğü olarak söylediklerine kulak vermek bir yana kalsın,
linç ediyor onu CHP camiası.
Gazetecilere de kızıyorlar niye yazıyorsunuz diye.
Her şey ortadayken ve üstüne üstlük şikayet eden de itirafçı olanı da, rüşvet aldım diyeni de verdim diyeni de kendileriyken.
Bir tek CHP mi peki?
Elbette hayır.
İktidar partisinden de görevden alınan, gözaltına alınan hatta tutuklanan Belediye Başkanları var.
Ama AKP yargıya intikal ettiyse eğer, pek savunmuyor.
CHP ise kendisine yakın medyadan da destek bulup feryat figan savunuyor.
Hatta öyle ki;
CHP’nin Genel Başkanı Sayın Özgür Özel
AKP’ye geçen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Sayın Burcu Köksal’ı
sokak jargonu ile adeta tehdit ediyor.
RANT VE İHANET
Mesajlar dökülüyor ortalığa.
Yok kocanı boşa biz sana bakarız,
yok şöyle yok böyle.
İnsan inanamıyor.
AKP’ye geçen Belediye Başkanı Sayın Burcu Köksal’ı görüyoruz ekranlarda.
Belli ki üzgün ve yorgun.
“Aile ve değerlerimize saygı duyan bir camianın içinde şehrime hizmet etmeye devam edeceğim” diyor.
Nedir bu yaşananlar, nasıl izah edilir?
Vallahi insan yazarken zorlanıyor.
Belinde havlu ile otel odasında kapı açana
ya da baklava kutularında yabancı paraları sayanlara
laf etmezken Sayın Özgür Özel
bir kadına,
hem de vatandaşın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanına kolayca öfkeleniyor.
böylesine hiç şahit olmamıştık.
Lafa gelince de kadın hakları der dururlar.
Anlaşılan o ki, yaşananlar
ortalığa saçılan bu iddialarla sınırlı kalmayacak gibi.
Yine bu sabah haberlerde duyduk.
Eskişehir Tepebaşı Belediyesine yapılan yolsuzluk operasyonu kapsamında
özel kalem müdürünün
bahçesinde toprağa gömülü
bir oda ve 9 adet gümrük kaçağı coin madenciliği cihazı ele geçirildiğini.
Tövbe bismillah diyerek haberi dinledim.
HAKKANİYET
Beni ne AKP ne CHP
ne o ne de bu hiç ilgilendirmez.
Eğer işlerini düzgün yaparlarsa alkış tutarım ama böyle
gaflet delalet hatta kimi kez ihanet içinde olurlarsa elbet şaşar, itiraz eder, söylenirim.
Biz vatandaşlar belediyelerimize dünya su parası ödeyelim,
içmek için de ayrıca bilumum
su markalarına yüksek rakamlar ödeyelim
delik deşik yollarda kamyon, tır ve hatta motosikletler arasında canımızı ve malımızı koruma derdine düşelim
metrolarda bakımsız kalmış yürüyen, pardon
yürümeyen merdivenlerden çıkalım nefes nefese
ama belediye başkanları ve yakın çevresi birbirinden
lüks ve çakarlı arabalarla trafikte öncelikli yol alsınlar.
Vallahi adil değil billahi değil.
Adil de değil, doğru da.
Her şey ayrı bir rant.
Dünya büyük bir savaşa savruluyorken
peki hani tasarruf?
Daha önce yazdım çakarlı araba sevdasına son verilsin diye.
Herkeste bir çakarlı araba.
Nerede bu yoğurdun bolluğu?
Hanımlar beyler,
dünyada var mı böylesi?
Belediyeler müteahhitlik yapar mı?
Böyle imar yetkisi var mıdır elalemin memleketlerinde?
O halde biz neyi bekliyoruz?
Devlet içinde adeta bir devlet olur mu?
Belediye dediğin vatandaşın çöpünü toplar,
göl, deniz, suyunu korur kollar
park bahçelerini güzelleştirir,
nikah işlerini halleder,
esnaf denetimlerini yapar,
toplu taşımayı organize eder,
Yani işini kolaylaştırır vatandaşın
yolunu açar, mutluluğunu arttırır.
Böyle yok sayar, böyle üzer mi?
CUMHURBAŞKANINA SESLENİŞ
O halde sesleniyorum yetkililere ve bilhassa Sayın Cumhurbaşkanımıza
gelin küçültün belediyeleri.
Yok imar yetkisi yok ihale yetkisi.
Her biri sanki ayrı bir kraliyet.
Sahi dememiş miydiniz İstanbul’a ihanet ettik diye?
O halde izin verdirmeyin başka ihanetlere.
Sınırlandırın şu imar yetkilerini ne olursunuz.
Kurtulalım şu birbirinin kopyası çirkin yapılaşmalardan.
Bitsin artık şu rant derdi
kaybediyoruz değerlerimizi
yaşanmaz hale gelen şehirlerimizle.