08 Ağustos 2026 Cumartesi
İstanbul 23°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Uçağın düşmesi yetmedi, bir de köpekbalıkları…

Tunca Arslan

Tunca Arslan

Gazete Yazarı

A+ A-

1980’li yıllardan başlayarak ve 1990’larda zirve yaparak, John McTiernan, Tony Scott, Richard Donner gibi yönetmenlerle birlikte yüksek ölçekli aksiyon sinemasının önemli temsilcilerinden biri olagelen Renny Harlin, son filmi “Derin Kabus” (Deep Water) ile seyircisini okyanusun tehlikeli sularına çekiyor. “Zor Ölüm 2”, “Dağcı”, “İyi Geceler Öpücüğü”, “Korsan Adası” gibi çalışmalarıyla döneminin aksiyon estetiğinin şekillenmesinde önemli pay sahibi olan Harlin, hızlı temposu, genişlik duygusu veren set tasarımları ve fiziksel aksiyona verdiği önem ve sinema salonlarını sürekli hareket halinde tutan anlatımıyla tanınıyor ki “Derin Kabus” bu özelliklerinin gayet iyi bir örneği.

Filmlerinin merkezine, büyük ve gösterişli aksiyon sahneleri, patlamalar, otomobil takipleri, çatışmalar, tehlikeli mekanlarda geçen sahneler koymayı çok seven, dağları, okyanusları, gökdelenleri ya da kutup koşullarını aksiyonun bir parçası haline getiren, uzun diyaloglarla örülü sahnelerden çok görsel aksiyona önem veren 67 yaşındaki Finlandiya asıllı yönetmen, 1999 tarihli “Mavi Korku”da sıkı bir köpekbalığı gerilimi sunmuş, türün meraklılarını mest etmişti. Sinemalarımızda bugün gösterime giren “Derin Kabus”ta bir kez daha aynı atmosferi oluşturuyor ve okyanusa düşen bir uçaktan kurtulanların hayatta kalma uğraşını ve köpekbalıklarıyla mücadelesini anlatıyor.

ÇİNLİ BALIKÇILAR ÇÖZÜM UNSURU

Los Angeles’tan Shanghai’ya gitmek üzere havalanan uçak, bir süre sonra kargo bölümündeki yangın nedeniyle okyanusa düşer. İkiye bölünen uçakta yolcuların çoğu ölmüş, ancak bir grup yolcu hayatta kalmıştır. Derken çevredeki köpekbalıklarının da büyük bir tehlike oluşturduğu anlaşılır. Uçak düştükten sonra kabine sıkışarak ölen kaptan pilotun (Ben Kingsley) yardımcısı (Aaron Eckhart) liderliğindeki kazazedeler, kurtarma ekiplerinin gelmesini beklerken, kanlı bir hayatta kalma mücadelesi verirler. Çevredeki Çinli balıkçılar imdada koşar, ancak kurtuluş süreci de çok kolay olmayacaktır.

Hollywood’da orta düzey bütçeli aksiyon filmlerinin finansmanı giderek zorlaştığı için Çin’e yerleşen ve bir film şirketi kurarak yüksek gişe hasılatı getiren üç film çeken Renny Harlin, ABD-Çin ortak yapımı olan “Derin Kabus”ta, yan rollerde bolca Çinli karaktere de yer vermiş. Son anda yetişen Çinli balıkçı gemisi ise doğrudan filmin çözüm unsuru niteliğinde.

GERİLİM DUYGUSUNU YİTİRMEMEK

Kariyerinin ilk yıllarında, dijital efektlerin henüz yaygınlaşmadığı dönemde, pratik efektlere ve gerçek mekan çekimlerine verdiği önemle tanınan Renny Harlin, bu son filminde teknolojinin avantajlarından geniş biçimde yararlanıyor ve kaçınılmaz olarak daha fazla dijital efet kullanıyor. Aslında neyin ne olacağının kolayca tahmin edilebildiği, öyküsü itibariyle hiçbir sürpriz içermeyen, başı sonu belli bir filmde seyircinin merakını hep diri tutabilmek, gerilim duygusunu yitirmemek büyük teknik ustalık gerektiriyor ki bu ustalık da Renny Harlin’de fazlasıyla mevcut. Anlatımında bir üslup devrimine gitmeyi tercih etmeyen yönetmen, sadece “güncellemelere” başvurmuş durumda.

Özellikle uçak kazası sahnesinden itibaren, kendi deyimiyle “1970’lerin felaket filmlerine yazılmış bir aşk mektubu” yazan Renny Harlin, kişisel ölçütlerime göre “Ne çekse seyredilir!” kategorisinde bir yönetmen. 1990’lardaki filmlerinde tek bir kahramanın öne çıktığı öykülerle dikkat çeken yönetmen bu kez sırtını bir grup kazazedenin kahramanlıklarına yaslıyor ve bana sorarsanız iyi bir sonuç elde ediyor.

Sinema