Ukrayna: LGBT savaşı mı?

Gaffar Yakınca

Gaffar Yakınca

Gazete Yazarı
TÜM YAZILARI

Polonya merkezli Yeni Doğu Avrupa dergisi, son sayısında Ukrayna ordusundaki eşcinsel (LGBT) hareketin öncülerinden Viktor Pilipenko ile yapılan geniş bir röportaja yer vermiş. Halen orduda görevli olan Pilipenko, aynı zamanda Donbas birliklerine karşı savaşmış bir gazi. Röportajdan Ukrayna’nın “toplumsal cinsiyet eşitliği” gayesi ile yaptığı düzenlemelerden sonra kimliğini açıklayan eşcinsellerin toplumun her kesiminde olduğu gibi ordu içinde de yaygınlaştığını öğreniyoruz. Sadece kendi kurduğu derneğin yüzlerce üyesi olduğunu, başka örgütlenmelerin de olduğunu aktaran Pilipenko, “2015’te Kiev’de bile yadırganan Eşcinsel Yürüyüşü, bugün Ukrayna’nın tüm şehirlerinde çok büyük katılımla yapılıyor.” diyerek memnuniyetini ifade ediyor.  

Pilipenko’nun Ukrayna ordusunda eşcinselliğin kabul görmesi ve yaygınlaşması için kurduğu derneğin yüzlerce asker üyesi var. Ancak eşcinsel askerler bu dernekle sınırlı değil, başka bazı gruplar altında da pek çok muvazzaf eşcinsel asker bulunuyor. Hatta Ukrayna ordusunun taşınmasını serbest bıraktığı bir eşcinsel amblemi bile var!

Evet yanlış duymadınız, Ukrayna ordusundaki askerler üniformalarının üzerine eşcinsel olduklarını gösteren tek boynuzlu at amblemi diktirebiliyorlar.  Reuters başta olmak üzere Batılı basın kuruluşları sık sık bu askerlerin haberlerini yapıyor. Eşcinsellerin savaşın bir tarafı olduğu, Ukrayna ordusunun “özgürlüğü” temsil ettiği ve özgürlüğün bu ordudaki eşcinsellikle vücut bulduğu özellikle vurgulanıyor. 

Pilipenko, boş zamanlarında bir porno şirketinde modellik yapıyor. Rol aldığı son “proje” olan “intikam pornosu”, erkeklerin birbirine tecavüz ettiği seks, şiddet ve işkence sahnelerinden oluşuyor. Pilipenko ve arkadaşları, yaşam tarzlarının askerlikle çelişmediğini, önemli olan noktanın Ukrayna’ya bağlılık olduğunu, cinsel yönelimleri ile Ukrayna ordusunda kabul gördüklerini söylüyorlar. Ancak yine de Ukrayna ordusunun LGBT bireylere Batılı ülkelerin orduları kadar toleranslı olmadığından, Ukrayna’nın bu konuda daha yol kat etmesi gerektiğinden söz ediyorlar.

Ukrayna’da eşcinsel askerler ile ilgili tüm faaliyetler Batılı ülkeler tarafından destekleniyor. Pilipenko’nun derneği doğrudan ABD’nin Kiev Büyükelçiliğinden para alıyor. Soros bağlantılı sivil toplum şebekelerine dahil olan bu yapılar, Kanada ve Hollanda Büyükelçiliklerinden de parasal yardım alıyor. Batılı devletler, tüm dünyada olduğu gibi Ukrayna’da da eşcinsellik ideolojisine büyük kaynak aktarıyor.

Bir diğer ilginç nokta Ukrayna ordusundaki faşist/neo-Nazi Azov taburları ile ilgili. Pilipenko, Ukrayna ordusundaki faşistlerin diğer ülkelerdeki aşırı sağcılara benzemediğini, eşcinsellere olumlu yaklaştığını söylüyor. Azov taburlarındaki bazı askerlerin aynı zamanda eşcinsel oluşumlara da üye olduğunu sözlerine ekliyor. Yani Ukrayna ordusundaki bazı askerlerin üniformalarında neo-Nazi simgeleri ile beraber LGBT simgelerini görmek mümkün. Bu durum, Pilipenko gibilerin rol aldığı pornolarda veya sosyal medya hesaplarındaki fotoğraflarında Nazi giyimini andıran sadist aksesuarların göze çarpmasını da açıklıyor. Kendi ifadelerine göre, Ukrayna ordusu “aşırı sağcılar ile LGBT’lerin ittifak kurabildiği” tek ordu olma özelliği taşıyor.

Zaten Pilipenko, eşcinsel özgürlüğü için en büyük tehdit olarak faşistleri değil, Rusya’yı görüyor. Ukraynalı homoseksüel askerlerin “siyasi duruşu” Rusya’ya düşmanlık üzerinden şekilleniyor. “Ukrayna’nın Rus etkisinden kurtuluşu homoseksüellerin de kurtuluşu olacaktır.” deniliyor. Eşcinsellerin ortak fikri, Ukrayna’nın yüzünü eşcinselliğe karşı olan Rusya’ya değil Batı’ya ve Batı’nın değerlerine dönmesi yönünde.

Bir soru üzerinde Pilipenko, Ukrayna Kilisesi’nin eşcinseller için sorun çıkarmadığını asıl problemin Rus Ortodoks Kilisesi’nden geldiğini söylüyor. Rusya’nın homofobik ve dindar bir devlet olduğunu bunun da cinsel özgürlük için en büyük tehdit olduğunu söylüyor. Hristiyanlığın en yumuşak halini bile eşcinselliğe uygun bulmayan Pilipenko, “Evet Ukrayna da Ortodoks bir toplum ama, bu topraklarda Ortodoksluktan önce Paganlık vardı.” diyor ve kendi inancını Paganlık olarak ifade ediyor. 

***

Ukrayna savaşı da dahil olmak üzere, Rusya’nın son dönemdeki tüm hamlelerinin ideolojik bir arka planı var. Putin, siyasetini, merkezinde değerler, din ve ailenin olduğu bir yeni Rus ideolojisi üzerine yükseltiyor. Dugin gibi muhafazakar ideologlar tarafından üretilen bu düşünce, sıradan Rus vatandaşı için Rusya’nın uzun bir uykudan uyanışını simgeliyor. Bu yeni ideoloji, Batılı uzmanlar tarafından “Rusya’nın başka bir oyunu olarak” nitelense de kurgusu ve Doğu halkları üzerindeki etkisi sanıldığı kadar basit değil. Milliyet, devlet ve din kurumlarının birbiri ile olan ilişkileri Rus kimliği üzerinden yeniden tanımlanıyor. Ortak tarih, işlevsel bir bakışla yeniden yorumlanıyor, Rus halkı için merkezinde din ve değerlerin olduğu pozitif bir gelecek ufku çiziliyor.

Rusya’da eşcinsellik propagandasının yasaklanmasının sebebi de bu bakış açısı. Rus Kilisesi ve Rusya Devleti, eşcinsellik ideolojisini Batı emperyalizminin bir teçhizatı olarak niteliyor. Ailenin zayıflaması ve Rus neslinin bozulmasını Rusya için en büyük tehditlerden biri olarak görüyor.

Ukrayna’daki eşcinsel askerlerin Rus düşmana karşı motivasyonlarının en önemli sebebi de bu. Onlar da eşcinselliği Batılı bir “değer” olarak görüyorlar ve düşman Rusya’yı homoseksüellik karşıtı ve dindar bir güç olarak tarif ediyorlar.

Ülkelerin gerçek pozisyonu ile de örtüşen bu şema, bize savaşın bir başka katmanını gösteriyor. Rusya-Ukrayna savaşında sadece Batı’nın vekili Ukrayna ile Rusya değil, aynı zamanda Doğu ve Batı’ya ait iki değerler sistemi de çatışıyor.