Üniversite tercihi değil gelecek tercihi (3)
Üniversiteye başlayacak gençlerin yeğleyim (tercih) süreçleri konusuna bugün de devam ediyoruz.
ÜNİVERSİTE SEÇİMİNDE ÜNİVERSİTELERİN SIRALAMALARI (KARNELERİ)
Adayların önüne mezuniyet sonrasında adayların önüne ‘marka üniversiteden (ODTÜ, İTÜ, Boğaziçi, Koç vb.) mezun olmuş olma/olmama’ biçiminde bir baraj çıkabilmektedir. Ancak bu konu eski önemini yitiriyor. Geçen hafta bu konuya değinerek yazımıza ara vermiştik. Çizelgelere ağiçinde ulaşalabiliyor.
ÜNİVERSİTE Mİ BÖLÜM MÜ ÖNCELİKLİ?

Bu sorunun herkes için tek bir doğru yanıtı olamaz kuşkusuz. Ancak aday uğraş konusunda gelecek tasarımını kesine yakın yaptıysa üniversitenin adı uğruna başka bir alana yönelmesi onu ileride mutsuz etme olasılığını doğuracaktır. Bölüm seçimi yapıldıysa o zaman üniversite seçimine geçilebilir. Bu bağlamda üniversitelerin sıralamalardaki derecesi ve ardından ilgilenilen bölümlerinin akreditasyon bilgisi önem taşımaktadır. Mühendislikte MÜDEK, tıpta TEPDAD, eğitim fakültelerinde EPDAD, fen ve edebiyat fakültelerinde FEDEK gibi akreditasyon etiketlerine bakılmalıdır. Kimileyin üniversite akreditedir ama o bölüm değildir. O bölümde kadro/öğrenci dengesi, önceki yıllardaki doluluk oranı ve eğitim dili-hazırlık koşulları incelenmelidir.
İlk yazımızda söz etmiştik, kimi kuruluşlar işe alımda bölüm şartını büyük oranda kaldırmışlar. Örneğin, İş Bankası’nda İİBF, Bilgisayar Mühendisliği ve Yapay Zekâ Mühendisliği bölümleri popülaritesini korurken, bölüm şartı aranmaması çalışanların yüzde 85’i olan memur ve uzman yardımcıları için kaldırılmış!
SAHİ BU 16 YENİ BÖLÜM NELER?
Lisans düzeyindeki yeni bölümler şunlar: Tarih ve Yapay Zekâ (10), Felsefe ve Yapay Zekâ (18), İşletme ve Yapay Zekâ (10), Finansal Teknoloji (30), Biyoteknoloji ve Genetik (40), Paramedik (40), Balıkçılık teknolojisi (30).
Önlisans düzeyinde yeni bölümler ise şunlar: Yapay Zekâ Destekli WEB Tasarımı ve Kodlama (80), Yapay Zekâ Destekli Tasarım ve Animasyon (30), Dijital Oyun Teknolojileri (60), Mobil Güvenlik Teknolojileri (30), İlaç Üretim Teknolojisi (30), Patlayıcı ve Enerjetik Malzemeler Teknikerliği (90), Hayvancılık Teknolojileri ve İşletmeciliği (105), Laboratuvar Hayvanları (30), Balıkçılık Teknolojisi (30).
Açık Öğretimde açılan yeni bölümler ise şunlar: Yapay Zekâ Destekli Kodlama ile Veri Görselleştirme ve Bilgi Tasarım bölümleri (250’şer kontenjan.
Yeni bölümleri seçerken başarı sırası verisi olmadığından benzer izlencelerden yararlanılabilir.
Yeni bölümler açılırken her ile üniversite açılan mevcut durumda, binlerce bölüme öğretim görevlisi bulunamıyor. Yaman çelişki! Ülkedeki devlet üniversiteleri ve vakıf üniversitelerinde yaklaşık 3.830 bölümde profesör bulunmuyor. Geçtiğimiz günlerde çıkan bir yasayla yeni kadrolar oluşturulmuş ama oturması zaman alacak kuşkusuz.
TEKNİK KONULAR
a) YEĞLEYİM PUANA GÖRE Mİ YOKSA BAŞARI SIRASINA GÖRE Mİ YAPILMALI?
Yeğleyim sürecinde aday başkalarının sesini değil de kendi sesini duymalıdır. Ailenin veya öğretmenlerin görüşleri, arkadaş çevresinin salık verdiği şeyler ve hatta toplumsal kitle iletişim araçlarının (social media) etkilerinin oluşturduğu çoksesli evrende adayın kendi gereksinim ve öncelikleri sisler ardında kalabilmektedir. Aileler adayın gizilgüçsel durumu ve ilgi alanlarına göre yarar-maloluş incelemeleri konusunda çocuklara yardımcı olmalılar. Ancak son karar mutlaka adayın kendisi tarafından verilmelidir. Bugün çok gündemde olan bölümlerin kimileri 5-10 yıl sonra aynı üstünlükleri (rahatça iş bulabilme, göreli yüksek ücret vb.) sağla(ya)mayabilirler. Bu bağlamda adayın puan değil başarı sıralamasını esas alması salık verilir. Çünkü puanlar değişse de başarı sıralaması daha sağlıklı bir ölçüt olma özelliği taşır.
b) HANGİ DİLDE EĞİTİM ALMALIYIM?
Aday en iyi ana dilindeki eğitimden yarar göreceği düşüncesi ile yabancı dilde eğitim görmüş olmanın hem ulusal hem de uluslararası düzlemde daha çok rağbet görmesi gerçeği arasında sıkışmaktadır. İlkini seçerseniz yabancı dil için özel çaba harcayarak bu engeli aşabilirsiniz. Yurtdışında çalışma gibi bir planınız varsa ikincisini yeğlemek söz konusu olabilir belki. Ancak belirtelim ki, Türkiye’de yabancı dilde eğitim verilen birçok okulda ve bölümlerde eğitimin içeriği ve dilsel yeterlilik kazandırma yetersiz kalmaktadır. Zaten Türkçesi yetersiz öğrencinin yabancı dili de ol(a)maz! YKS TYT testinde genel öğrenci performansı 40 soru üzerinden ortalama 20,1 olmuş maalesef! Yani kendi anadilinde vasatlıktan söz ediyoruz. Geçen yıla göre de ortalama düşmüş!
c) BARAJ ENGELİ VAR MI?
Kimi bölümlerde seçim yapacak adayların başarı sıralaması bağlamında önlerinde bir baraj engeli var. Tıp seçimi için ilk 50 bine girmiş olmak gerekiyor. Başka kimi bölümlere de bakalım: Diş hekimliği (ilk 80 bin), Hukuk (ilk 100 bin-geçen yıl ilk 125 bin idi), Eczacılık (ilk 100 bin), Mimarlık (ilk 250 bin), Öğretmenlik (ilk 300 bin). İlk 50 bine girenler belki istedikleri yerlere girebilecekler ama ya diğerleri? Ya neresi olursa olsun diyecekler ya da mezuna bırakacaklar! Seçim yapacak adaylar bu barajları dikkate almak zorundadır.
TÜİK’İN YÜKSEK İSTİHDAM RAPORU NE DİYOR?
TÜİK’in bu raporuna göre, lisans mezunları arasında en yüksek ortalama kazancı sağlayan bölüm pilotluk (ardından matematik mühendisliği, uzay mühendisliği, tıp ve uçak mühendisliği) olurken, en yüksek kayıtlı istihdam oranı ise yüzde 96,4 ile tıp bölümünde ortaya çıkmış. İstihdam sıralamasında tıbbın ardından sırayla özel eğitim öğretmenliği (yüzde 95,1), elektrik öğretmenliği (yüzde 92,4), dil ve konuşma terapisi ile elektronik öğretmenliği (yüzde 91,9) olmuş. Bir de ilginç bir oran var: Ücretli çalışan lisans mezunlarının yalnızca yüzde 56,1’i eğitimini aldığı alanla uyumlu bir uğraşta görev yapıyor. Lisans mezunlarının ilk iş bulma süresi ortalama 14,4 ay oluyormuş. Sistem ev genci diye bir statü oluşturdu! Bunların sayısının 6 milyonu bulduğu söyleniyor! 500 bin ziraat mühendisi varsa o kadar iş var mı acaba? Allah bilir! Kader kısmet!
UĞRAŞ CİLT MİDİR YOKSA ELBİSE Mİ?
Uğraş kuşkusuz elbisedir, cilt değildir. Konuya böyle bakarsak uğraş gerektiğinde değiştirilebilir. Bu bağlamda asıl sorunun kişinin eşdeyişle adayın yaşamda kendini gerçekleştirmesidir. Bu tümceleri 30 yaşına dek askerlik yapıp, daha sonra işletme (finans-muhasebe) uzmanı olarak da 40 yılını devirip 70’ine ulaşan bir kişi olarak yazdığımı belirtirsem, söylediğim daha inandırıcı olabilir sanırım. Dolayısıyla adaylar üniversite-bölüm seçiminde şu soruyu sormalı: 20 yıl sonra bu seçimimden mutlu olacak mıyım acaba?
MEZUNA KALMAK KURTULUŞ MU?
Sınava girip istediği üniversite / bölüm olmadığı için seçim yapmayan veya puan-başarı sıralaması nedeniyle bir yere yerleş(e)memiş kişiler mezuna kalmış sayılıyor. Bunu bilinçli yeğlemek kurtuluş mu? Hem evet hem hayır! Eğer aday hangi derste ve konularda zayıf kaldığını verilerle saptamışsa hedefine yönelik çalışabilir ve başarılı olabilir. Eğer mevcut seçeneklerden duyulan genel rahatsızlık söz konusu ve gelecek yıl daha iyi çalışılabileceği sanılgısı varsa bu yanlış bir yoldur! Aday dizgesel çalışma ortamından çıkmıştır. Ek bir yıl daha çalışmanın maliyeti ve zaman yitimi de söz konusudur. Hedef uğraşa giden bölümün farklı seçenekleri (ekonomi veya işletme) olabilir. Önlisans (üretim içinde eğitim için tercihen organize sanayi bölgelerindeki) okunup sonra dikey geçiş yapılabilir. Hem zaman kazanılmış hem de kılgısal deneyim kazanılmış olur.
SONSÖZ YERİNE: ÜÇ BOYUTLU SEÇİM
Seçim yapılırken, üniversitenin adı için mi bir bölümün yeğlendiği ya da bölüm için mi bu üniversitenin yeğlendiği, ayrıca yatay geçiş olanağı olmazsa bu eğitime devam edilip edilmeyeceği mutlaka üzerinde durulması gereken hususlar olup, ussal bir seçim yapılmalıdır. Böylece uğraş seçimi, üniversite seçimi ve bölüm seçimi eşanlı yapılabilir. Zaten bu seçim adayın çoklu zekâ temelinde kişisel gizilgücü /yatkınlığı ışığında üç boyutlu eşanlı bir seçimdir.