06 Haziran 2026 Cumartesi
İstanbul 17°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Var olmak ya da ‘kahraman’ olmak

Erdem İlker Mutlu

Erdem İlker Mutlu

Gazete Yazarı

A+ A-

Değerli okurlarımız.. Sizlere bir sorum var..

Varsayalım ülkesel boyutta çok önemli karar vericilersiniz..

Kritik bir dönemdesiniz..

Önünüze iki seçenek konulsaydı..

Birincisi..

Muhteşem bir beş yıl tüm Avrupa’ya hakim olacaksınız.. Napolyon’a nal toplatırcasına, Attila’dan beri keskin bir hakimiyet kurulamayan Avrupa’nın her köşesini titretecek bir güç olacaksınız, ama sonrasında savaşı kaybedip önünüze koyulan herhangi bir metni imzalamak zorunda kalacaksınız..

İkincisi daha basit..

Ülkenizin çocuklarının gözünün içine bakıp onları babasız bırakacak maceracı politikalardan mümkün mertebe uzak kalmaya çalışacaksınız.. Herkes sizi sıradan ve hakir görecek..

Birincisi sağlıksız, toksik bir yaklaşım..

Bunu ancak ve ancak çok zorda kaldığınız veya sağlıksız ruh haliniz sonucunda gerçeklikten koptuğunuz için seçersiniz..

Bireysel ölçekte,1980’lerin ünlü “hızlı yaşa, genç öl!..” deyimi modeli, aklı duygularına hakim olamayan ve kısa süreli bir güç duygusu için yaşanacak koca bir ömrü feda edebilen sağlıksız bir bakış açısı..

Bu durum bir karar verici için söz konusu olduğunda toplumsal veya ulusal ölçekte bir felakete yol açabilir.. Koca bir milletin geleceğine de mal olabilir..

J. J. Rousseau’ya selam olsun..(Toplum Sözleşmesi)

Birincisinin örneğini yakın tarihte Avrupa’da gördük..

Almanlar, Nazi Partisi ve başlarındaki “Führer” önderliğinde 1944 sonlarına kadar neredeyse dört yılı doldurmuş bir Avrupa hakimiyeti yaşayıp sonrasında bağımsızlığı ilelebet kaybedebilecek bir antlaşma imzalamak zorunda kaldılar.. Almanya, koskoca Clausewitz’in ülkesi, gerçek bir orduya sahip olmama yönünde bir taahhüt veren metni imzalamak zorunda bırakıldı..

Gerisini yaşananlardan bir önceki asırda Alman Kralı Ferdinand uyarı niteliğinde söylemiş zaten: Güçlü bir ordunuz yoksa antlaşma yapmak için gerekli olan bir çok vazgeçiş silsilesi önünüzdedir..

Zira, antlaşma tek seçenektir.. Geçmişte yazdığınızı düşündüğünüz kahramanlık öyküleri hiç bir işe yaramaz..

KÜRESELCİ BATININ ‘KAHRAMAN’LARI

Küreselci batı kamuoyu “kahraman” yaratmaya bayılır..

Son kahramanları Ukrayna..

Şimdi Romanya’dan “kahraman” olması istenmekte.. ki savaş NATO’ya resmen taşınsın..

Tıpkı son günlerde İsrail’in Yunanistan’dan “kahraman” olmasını istemesi gibi..

Bunu bizden geçmişte istemediler sanıyorsanız yanılıyorsunuz..

Ancak Atatürk Barışı (Latince ve Avrupalı ağzıyla söyleyince daha kodaman durur derseniz, “Pax Turca- Kemal Atatürk” diyebilirsiniz) öyle bir sarıp sarmaladı ki genç cumhuriyeti, her türlü küreselci uzantılarının çabalarına rağmen bunu başaramadılar..

Bu terimi ilk kez duyduğunuzu biliyorum..

Doçentlik hazırlık sürecinde, 10-15 yıl önce yazmaya başladığım, sonrasında zamanının gelmediği kanısına varıp, yarım halde bir köşeye attığım kitabımdan bir ifade..

Kast ettiğim 1936 Montrö Antlaşması ile nihayete eren Avrasya merkezli bir uluslararası güvenlik düzenidir. Bunun içinde Durant hattını güvence altına alan Sadabat Paktı, Kafkas Seddini emperyalist çizgiden kurtarıp Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan’ın olduğu bir Kafkas Birliği ve Balkan Antantı’nda Tito Yugoslavyası ile eş güdümü sağladığı Venizelos Yunanistan’ı var..

Kısacası Belgrad’dan Kabil’e kadar Atatürk Barışı..

ATATÜRK BARIŞINA SALDIRI

Düşünsenize, küresel sermaye neden bütün “kahraman”larını bu hatta yarattı?

Necibullah hükumetine kafa tutan El-Kaide’nin ilk sürümünden Yugoslavya’yı parçalama bahasına kimlikçi politika yürüten emperyalist batı fonlu gruplar..

Aynı merkez güney sınırlarımızın ötesinde boş heveslere kapılıp kimsesiz evlatları sahaya sürenlerden, dev Rusya’ya kafa tutup ülkesini içinden çıkılmaz hale sokan Yeni Ortaçağın Nazi özentilerine kadar “kahraman” yaratmaya çalıştı ..

MONTRÖ HÂLÂ AYAKTA

Hiç şüphesiz İkinci Dünya Savaşı, sonrasındaki soğuk savaş, Ortadoğu ve Balkanlarda iç savaşın sonucu bir çok yara alan ve badire atlatan bu güvenlik düzeninin bizim için merkezi koruma kalkanı Montrö hâlâ çelik gibi ayaktadır ve Karadeniz Güvenliğini sağlayarak Türkiye’nin güvenliğinin de sonuna kadar bekçisidir..

Ukrayna Savaşının belirli aşamalarında hedef alınan bu son kalkandır işte..

Şimdi NATO’nun belirsiz sürüklenişi ve Türkiye’nin yaşadığı güvenlik tehditleri sürecinde bu kalkan ağır bir politik baskı altındadır..

Özellikle ABD’nin NATO’yu Avrupalı küreselci elitlerin politikalarını bahane ederek yüz üstü bıraktığı bir dönemde Avrupa tarafında bir Türkiye güzellemesi var..

Güzelleme kamuoyunu hazırlamak için yapılan bir davranış şeklidir..

Çoğu da bizim için değil Avrupa kamuoyunu hazırlamak içindir..

Ama arka planda gerçek bir müzakere zemini bulunmamaktadır..

Ne yardan ne serden vazgeçenler bize ne vaad ediyorlar?

Hazır olun: Bize, yani müttefiklerine ihanet etmemeyi..

Yani, birincisi kırk yıldır yaptıkları gibi terör örgütlerinin şehir kulüplerine yataklık etmeyecekler..

İkincisi terörle mücadele ediyoruz, sınır güvenliği sağlıyoruz diye bize 2019’dan itibaren koydukları hasım taraf ambargo düzeni kalkacak..

Bir de AB yolunda “ortaklık” (ne demekse) devam edecek..

Yani ne Doğu Akdeniz’deki hakkımızı ne Kıbrıs ve Batı Anadolu kıyılarına yakın deniz alanlarındaki haklarımızı tanıyorlar.. Ne de Kıbrıs davamızı..

Ne yardan vazgeçiyorlar ne serden..

Anadolu’da dedikleri gibi..

Bizim paramızla bize beylik yapmaya kalkıyorlar..

Ama çok güzel bir “kahraman” güzellemesi onlardan..

Nihayetinde karar vermemiz gerekiyor: Zelenskiy gibi Küreselci Batı Kamuoyunun mu kahramanı olacağız?

Yoksa Tevfik Şükrü Saraçoğlu, İsmet İnönü, Refik Saydam gibi çocuklarımızın mı kahramanı olacağız?

Avrupa Nazi Ukrayna