08 Ağustos 2026 Cumartesi
İstanbul 23°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Vatan’ın Öncüleri - Yedi ateşten geçen parti önderleri

Kadim Ülker

Kadim Ülker

Site Yazarı

A+ A-

Yaklaşık on yıl önce, “Aydınlık Hareketi’ni Aydınlıkçılardan Öğrenmek” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. O yazıda, Ferit İlsever’in “Aydınlık Hareketi 50 Yıl” adlı çalışmasından hareketle değerlendirmelerde bulunmuştum. Kitap, Aydınlık Hareketi’ni kendi kadrolarının kaleminden anlatan ilk kapsamlı çalışma olması bakımından önemliydi. Beklentilerimin tamamını karşılamasa da hareketin tarihine içeriden bakan değerli bir kaynak niteliği taşıyordu.

Aradan geçen yılların ardından “Vatan’ın Öncüleri, Yedi Ateşten Geçen Parti Önderleri-1” Kaynak Yayınları tarafından yayımlandı. Bu eser, önceki çalışmanın bıraktığı boşluğun önemli bir bölümünü dolduruyor. Kitabın omurgasını, Aydınlık Hareketi’nin farklı dönemlerinde sorumluluk üstlenmiş isimlerle yapılan söyleşiler oluşturuyor. Bu yönüyle yalnızca bir anılar kitabı değil; Hareket’in kendi tarihini, kendi kadrolarının tanıklıklarıyla kayıt altına alan önemli bir sözlü tarih çalışması niteliği taşıyor.

Rozerin Doğan’ın soru-cevap yöntemini tercih etmesi, anlatımların doğallığını korumasını sağlamış. Sorular; siyasi mücadeleleri, cezaevi yıllarını, örgütlenme deneyimlerini ve dönemin tartışmalarını ayrıntılarıyla ortaya koyuyor. Böylece kitap, yalnızca Aydınlık Hareketi’ni tanımak isteyen okurlar için değil, Türkiye’nin yakın dönem siyasal tarihini farklı bir perspektiften incelemek isteyen araştırmacılar için de önemli bir başvuru kaynağına dönüşüyor.

Elbette kitabın temel referans noktası Aydınlık Hareketi’nin kendi değerlendirmeleridir. Bu nedenle olaylar ve kişiler doğal olarak bu bakış açısından ele alınmaktadır. Bu durum, eserin hem en güçlü yönünü hem de okurun göz önünde bulundurması gereken temel özelliğini oluşturuyor. Farklı siyasal çevrelerin ön yargılı ve dedikodu temelindeki değerlendirmeleri düşünüldüğünde, Aydınlıkçıların katkılarıyla oluşan Türkiye’nin yakın siyasi tarihine daha bütünlüklü bir bakış geliştirmeye katkı sağlamaktadır.

Vatan’ın Öncüleri - Yedi ateşten geçen parti önderleri - Resim : 1

ÖNYARGILARA DA CEVAP

Kitap, aynı zamanda Aydınlık Hareketi hakkında özellikle karşıtları tarafından kaleme alınmış, çoğu zaman önyargı ve polemik ağırlıklı yayınlara da dolaylı bir cevap niteliği taşıyor. Aydınlık Hareketi doğrudan kendi öncü kadrolarının anlatımları üzerinden tanımak isteyenler için önemli bir imkân sunuyor.

Deneyimli gazeteci Rozerin Doğan tarafından yayına hazırlanan eser, soru-cevap tekniğiyle oluşturulmuş. Doğan’ın sorularını, Aydınlık Hareketi’nin farklı dönemlerine damga vurmuş isimler yanıtlıyor.

Kitap, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in “Aydınlıkçı” başlıklı yazısıyla açılıyor. Ardından, uzun yıllar Hareket’in yurt dışı sorumluluğunu üstlenen ve 2016 yılında Almanya’nın Köln kentinde hayatını kaybeden Ömer Özerturgut’a ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yer alıyor.

Rozerin Doğan’ın birebir söyleşi yapma imkânı bulamadığı iki önemli isim bulunuyor: Ömer Özerturgut ve 2002 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren Hasan Yalçın. Bu iki ismi en yakından tanıyan arkadaşları Doğu Perinçek şiirsel bir dil ile anlatıyor. Perinçek, onların siyasi duruşlarını, çalışma disiplinlerini, mizah anlayışlarını, edebiyat yönlerini ve Aydınlık Hareketi’ne katkılarını yer yer duygusal bir üslupla aktarıyor.

Bu bölümlerin ardından kitap, Daşar Karadağ ile başlayan ve Niyazi Işık ile sona eren söyleşilerle devam ediyor. Her söyleşi, yalnızca kişisel yaşam öykülerini değil, aynı zamanda Türkiye’nin son yarım yüzyıllık sol siyasal mücadelesine ilişkin önemli tanıklıkları da içeriyor.

Öncü Aydınlıkçıların anlatımları sayesinde özellikle genç kuşakların daha önce pek karşılaşmadığı birçok bilgi gün yüzüne çıkıyor. Hareketin doğuşundan bugünkü Vatan Partisi sürecine kadar uzanan gelişmeler; siyasi tutumlar, ayrılıklar, birleşmeler, legal ve illegal örgütlenme süreçleri ile yayın faaliyetleri farklı tanıkların anlatımlarıyla bütünlüklü biçimde aktarılıyor.

HAREKET’İN İÇİNDEKİLER

Sosyalist Aydınlık ile Proleter Devrimci Aydınlık ayrışması, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Fikir Kulüpleri Federasyonu ve Dev-Genç içindeki çalışmalar, bu yapılardan kopuş süreci ve Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi (TİİKP) örgütlenmesine uzanan gelişmeler kitabın dikkat çekici başlıkları arasında yer alıyor.

Kitapta yalnızca Aydınlık Hareketinin önderleri değil; Hikmet Kıvılcımlı, Mihri Belli, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya gibi Türkiye sol tarihinin önemli isimleri de farklı yönleriyle ele alınıyor. Özellikle İbrahim Kaypakkaya’nın Aydınlık Hareketi’nden ayrılışı, beklentileri, öğrencilik yılları, örgütlenme anlayışı ve devrim stratejisine ilişkin ayrıntılar; Arslan Kılıç, Ali Mercan, Musa Tanrıkulu, Daşar Karadağ ve Kabil Kocatürk’ün tanıklıklarıyla aktarılıyor. Bu yönüyle kitap, daha önce pek rastlanmayan içeriden değerlendirmeler sunuyor.

Hüseyin İnan ile hapis yatmış Prof. Dr. Ercan Enç’in anıları da dikkat çeken anılardan bir diğeridir. Aydınlık Hareketi’nin ilk kadrolarından Bora Gözen ve arkadaşların Filistin’de katledilişleri ve Gözen’in dokuz yol arkadaşına yönelik anılar okura duygulu anlar yaşatacaktır. Bu duygulu anılardan birisi hiç şüphesiz Musa Tanrıkulu’nun Kerim Öztürk ile ilgili anlatımıdır. Hapishaneden kendi yerine çıkardıkları “Kerim Öztürk çıkmamış olsaydı, belki de bugün hayatta olacaktı.” diyen Musa Tanrıkulu, olayın hâlâ acısını yaşıyor.

Eserin dikkat çeken bölümlerinden biri de 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde yaşanan cezaevi deneyimleri. Tutukluluk yılları, işkencelere karşı direniş, cezaevinden yürütülen örgütsel faaliyetler ve Aydınlık gazetesinin kuruluş sermayesinin cezaevindeki dayanışma sayesinde oluşturulması gibi ayrıntılar, dönemin ruhunu anlamak açısından önemli ipuçları veriyor.

Yayıncılığı hiçbir zaman bırakmayan Aydınlık Hareketi’nin ilk yayın organlarının çıkarılış öyküsü, Şafak dergisi, İşçi Köylü gazetesinin yayın macerası, bunun yarattığı yargı süreçleri, kurulan ilk parti ve bu nedenle yaşanan uzun tutukluluk dönemleri de anılarda canlı biçimde anlatılıyor.

Vatan’ın Öncüleri - Yedi ateşten geçen parti önderleri - Resim : 2

İKİNCİSİ DE ÇIKACAK

Sonuç olarak “Vatan’ın Öncüleri, Yedi Ateşten Geçen Parti Önderleri-1”, Aydınlık Hareketi’nin tarihini kendi tanıklarının anlatımlarıyla kayıt altına alan önemli bir sözlü tarih çalışmasıdır. Hareketi içeriden anlamak isteyenler kadar, Türkiye’nin yakın siyasal tarihini farklı tanıklıklar üzerinden okumak isteyen araştırmacılar için de dikkate değer bir kaynak niteliği taşımaktadır.

460 sayfalık kitaba ve anlatılan anılara dikkat çekmek, bir makalede anlatmak olası değil. Kaynak Yayınları’na ve Rozerin Doğan’a böyle bir çalışmayı bizlere ulaştırdığı için teşekkür ederim.

Kitap 1960’lı yıllardan günümüze kadar Aydınlıkçıların gelişim sürecindeki yaşamlarını okumak ve Vatan’ın Öncülerini tanımak isteyenler için başvuru kitabı niteliğindedir. Vatan’ın Öncüleri’nin ikinci kitabını sabırsızlıkla bekleyeceğim. Bu birinci bölümde Erkan Yücel eksikliği hissedilmektedir. Erkan Yücel’e dair güzel bir yazı ilk kitapta yer almalıydı.

Ferit İlsever Aydınlık