13 Temmuz 2026 Pazartesi
İstanbul 26°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Viyana’dan dünyaya

Kadim Ülker

Kadim Ülker

Site Yazarı

A+ A-

Üniversiteyi bitirmiş, Ankara’da iş bulamayınca Viyana’ya gelmiştim. Gelirken kulağıma bir isim fısıldanmıştı: “Onu bul, görüş, çok iyi bir insandır.”

Kimin söylediğini bugün hatırlamıyorum. Belki o dönem gazetecilik yapan ortak bir ağabeyimizdi. Ama hem onu hem de beni iyi tanıdığı kesindi.

Viyana’ya yabancı değildim. Daha önce iki yıl kalmış, yazları okul tatillerinde de kısa sürelerle çalışmıştım. Babam ve amcam da burada işçiydi. Bunun dışında dostlarım vardı. Yine de insan, yeni bir başlangıçta tanınan şehir de olsa kendine bir yakın arıyor. Onu aradım, buluştuk.

KIRK YILLIK DOST GİBİ

Daha ilk günden, sanki kırk yıllık dost gibiydik. Sohbetimiz bizi içine aldı. Samimiyet, güven, karşılıklı saygı daha ilk günden bizi sarıp sarmalamıştı. Kısa sürede birbirimizi destekleyen ve arayan iki yakın arkadaş olmuştuk.

Viyana Teknik Üniversitesi’nde Türkiye’den aldığı diplomanın denklik süreciyle uğraşıyordu. Çalışkan, zeki ve kendinden emindi. Ankara’da bir kolejde okumuş, ardından İstanbul Teknik Üniversitesi’ni bitirmişti. Kısa sürede denklik almış, yüksek mühendis olmuş, doktora öğrenimine başlamıştı.

Doktora yaparken OPEC’te çalışıyordu. Enerji alanında kendini geliştiriyor, Viyanalı siyasetçilerle ve enerji alanında uzmanlarla tartışmalara katılıyordu. Sonradan öğrenilen bir dil ile tartışmalara katılmayı hep cesurluk olarak kabul ettim. Bu işi yapacak derecede cesurdu. Kendine olan güveni beni şaşırtmıştı. Bir gün ona bunu söylediğimde, bana dönüp “Sen de bulunduğun yeri küçümseme. Çalıştığın kurum çok önemli, değerlendirmelisin.” demişti.

Viyana’dan dünyaya - Resim : 1

DERGİ MACERASI

O yıllarda birlikte bir haftalık haber dergisine destek olmaya başladık. Dergiye haber yazıyor, onu çevremize tanıtıyor, insanlara ulaştırıyorduk. Derginin Viyana temsilciliğini üstlenmişti, ama yazıları daha çok ben kaleme alıyordum. 12 Eylül sonrasında Türkiye’de oluşan boşlukta bu dergi büyük ilgi görüyordu. Her sayısı olay oluyor, insanlar merakla takip ediyordu. Ben de çevremde abone buluyor, abone ve elden satış ile Viyana’ya haftada 40 dergi getirmiş oluyordum.

Arkadaşımla açık hava etkinliklerinde masa kuruyor, eski sayıları sergiliyor ve dergiyi tanıtmaya çalışıyorduk. İnsanlar gelip bakıyor, sayfaları karıştırıyor, hatta çimlere uzanıp okuyorlardı. O günlerde yaptığımız şeyin değerine inanıyorduk. Çevremize büyük heyecanımızı taşıyorduk.

Sonra her şeyi değiştiren bir gün yaşandı. Derginin genel yayın yönetmeni Viyana’ya geldi. Bizimle değil, başka kişilerle birlikte oldu. Arkadaşım, onun misafir olduğu o insanlara hiç güvenmemişti.“Bunlar da nereden çıktı, saman alevi gibiler” değerlendirmesini yapmıştı. Gerçekte de öyle oldu, sonra ortadan kayboldular. O günden sonra mesafe koydu. Ben de onun sezgisine güvendim. Bir müddet ben de mesafeli durdum.

PARİS YOLU

Akademik ve mesleki olarak hızla yükseliyordu. Doktorasını tamamladı. Mezuniyetine beni özellikle çağırdı. “Yanımda ol” demişti. Ardından yeni fırsatlar çıktı karşısına. Tanıtımını yaptığımız dergide yayımlamasa da Almanca olarak çeşitli dergilerde enerji konusunda makaleleri görülüyordu. Kısa sürede önemli bir konuma geldi. Artık daha farklı bir dünyanın içindeydi.

Bir gün buluştuğumuzda bana Paris’e gideceğini söyledi. “Önemli bir fırsat,” dedi. Onun adına sevindim. İçimde tarif edemediğim bir boşluk vardı. “Burada çok arkadaşım yok, biliyorsun” dedim. “Seni kaybetmek istemem.” Gülümsedi. Kararlıydı. Paris’e gitti. Paris’e gitmesiyle yollarımız ayrılmıştı.

Viyana’dan dünyaya - Resim : 2
Viyana Teknik Üniversitesi

DÜNYA ÇAPINDA BİR İSİM

Paris’te önemli bir görev üstlendi. Yeni çalışma alanındaki işinden yapmış olduğu açıklamaları zamanla gazetelerden okumaya başladım. Artık sadece benim tanıdığım biri değildi. Dünya çapında tanınan, düşüncesi sorulan ve aranan bir isim olmuştu. Görüşleri, analizleri yayımlanıyor, dikkate alınıyordu.

Buna rağmen aramızdaki bağ tamamen kopmadı. Özel günlerde haberleşiyorduk. Çocuğum doğduğunda Çin’den bir kutlama kartı göndermişti. Yıllar sonra Viyana’ya geldiğinde kısa bir görüşmemiz oldu, eski heyecan yoktu ama yine de tümüyle kaybolmamıştı. Bu onunla şahsi son görüşmemizdi.

‘DÜNYA ATEŞTE’

Bu yılın başında yeniden yazdı: “Viyana’ya geleceğim, görüşelim.” Gelemedi. Gelmediğini hatırlattığımda kısa bir cevap verdi: “Dünya ateşte.” İran’a yapılan saldırı ve enerji krizinin doğrudan içindeydi.

Kısa bir süre sonra Time dergisinin dünyanın en etkili yüz insanı listesine seçtiğini öğrendim. Bu onun ikinci seçilişiydi; 2025 ve 2026.

Bir zamanlar aynı masada oturmuş, aynı hayalleri paylaştığımız kişi dünyanın en etkili yüz” liderinden” biri olarak değerlendirilmişti. Ve dünyanın gidişatına yön verenlerden biri olmuştu. Kırk yıla varan bu süre içinde önüne bambaşka yollar açılmıştı. Dünyaya yön verenler arasında yer almak da mümkündü. Buralara kadar dişiyle tırnağıyla gelmişti. Mesleğinin cilvesi olarak bir dönem karşı olduğu insanlarla aynı masada, aynı karede buluşmuş, aynı havayı teneffüs etmişti. Ankara’dan İstanbul’a, oradan Viyana’ya, Viyana’dan da Paris yolculuğunda dünyanın en prestijli dergilerinden biri tarafından üst üste iki kez en etkili yüz kişi arasında gösterilmek kolay olmasa gerek. O bu kolay olmayanı hayata geçirdi.

Viyana