Yeni Dünya ve Afrika-1: Fransız sömürgeciliğinin sonu

Ali Rıza Taşdelen

Ali Rıza Taşdelen

Gazete Yazarı
TÜM YAZILARI

Dünya Afrika’yı daha çok konuşacak. Artan nüfusu, büyüyen ekonomisi ve petrol, doğal gaz, altın, uranyum, elmas, bakır ve daha birçok doğal kaynaklara sahip olan Afrika ülkeleri Batı’nın sömürgeci ve emperyalist ülkelerinin yağma ve saldırılarına maruz kalmıştır.

Afrika’da bugün 1,2 milyar insan yaşıyor ve bunun yüzde 60’ını 25 yaş altı gençler oluşturuyor. Yani dünyanın en genç nüfusuna sahip. Uluslararası kurumların raporlarına göre, 2050 yılına gelindiğinde Afrika’nın nüfusunun iki kat artarak 2,5 milyar olması bekleniyor. Öte yandan, Fransa eski Dışişleri Bakanlarından Hubert Vedrine’in Afrika raporuna göre: 2000’lerin başından bu yana Afrika yüzde 5 ve 2014’den sonra ortalama yüzde 6-7 büyüyor. Artan nüfusa paralel olarak şehirlerde yaşayanların artacağı Afrika ülkeleri doğal kaynaklara sahip olmanın yanında devasa bir pazar. İşte bunun için dünyanın gözü Afrika’da.

SİYASİ BAĞIMSIZLIĞI KAZANDILAR AMA…

Afrika, İkinci Dünya Savaşı’na kadar İngiltere, Fransa ve Belçika gibi ülkelerin klasik sömürgeciliğini; Soğuk Savaş döneminde ABD ve Fransa’nın yeni sömürgeciliğini ve Soğuk Savaş sonrası değişen dünyada sahneye çıkan Çin, Rusya ve Türkiye gibi yeni güçlere karşı varlıklarını ve çıkarlarını korumaya çalışan ABD ve Fransa’nın emperyalist işgal ve saldırılarını yaşamıştır.

Afrika ülkeleri, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren siyasi bağımsızlıklarını elde etseler de ekonomik ve askeri olarak emperyalist ülkelere bağımlılığı devam etmiştir. Afrika’da sömürgeciliğin başını Fransa çekmiş. Soğuk savaş döneminde de Afrika’nın Fransa’ya ekonomik ve askeri bağımlılığı sürmüştür. Yani eski sömürge devletlerin sınırlarının çizilmesi, bir devlet başkanına, hükümete ve bir orduya sahip olmaları bağımsız devletler olması anlamına gelmiyor.

YENİ SÖMÜRGECİLİK

Soğuk Savaş yıllarında, klasik sömürgeciliğe son vermek zorunda kalan Fransa, “bağımsızlıklarını” kazanan ülkelerde, yeni sömürgecilik döneminde Fransızca bu ülkelerde resmî dil ve eğitim dili olarak kalmıştır.

Fransa Afrika’da, “Fransızca Konuşan Ülkeler Topluluğu”nu kurarak eski sömürgeleriyle ekonomik ve askeri bağlarını korumuştur. Bugün Afrika’da 54 ülkenin 27’sinin resmî dili Fransızcadır. Fransa sömürgeciliğin son yıllarında, 26 Aralık 1945'te CFA frangını (Franc de la Communauté Financière Africaine-Afrika Finans Topluluğu Frangı), sömürge düzenini devam ettirmek için para birimi olarak tedavüle sokmuştur. Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliği (UEMOA) ile Orta Afrika Ekonomik ve Parasal Topluluğu'na (CEMAC) üye toplam 14 Afrika ülkesi sömürge döneminden bu yana CFA frangını para birimi olarak kullanıyor. 1961’den bu yana 14 Afrika ülkesinin “ulusal” para rezervleri Fransa Merkez Bankasında tutuluyor. Bu durum Fransız hazinesine, Afrika’dan yıllık bazda yaklaşık 500 milyar dolar kazandırıyor.

TİCARİ İLİŞKİLERİ

Fransız şirketleri Afrika ülkelerinin başta petrol, altın, uranyum ve gümüş gibi madenlerini yağmalıyor bu ülkelerdeki telefon, elektrik, su, ulaşım, inşaat ve sağlık gibi hizmetlerini yürütüyor.

Birkaç örnek verelim:

Mali’de, Fransız nükleer enerji şirketi Orano Group ve madencilik şirketi ülkenin altın, bakır, gümüş ve özellikle de uranyum madenlerinin büyük çoğunluğunu işletiyor. Mali’nin kuzeyinde ayrılıkçı ve terör örgütlerini kışkırtan Fransa, Mali’yi terörden kurtarmak bahanesiyle başlattığı "Serval" isimli askeri harekâtın ardından (ki sonra "Barkhane Operasyonu”na dönüşecek ve Fransa bölgeye 5100 asker yığacaktır), Fransız Total şirketi petrol arama faaliyetlerine başlıyor.

Fransa, Nijer'deki uranyumun işletme haklarını 46 yıllığına elinde tutuyor ve çıkarılan uranyumun yüzde 87'si Fransa'nın nükleer enerji şirketi Orano Group'a ait. Yine Çad’da petrolün yüzde 60’ını Fransa çıkarıyor.

Örnekleri çoğaltabiliriz.

YENİ DÜNYA YENİ DENGELER

2000’li yıllarda dünyadaki saflaşma değişmeye başladı. Batı uygarlığının sonuna gelinmişti. Tüm dünyada olduğu gibi, Afrika’da, ABD ve Fransa tahakkümü çöküyor ve bunun yerini Asya’dan yükselen yeni bir uygarlık almaya başlıyordu. Çin ekonomik olarak, Rusya da askeri olarak ABD ve Fransa’yı geride bırakmaya başladı.

Asya çağının hızla yükselen ve Atlantik Cephesinden kopan Türkiye de doğal olarak Afrika’da ekonomik ve diplomatik bir atağa geçmeye başladı.

Afrika’da 200 yıllık Fransız sömürgeciliğinin sonuna gelinmiştir. Bu nedenle, son on yıldır Fransa ABD’nin desteğiyle Afrika’da işgalci ve saldırgan bir çizgi izlemektedir.

Önümüzdeki yazılarımızda Afrika’da yükselen Çin, Rusya ve Türkiye’yi ele alacağız.