18 Temmuz 2026 Cumartesi
İstanbul 30°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Yeşilçam’a bir veda daha: Kadir İnanır

Burçak Evren

Burçak Evren

Gazete Yazarı

A+ A-

Birbirine benzer veda yazıları…Bazı ölümler hazırlıklı gelir, kimileri ise hiç beklenmedik bir anda, ansızın…Ama yine de birbirlerine benzer veda yazıları… Hiç değişmez.

Önce yitirdiğimiz değerin alanındaki yeri, ardından eserleri, popüler kültürün ikonlaştırdığı birkaç yapıtındaki karakter betimlemeleri ile birkaç anı ve derken dolu dolu yaşanmış bir ömrün oldukça kısa bir özeti… Halkının sevgisini kazanmış bir sanatçı için daha ne olabilir ki? Her değerli sanatçı için değişmez olan bu şablonun yanlış bir yeri yoktur ama, kimi zaman, kimi sanatçılarımız için biraz eksik, söylenenlerden çok söylenemeyenlerden ötürü biraz yetersiz biraz da yarım kalmış gibi olur.

Zordur halkın sevgisini kazanıp hep zirvede kalmış herkesin çok yakından tanıdığı sanatçıların ardından bir şeyler yazıp çizmek…Bazı sanatçıların yaşamı isteseniz de sığmaz bu şablonun içine… Ne kadar çabalarsanız çabalayın mutlaka bir şeyler eksik kalır. Tıpkı geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz Kadir İnanır’da olduğu gibi.

Ağırbaşlılık ve az konuşmak, sözünün eri olmak, gurur ve onurun temsilcisi sayılmak ve kendine has bir maço gibi görünmek, delikanlılığın kitabını yazıp şerefli bir yalnızlığın içinde olmak vs… Onun ardından yazılanlardan yalnızca birkaçı… Dahasını da ekleyerek bu tür tanımları çoğaltabilirsiniz…İnanın hepsi de yakışır ona…

Ancak halkın büyük ölçüde sevgisini kazanmış birçok oyuncuda olduğu gibi Kadir İnanır’ın da sinemadaki yerini Selvi Boylum Al Yazmalı ile Tatar Ramazan’ın arasına sıkıştırıp değerlendirmemek gerekir. Elbette ki bu filmler onun filmografisinin içinde sevilen filmlerdir. Ancak bunlardan daha fazlası da, onlar kadar hatta onlardan daha ötede değerlendirilecek filmleri de vardır. Onca filmini görmemezlikten gelip tüm sinema yaşamını yalnızca iki filminin arasına sığdırmak her şeyden öte sanatçıya yapılan bir haksızlık olarak da değerlendirilebilir. (Rahmetli Tuncel Kurtiz de en çok bundan yakınırdı. Umut’ta, Sürü’de, Bitmeyen Yol ve de Hudutların Kanunu gibi birçok önemli filmde oynadım. Yalnızca beni son oynadığım bir dizideki karakterle tanımaları gücüme gidiyor demişti.)

Kadir İnanır’ı yalnızca oynadığı filmlerdeki oyunculuğuyla da değerlendirmemek gerekir. Bir sanatçı duruşunun beraberinde getirdiği sorumlulukla yaşadığı coğrafyanın sorunlarına uzak kalmamış, aksine cesaretli bir tavırla safını/duruşunu net bir şekilde ortaya koymanın cesaretini göstermiştir. Birçok sanatçının üç maymunu oynadığı bir coğrafyada onun bu duruşunu da görmemezlikten gelmek mümkün değildir. Elbette ki onun görüşlerine katılmayabilirsiniz. Önemli olan onun durduğu yer değil, bir sanatçı olarak memleket sorunlarına kayıtsız kalmayıp kendi tarafını, bir sanatçı olarak seçme özgürlüğünü korkusuzca kullanabilme cesaretidir.

Sanatçılar hangi tarafta olursa olsun -yeter ki taraf olsun- yalnızca bu yönleriyle değerlendirilmemelidir. Bir ülkenin en değerli sanatçılarından birinin ölümünü ulusal yazılı ve görsel basının yarısından fazlası görmüyor, görmezden gelmeyi bir tercih olarak kullanabiliyorsa, burada bir sorun var demektir. En azından bu ölüm, dünyanın neresinde olursa olsun bir haber demektir. Haberini verir, sonra da o kişiyi sanat ya da düşünsel kriterlerle eleştirebilirsiniz. Bu da o görüşün karşısında olanların en doğal hakkıdır. Gazeteciliğin en temel ilkelerinin bile sorumsuzca ıskalandığı bir ortamda Türk sinemasının gelmiş geçmiş en önemli sanatçılarından birinin ölümünde bile ortak bir paydada buluşamıyorsak bu gazeteciliğin de ötesinde düşünülmesi gereken daha büyük bir sorundur.

Bir fincan kahvenin bile kırk yıl hatırı olduğu bir toplumda her birimizin geçmiş yaşam kurgusunda onlarca değil, yüzlerce Kadir İnanır filminden birinin, yalnızca birinin bile hatırı yok mudur kimilerinin geçmişe duydukları özlemleri içinde…

Geleceğimizi bıraktım… Geçmişimizin nice güzellikleriyle unutulmaz anılarına bile çelme takıp vefa denen bir şeyleri ıskalıyoruz…

Ne diyelim… Yeşilçam’ın tarihini yazanlar da birer birer tarih oluyorlar…

Elveda Kadir İnanır... Elveda Yeşilçam ...

Not: Ne zaman karşılaşsak filmlerini eleştirdiğim için “birlikte aynı okulda okuduk ayıp olmuyor mu ?” diyordun. Ben de seninle aynı okulda hiçbir zaman okumadığımı iddia ediyordum… Geçtiğimiz günlerde bir tanıdık bir fotoğraf gönderdi. Yanılan ben olmuşum…

Yeşilçam Kadir İnanır