Yine de toryumdan nükleer enerji
Gazetemiz yazarlarından Sayın Ali Alsaç, 6 Eylül 2026’daki yazısında çok önemli bir konuyu gündeme getiriyordu. Sayın Alsaç, “Üretim Devriminin Enerjisi Nükleer Olacak” başlıklı yazısında, devletin “16 Mega Endüstri Bölgesi” projesinin temel sorununun bu bölgelerin enerji ihtiyacı olacağını belirttikten sonra, nükleer enerjiye vurgu yapıyordu. Evet, fosil yakıtlardan, güneş, rüzgar vb.’den yararlanmaya devam, ama projenin büyüklüğü dikkate alındığında uranyumdan nükleer enerji üretimi bir zorunluluktur. Bunun için de Rusya ile işbirliğiyle geliştirdiğimiz Akkuyu Nükleer Enerji Santrali bir başlangıç olmalı. Ama yine de böyle büyük santrallerin yanı sıra sanayi bölgelerimizin yanında kurulacak modüler nükleer sistemler bu ihtiyacımızı karşılayabilir. Özetle; Üretim Devrimi diyorsak, öncelikle enerji ve nükleer enerji.
Nükleer enerji deyince de Prof. Dr. Engin Arık'ı unutmamız mümkün değil. İstanbul Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Engin Arık yıllarca nükleer enerjinin uranyum yerine toryumdan üretilmesi için bilimsel çalışma yapıyordu. Bu çalışmanın da temel nedeni, Türkiye'nin bir toryum cenneti olmasıydı. Ülkemiz toryum kaynakları bakımından, dünya çapında Hindistan'dan sonra ikinci sırada yer alıyordu.
Sayın Arık 2007'de çalışmasını çok ileri bir aşamaya ulaştırdığı noktada, Isparta'ya giden uçağının düşmesiyle, çalışma arkadaşlarıyla birlikte hayatını kaybetti. Bu olay bir uçak kazasının ötesinde, toryumdan nükleer enerji üretimi çalışmasının son bulması anlamına geliyordu. Çünkü, bu projeyi yürütecek örgütlü bir akademisyen grubu, özellikle devlet desteği bulunmuyordu. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) sadece gelişmeyi seyrediyordu. Oysa, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) Arık'ın projesini önde gelen araştırmaları arasına almıştı.
Kazadan sonra yapılan hukuki incelemede, uçağın düşmediği, düşürüldüğü üzerine yoğun iddialar ortaya atıldı. Özellikle, o dönemde güçlü olan bazı FETÖ’cüler, isim isim bu suçlamada yer aldılar. Türkiye uranyum açısından yoksul bir ülke. Dünya çapında bazı büyük organizasyonlar, uranyum yerine toryum seçeneğinin önünü kesmek için böyle bir sabotaja girişmiş olabilirdi. Ama bakıyoruz, aradan yirmi yıl geçmesine rağmen ne toryumdan nükleer enerji konusunda ne de uçak kazasıyla ilgili hiçbir ilerleme yok.