20 Mayıs 2026 Çarşamba
İstanbul 15°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Zayıflama iğneleri: hızlı çözümün sessiz bedeli

Prof. Dr. Aslı A. Mutlu

Prof. Dr. Aslı A. Mutlu

Gazete Yazarı

A+ A-

Zayıflama iğneleri: hızlı çözümün sessiz bedeli - Resim : 1

Yüzyılın salgını obezite ile mücadelede etkin bir silah olarak değerlendirilebilecek çok yöntem denendi. Bunlardan biri de 2021 yılında Otago Üniversitesi’nde çalışan bir grup bilim insanının çareyi dişlere takılan minyatür bir mekanik kelepçe ile ağzın açılmasını önleyerek besin tüketimini azaltmak üzere geliştirdiği bir alette aramasıydı. Bilim camiası ayaklandı tabi, dişlerin çiğnemek üzere gelişmiş dokular olduğunu savunup, bu aletin insanın etik haklarına uygun olmadığına dair görüşler bildirildi. Peki, zayıflama iğneleri ağız kelepçesinden farklı mı?

Son yıllarda obezite tedavisinde ‘zayıflama iğneleri’ olarak bilinen ilaçlar büyük bir ilgi görüyor. Bu iğnelerdeki etken maddeler, iştahı baskılayarak hızlı bir şekilde vücut ağırlığı kaybı sağlıyor. Ancak bu popülerlik hızlı kilo kaybı uğruna neleri gözden çıkardığımızı açıklama noktasında aynı iyimserliğe sahip mi? Beraber bakalım.

1. Sindirim sistemi üzerinde ciddi yük: Bu ilaçların en sık görülen yan etkileri; bulantı, kusma, ishal ve kabızlık gibi sindirim sistemi sorunları. Ancak mesele yalnızca rahatsızlık hissi ile sınırlı kalmıyor. Uzun vadede karşılaşılabilecek mide boşalmasının gecikmesi gibi sorunlar besin tüketimi toleransını düşürürken bireyin beslenme düzenini de değiştirerek yeterli ve dengeli beslenme modellerinden daha çok uzaklaşılmasına neden olabiliyor.

2. Sessiz ama kritik bir risk olarak kas kaybı: Vücut ağırlığının sağlıklı değerlere taşınmasında ilk hedef kas kütlesinin korunup, kaybedilecek vücut ağırlığının mümkün olduğunca vücudun yağ depolarından gitmesini sağlamaktır fakat teoride hedeflenen bu ideal durum pratikte her zaman gerçekleşmez. Yeterli ve dengeli diyet modelleri ile zayıflarken dahi bir miktar kas kütlesi kaybedebiliriz ancak yapılan araştırmalar zayıflama iğneleri ile kaybedilen kas kütlesi miktarının diyet ile kaybedilebilecek olası kas kütlesinden dört kat daha fazla miktara ulaşabileceğini göstermiştir. Kas kütlesinin vücut işleyişinde metabolizmayı ayakta tutan önemli bir doku olduğu göz önüne alındığında bu değerlere ulaşabilecek bir kaybın özellikle orta yaş üstü bireyler için ciddi sağlık sorunları oluşturacağı dikkate alınmalıdır.

3. Safra kesesi ve pankreas riski: Zayıflama iğneleri ile hızlı kilo kaybı, safra taşı oluşumunu artırabilir. Daha da önemlisi, nadir de olsa Pankreas iltihabı (pankreatit) gibi ciddi durumlarla ilişkilendirilmiştir. Bu riskler göz ardı edildiğinde tablo ağırlaşabilir.

4. Psikolojik bağımlılık, davranış değişikliğinin ihmal edilmesi: Bu ilaçlar iştahı kontrolsüz bir şekilde baskıladığı için bireyler ‘yemeden kilo verme’ sürecine kolaylıkla kapılabilir. Oysa obezite yalnızca fizyolojik değil, aynı zamanda davranışsal bir durumdur. İlacı bıraktıktan sonra eski alışkanlıklara dönülürse, kilo geri kazanımı kaçınılmaz, bir o kadar da agresif olabilir.

5. Besin ögesi yetersizlikleri: İştahın baskılanması sonucu besin tüketiminin azalması ile yaşam fonksiyonları için elzem olan çok önemli besin ögelerinin alımı yetersiz düzeylere inebilir. Bu durum beraberinde yine yaşam kalitesinin azalması ve kritik hastalıkların gelişmesine zemin hazırlayabilir.

Obezite tedavisinde amaç yalnızca tartıdaki rakamı düşürmek değildir. Amaç; sürdürülebilir, dengeli ve sağlıklı bir yaşam kurmaktır. Zayıflama iğneleri, doğru hasta seçimi ve disiplinlerarası yaklaşım ile kullanıldığında faydalı olabilir. Ancak bu sürecin merkezinde beslenme eğitimi, davranış değişikliği ve yaşam tarzı dönüşümü olmazsa olmaz bir yaklaşım olarak benimsenmelidir. Çünkü kilo vermek bir süreçtir; ama sağlığı kaybetmek, çoğu zaman geri dönüşü olmayan bir sonuçtur.

İlk soruya dönecek olursak, yeterli ve dengeli beslenme modellerini hayatımızın merkezine koymadığımız sürece zayıflama iğnelerinin ağız kelepçesinden farklı bir uygulama olduğunu düşünmek çok da gerçekçi olmayacaktır.

beslenme