Rusya’ya yakınlaştıkça Türkiye aktör olacak

Rusya’ya yakınlaştıkça Türkiye aktör olacak

17.2.2017 11:50

Türkiye, Rusya ile ilişkileri düzeltmeye başlayınca, sahada yeniden bir aktör olarak görüldü. Ama bu tek taraflı bir yakınlaşmadır. Türkiye, Rusya’ya yakınlaştığı sürece aktör olacaktır. Çünkü asıl satranç oyuncusu Rusya’dır

Yaşar Yakış - Eski Dış İşleri Bakanı ve AKP Kurucusu

Türkiye’nin Suriye’deki tutumu ne ABD, ne de Rusya ile örtüşüyor. İkisinden de daha çok Suriye rejimi ve Esad ile çıkarlarımız örtüşüyor. Politikamız değil ama, çıkarlarımız örtüşüyor. Haritalarda çıkan Kürt bölgelerine hem ABD, hem de Rusya’nın sıcak baktığı ve Kürt koridoru açacakları gözüküyor. Bunu da ABD’nin ısrarla Astana’daki görüşmelere PYD’yi davet etmek istemesinden anlıyoruz. Rusya’nın Astana’daki anayasa önerisi ise, Suriye’deki Kürt oluşumlarını desteklediğini gösteriyor. Rusya, Türkiye’nin yanlış dış politikaları sonucunda oluşan Esad rejimine karşı tutumundan dolayı eskiden beri Suriye’de Kürtleri destekliyor. Suriye Kürtleri şu anda bu iki süper gücü birbirlerine karşı, amaçları doğrultusunda kullanma fırsatı yakaladı ve bunu sonuna kadar sürdürmek istiyor.

Astana görüşmelerinde barış çözümleri için bir adım atıldı. Sonuçta, tam istenen olmadı ama, yine de bir mesafe alındı. ABD’nin de temsili sağlandı. Zaten Astana görüşmeleri, Cenevre sürecinin bir alternatifi olmadığı belliydi. Cenevre sürecinin tamamlayıcısı oldu. Astana görüşmeleri Cenevre’ye entegre edilmesi için yapıldı. Muhaliflerden silahlar alınmadığı sürece, ateşkesin hiçbir zaman sıfıra inmesi mümkün değildir. Ateşkes ihlallerinden hem muhaliflerin, hem de rejimin zarar gördüğü anlaşıldı ki, zaten Rusya, Esad rejimini ateşkes ihlalleri konusunda uyardı. Masada çözüm konusunda taraflar son derece istekli olmaya başladılar.

ABD, KÜRT DEVLETİ KURMAK İSTİYOR

Türkiye, Rusya ile ilişkileri düzeltmeye başlayınca, sahada yeniden bir aktör olarak görüldü. Ama bu tek taraflı bir yakınlaşmadır. Türkiye, Rusya’ya yakınlaştığı sürece aktör olacaktır. Çünkü asıl satranç oyuncusu Rusya’dır. Esad’ın daveti üzerine, Suriye’ye gelen Rusya ve İran, uluslararası camiada da meşru gözüküyor. Sahadaki önem sırasına bakılırsa, sıralama Rusya-İran ve ABD şeklinde görülebilir. ABD tarafı ise, -aynı Irak’ta Peşmergeyi kullanarak yaptıkları gibi- Suriye’nin kuzeyinde de PYD’yi kullanarak bir Kürt devleti kurmak istiyor.

RUSYA’NIN GELMESİ DOĞAL

Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz olmasaydı bile, Rusya’nın Suriye’ye gelmesi çok doğal bir gelişmeydi. SSCB’nin dağılması ile birlikte, Rusya, Ortadoğu’ya büyük önem verdi ve özellikle 2007’den sonra, ABD’nin Irak’ta yaptıklarından dolayı itibarının dibe vurması sebebi ile, Rusya ve İslâm alemi diye bir proje başlattı. Eski Rusya Başbakan Primakov’un inisiyatifi ile başlayan bu süreçte, ‘stratejik ön görüş’ diye bir grup kuruldu. Bu projenin amacı İslâm dinini Rusya’da Batılı ülkelerdekinden farklı olarak yerli bir din saymasıdır. Çünkü Tataristan’da, Dağıstan’da ve Çeçenistan’da İslâm yerli halkın dinidir. Bu nedenle İslâm dininin Rusya’daki statüsü Batı dünyasından farklıdır.

ARAP BAHARI RUSYA İÇİN FIRSAT YARATTI

Reklamdan sonra devam ediyor

Bu proje ile ilgili ilk toplantı benim de yer aldığım Moskova’da yapıldı, ikinci toplantı Kazan’da yapıldı, üçüncü ve benim başkanlığını yaptığım toplantı ise İstanbul’da yapıldı. Daha sonra Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da başlayan Arap Baharı, Rusya için Arap ülkelerinde bir fırsat yarattı. Bu manzaranın Rusya’nın müttefiki olan Suriye’ye de sıçraması ile, Rusya sıcak denizlere inme fırsatını yakaladı.

Şam’da görev yaparken, kaldığım evin sahibi Suriyeli bir generaldi. Çok iyi Rusça biliyor ve Rusya’yı çok yakından tanıyordu. Bu fırsat, Esad’ın talebi ile çağrılan Rusya’nın Doğu Akdeniz’e geri dönmesiyle sonuçlandı. Burada İran’ın da aracı olduğu konuşulmaktadır. Bütün bu anlattıklarımdan görüldüğü üzere, Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz olmasaydı bile, Rusya kendisi için bu altın fırsatı kaçırmayacaktı ve yine değerlendirecekti.

KAZAKİSTAN’IN ÖRNEK ADIMI

Nursultan Nazarbayev son derece seviyeli hareket eden bir liderdir. SSCB’nin dağılması ile Kazakistan’ın geçiş dönemini son derece başarılı şekilde yürütmüştür. SSCB dağıldığında Kazakistan’da % 36 Kazak nüfus vardı. Başarılı politikaların sonucunda, yabancıların ülkeden gitmesi kolaylaştı ve Astana’nın başkent ilan edilmesi ile birlikte, ülkedeki Kazak nüfus arttı ve istikrar sağlandı.

Bu istikrar sağlandıktan sonra, demokrasiye inanan bir insan için, yetkilerini parlamentoya devretmesi çok normal bir davranış ve olması gereken bir durumdur. Türkiye’deki mevcut durumunda Kazakistan’ın bu sürecine rastlamış olması, Türkiye açısından çok büyük bir talihsizliktir. Buradan da görüldüğü üzere, dünyada parlamenter sisteme geçişler artarken; Türkiye’de maalesef dünyanın tersine işleyen bir süreç vardır.

ÇÖZÜM

Suriye’nin kuzeyine yönelik politikalar öyle gelişti ki, birbirlerine en yakın olması gereken ülkeler Suriye ve Türkiye oldu. Irak-İran-Suriye ve Türkiye’nin bölgedeki amaçları aynı ama tutumları tabiki birbirinden farklıdır. Bu konuda da bize en yakın olan taraf Suriye rejimidir. Mevcut hükümetlerimizin geçmişte yaşadığı yanlış politikalardan ötürü tabiki birlik olması zor ama, çıkarları örtüşen ve birlikte hareket etmesi gereken, sorunları beraber çözecek olan ülkeler Türkiye ve Suriye’dir.


Aydınlık'ı desteklemek için Facebook ve Twitter'da takip edin!
Köşe Yazıları Tüm Yazarlar
Tüm Haberler
0.28 4.34 4.86 4.69