4 Şubat Medyanın Halleri

İşte günün öne çıkan köşe yazıları...

YALANCI BAHARA KANANLAR

Abdulkadir Selvi/ Hürriyet

Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, davul-zurna çalıyor. Dünkü yazısının başlığı, “ABD ile ilişkilerde bahar havası mı”… “Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyeliğini onaylamasıyla birlikte Türk-ABD ilişkilerinde iklim değişti.” diyor. Türkiye’nin kozlarını sayıyor. Sadece Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılımının geciktirilmesi var! Devam ediyor: “Bu işin diğer bir yüzünde ise ABD’nin Ortadoğu’da Türkiye’ye olan ihtiyacı yatıyor. Biden, seçimlere giderken Irak ve Suriye’den çekilmeyi tartışıyor. Bu durumda ABD’nin, Türkiye’ye ihtiyacı var. Hatta bu durum bizim ABD’ye olan ihtiyacımızdan daha fazla.”

ABD’nin Türkiye’ye ihtiyacı hep “ucuz asker” oldu. Mehmetçik ABD için nöbete girince Kore’de, NATO’ya alındık. ABD Dışişleri Bakanı Dulles, “En ucuz asker” diyordu. 2000’lerin başında da Büyük Ortadoğu Projesi’nde Türkiye kullanılmaya çalışıldı. Mehmetçik bölge ülkelerinin üzerine gönderilmeye çalışıldı. Fakat milletin direnci ile olmadı. İşte ABD’nin Türkiye’ye Ortadoğu’da ihtiyacı var dedikleri bu. Emperyalist projelerde vekil olmak!

Bahar havası dedikleri de, AK Parti Hükûmeti yeniden Atlantik siyasetlerine dönüşü. ABD’nin PKK’ya verdiği desteği kesmesi, Yunanistan’a yaptığı yığınağı bırakması, yaptırımlardan vazgeçmesi gibi bir durum söz konusu değil. Zaten Selvi gibiler de bunları yazamıyor.

ABD’nin duruşunda bir değişiklik yok. Değişiklik hükûmetin tutumunda.

Daha dün gece Suriye’ye bombalar yağdıran ABD Ortadoğu’dan çekilecekmiş! Ama kendi isteğiyle değil…

Suriye, Irak, Filistin… Bölge ülkelerine yapılan her saldırı, Türkiye’nin birliğine yapılan saldırıdır.

Evet, ABD çekilmek zorunda kalacak ama bu bölge ülkelerinin bir araya gelmesiyle ve silahla olacak.

Türk milleti artık ABD’nin vekili olmayı kabul etmez.

Bu yalancı baharınıza kimse kanmaz. Ancak kendinizi kandırırsınız…

BU NE ÇİRKİN MODA?

Yüksel Aytuğ/ Sabah

Moda, akım, trend, challenge... Adına ne derseniz deyin. Ama artık ben buna "insanı sürüleştirme operasyonu" diyorum.

Sosyal medyada biri bir tuhaflık yapıyor, anında peşine milyonlar takılıyor. Oyuncunun biri dizide pavyon dansı (!) yapıyor, ertesi gün herkes sosyal medyada konsomasyona çıkıyor.

Şimdi de bir "dil çıkarma pozu" var ki tek kelime ile iğrenç. Bunun ülkemizdeki en iddialı temsilcisi ise oyuncu Demet Özdemir. Mübarek, biraz daha antrenman yapsa bukalemun gibi diliyle sinek yakalayacak.

Yahu size çocukken öğretmediler mi? Dil çıkarmak her şeyden önce ayıptır. Dahası, şımarıkların en ilkel alay biçimidir.

Ama millete gösterecek başka bir şeyiniz kalmadıysa o başka tabii...

ÜÇKÂĞIT

Coşkun Başbuğ/ Star

Sohbet başlıyor ve masalcı dede başlıyor anlatmaya.

"Dede nasıl oluyor da tarlada iki lira olan markette otuz lira oluyor?"

"Takıldığın şeye bak. O kadar kolay ki. İki liraya aldığın malı on şirkette gezdirirsin fiyatını otuz liraya zıplatırsın."

"Nasıl yani?"

"İyi dinle! Şimdi sana zincir marketlerin kurduğu saadet zincirini nasıl işlettiklerini tek tek anlatacağım.

Tarlada iki liraya malı aldın. Yapman gereken ilk şey bu malı 3 liraya bir başka şirkete satmak olacaktır. Sonrasında bu şirket üzerinden de 5 liraya bir başka şirkete satıyorsun. Bu şirketten de alıp 9 liraya bir sonraki şirkete sattın mı sattın.

İşte bu şekilde malı kâğıt üstünde elden ele gezdirerek fiyatını 28 liraya yükseltiyorsun. İş bu kadar basit.

Hedeflediğin fiyata ulaştıktan sonra da 30 liradan market raflarına koyuyorsun. Rafa girdiği an saadet zinciri tamamlanmış oluyor. Olay bu kadar kolay.

Denetlemeye gelen olsa açık bulamaz zira her şey yasal. Markete laf söyleyemezler çünkü mazeret hazır:

Ben ürünü yüzde 5 karla satıyorum memur bey!"

"Peki işin aslı ne?"

"İşin aslı ortada büyük bir oyun ve büyük de bir soygun var. Çünkü burada anlattığım aracı şirketlerin tamamı fiyat yükseltmek için kurulmuş paravan şirketler.

Bu şirketlerin isimleri ve sahipleri farklı olsa da gerçek sahibi tek bir kişi ve o kişi de tahmin ettiğin gibi zincir marketlerin sahibi.

Anladın mı ey oğul tezgâhı!"

"Anlamam mı dede. İyi güzel de bu marketler borsaya açık şirketler. Bunlar böyle hileli işlerle sadece tüketici vatandaşı değil borsa yatırımcısını da dolandırıyorlar."

Tuhaf Olaylar...

Maalesef işler bu boyutta.

ALEV ALATLI: SAFLARI SIKLAŞTIRMAMIZ LAZIM

Mahmut Övür/ Sabah

Tarih 2018... Bir söyleşide söyledikleri hepimize uyarı niteliğindeydi:

"Günbegün dağılan, lider krizi geçiren, paçozlaşan Batı dünyasını görüyorum. Biz buhran ithal etmediğimiz sürece bu kaosta sağlam durur, hatta fırsata çevirebiliriz. Safları sıklaştırmamız lazım."

Sonra Türkiye'nin önemine dikkat çekiyordu:

"Türkiye'yi ille de bir şeye benzetecekseniz, her budağından sürgün atan salkım saçak bir asmaya benzeteceksiniz. (...) Tıpkı bir asma gibi, düz akılla anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendisine has bir kimliği vardır Türkiye'nin, batmaz. Batarsa, okyanuslar taşar, onu da kimse göze alamaz."

Çok değil iki ay önce de Siyonist İsrail'in Gazze'ye saldırısı nedeniyle bu köşenin onur konuğuydu. Onun ilk kez Filistin Kurtuluş Örgütü'nün efsanevi lideri Yaser Arafat'tan ödül aldığını yazmıştım. O ödülü nasıl aldığını şöyle anlatmıştı:

"Ödülü bana gizli gönderdi. Tunus'ta sürgün hükümetindeydi. Bir elçi yolladı bana, Ebu Firas. Gecenin bir saatinde geldi. Açtım kapıyı korkarak, elinde madalya. Bir de Filistin elbisesi göndermişler. (...)"

Sonraki Haber