ABD’nin ‘Wuhan’ ısrarı işte bu gerçekleri örtüyor!

ABD’nin ‘Wuhan’ ısrarı işte bu gerçekleri örtüyor!

ABD'li siyasetçilerin amacı çok açık: Gerçekleri, savurdukları yalan yığınının altına gömmek, salgınla mücadeledeki beceriksizliklerinin sorumluluğunu başkalarına atmak ve bu suretle Çin'i karalama ve baskı altına alma yönündeki siyasi amaçlarına ulaşmak.

ABD basınında temmuz ayı başlarında yer verilen bazı haberlerde, Beyaz Saray’dan konuyla yakından ilgili bazı kaynakların, Joe Biden yönetiminin, “virüsün kökeniyle ilgili araştırmalar”a dair net bir cevabının olmayabileceğine ve virüsün "Çin tarafından üretildiğine dair güçlü kanıtlar bulmanın zor olduğunun" yavaş yavaş farkına vardığına dikkat çektikleri yazıldı.

Bunun ardından, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) Avril Haines ve CIA Başkanı William Burns de istihbarat teşkilatlarının inceleme sonuçlarının kesin olmayabileceğini dile getirdiler.

ABD Kongresi'nin bazı üyeleri, 27 Temmuz günü Başkan Biden'e gönderdikleri ortak mektupta, 90 günlük değerlendirmenin ardından tamamen güvenilir bir sonuca varılamaması halinde, Biden'in istihbarat birimlerine virüsün kökenine ilişkin tamamen inandırıcı bir sonuca varılıncaya kadar incelemelerini sürdürme talimatı vermesi gerektiğini belirtti. Bu açıdan bakıldığında, ABD’li bazı siyasetçilerin tek derdinin, "Wuhan laboratuvarından sızıntı olduğu teorisi"nin doğrulanmasından veya "Wuhan laboratuvarından sızıntı olduğu şüphesi"nin mütemadiyen kışkırtılmasından başka bir şey olmadığı görülebiliyor.

BİLİMİ BIRAK İSTİHBARATA BAK!

İngiliz yazar, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler uzmanı Tom Foday'ın dediği gibi, Dünya Sağlık

Örgütü (DSÖ), yeni tip koronavirüsün bir ara konak aracılığıyla insanlara bulaşmasının "nispeten olası"

olduğu kanaatini bırakıp "çok olası" olduğuna inanmaya başladı. Ancak ABD, bu sonucu kabul etmeyi

reddediyor. Aslında, Çin "suçlu" ilan edilmediği sürece, hiçbir sonuç Washington'u tatmin etmeyecektir. 2020 yılında, ABD’li bazı siyasetçiler, virüsü açıkça "Wuhan virüsü" olarak adlandırmaktan, DSÖ'den pervasızca geri çekilmeye varıncaya kadar salgını siyasallaştırmaya, virüsü yaftalamaya ve virüsün kökenine ilişkin araştırmaları bir silah olarak kullanmaya çalıştılar. Aynı kişiler, gerçekleri ve bilimi görmezden gelen, sürekli olarak asılsız iddialar ortaya atan, hatta bilim insanlarının sesini bastırarak istihbarat metotlarını kullanıp virüsün kökenine ilişkin sözde araştırmalar gerçekleştirerek suçluluk karinesine dayanan "Wuhan laboratuvarından sızıntı teorisini" kışkırtmayı sürdürüyorlar.

GERÇEKLERİ, YALAN YIĞINININ ALTINA GÖMMEK

ABD'li söz konusu siyasetçilerin amacı çok açık:

Gerçekleri, savurdukları yalan yığınının altına gömmek, salgınla mücadeledeki beceriksizliklerinin sorumluluğunu başkalarına atmak ve bu suretle Çin'i karalama ve baskı altına alma yönündeki siyasi amaçlarına ulaşmak. ABD merkezli "WIRED" dergisinin internet sitesinde yayınlanan bir makalede de işaret edildiği gibi, bazı Amerikalılar, virüsün kaynağına dair araştırmalarla ilgili uzun ve karmaşık bilimsel süreci kullanarak, insanların içindeki şüpheyi derinleştirmeyi, Çin'e çamur atarak ABD kamuoyunun gündemini iç siyasi çatışmalardan çekip dışarıya çevirmeyi amaçlıyor.

WUHAN TEORİSİNİN YÜKSELDİĞİ DÖNEM

Kovid-19’un Wuhan’daki laboratuvardan sızdığı teorisine dair zaman çizelgesine bakıldığında,

ABD’li bazı siyasetçilerin bu konudaki provokasyon girişimlerini durdurmadığı görülebilir. Ancak bu

iddiaların ne zaman yükselişe geçtiğini görmek de mümkün.

Söz konusu teorinin geçen yıl yükselişte olduğu dönem, tam da ABD'nin salgın krizinden en derinden etkilendiği zamandı. O dönemde Biden, şu eleştiriyi dillendirmişti: "Trump'un yalanları ve beceriksizliği nedeniyle, son altı ayda Amerikan tarihinin en ciddi can kayıplarından birini gördük."

Bu yılki gelişmelere tekrar bakalım. ABD’deki aşılama oranında düşüş yaşanmasının ve "Delta" varyantının vaka sayılarında büyük artışa neden olmasının yanı sıra, salgının başından bu yana biriken, ırkçılık ve şiddet olaylarının sıkça ortaya çıkması gibi toplumsal sorunların yoğunlaşması, ABD’nin, kendi iddia ettiği “demokrasi feneri”nin etrafındaki halelerin artık yok olduğunu gösterdi.

Bu, "demokrasi hâlâ işliyor" diye slogan atan bazı ABD’li siyasetçiler için katlanılması güç bir durum.

Ama artık kronikleşmiş bu hastalık için yapacak bir şey yok.

KENDİ HALKINI ALDATMA ÇABASI

ABD’li siyasetçilerin, kendi halkını “Amerika çok iyi” yalanıyla aldatamadıkları sürece, yapabilecekleri tek şey onlara “yabancı ülkelerin çok kötü olduğu”nu anlatmak olacak.

Salgının sorumluluğunu Çin’e yüklemek ABD’li siyasetçiler için tek deva gibi görünüyor. Rusya Halkların Dostluğu Üniversitesi’nden (RHDÜ) siyaset bilimci Pavel Feldman, ABD'nin Çin'e karşı alenen geniş çaplı bir operasyon başlattığına işaret etti. Feldman, Pekin’e ilk karşı çıkanın Trump olduğunu, demokratların o dönemde Trump’un komplo teorilerini eleştirdiğini hatırlatarak, şimdi Biden yönetiminin de aynen bu yolu izlediğini belirtti.

TOPLUMSAL PARÇALANMA

EĞİLİMİNİ GÜÇLENDİRDİLER

Ancak yanlış istikamette ne denli çaba harcanırsa harcansın bu çabalar nafile olacaktır. Salgınla mücadeledeki başarısızlıkların ve salgının sorumluluğunu başkalarına yükleme çabalarının, pandeminin açtığı yaraların acilen tedavi edilmesine ihtiyaç duyan

Amerikan toplumuna daha fazla zarar vermekten başka bir işe yaramadığı herkesin malumu. Salgın, salt sağlık sistemi açısından değil, aynı zamanda hükümetin yönetişim becerileri açısından da bir test.

Her büyük kriz, aynı zamanda bir konsensüse varılması ve reformların hayata geçirilmesi açısından da bir fırsat. Ancak, açıkçası ABD’li bazı siyasetçiler, bu fırsatı değerlendirmek bir yana, bir köşeye sığınıp başkalarına iftira atmaktan başka bir şey yapmadılar. Halkın yaşadığı paniği ve kaygıyı, salgını önleyerek gidermek yerine, salgınla bilimsel bir şekilde mücadele etme yönünde dahi fikir birliği sağlayamayıp, siyasi kutuplaşma ve toplumsal parçalanma eğilimini güçlendirdiler. "The New York Times"in köşe yazarlarından Charles M. Blow, ABD’de 35 milyondan fazla kişinin Kovid-19’a yakalanmış olmasının, silahlı şiddetteki büyük artış ve salgının ırkçılığı tetiklemesi gibi unsurlardan ötürü, salgın kontrol altına alınsa da etkisini ülkede on yıllar boyunca göstereceğini kaydetti.

Geçen yıl "Irish Times"ta yer alan bir makalede, “Geçmişte, dünyanın ABD’den nefret ettiği de onu sevdiği veya kıskandığı da açıktı, ancak şimdi ilk kez ABD’nin acınası durumda olduğunu hissediyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

ACINASI DURUMDAKİ

AMERİKAN VATANDAŞLARI

Aslında ABD’de en korkunç durum, sıradan Amerikan vatandaşları için geçerli. Salgın, katlanılması

mümkün olmayan travmaları beraberinde getirdi. En gelişmiş tıbbi kaynaklara sahip olduklarını

iddia eden ABD’lilerin bu kadar zorluk çekmeleri gerekmiyordu. Öfke uyandıran ise ABD’li bazı politikacıların kendi yanlış davranışları üzerine düşünmek yerine, tüm suçu başkalarına yükleyerek, hem başkalarına hem de kendilerine zarar vermeleri, salgınla mücadelede tansiyonu yükseltmeleri oldu. Virüsün kökenine ilişkin araştırmalarda siyasi liderliğe değil, bilimsel bir yola ihtiyaç var. ABD’li bazı siyasetçilere bilime saygı göstermeyi, virüsün Wuhan’daki laboratuvardan sızdığına dair saçma teorileri kışkırtmak yerine, siyasi cesaret göstermeyi, kendi halkına karşı sorumlu bir tavır ortaya koymayı ve ülkenin rekabet gücünü artırmaya odaklanmayı tavsiye ediyoruz.

Sonraki Haber