Ankesör davasında hükümlülerin başvurularına ret

Anayasa Mahkemesi, ankesör davasından cezalandırılan FETÖ hükümlüsünün, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespitine ilişkin kayıtların hukuka aykırı elde edildiği iddiasını karara bağladı.

Yüksek Mahkeme, başvurunun açıkça dayanaktan olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna hükmetti.

Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ'nün bu ildeki askerî mahrem yapılanmasına mensup kişilerin belirlenmesi amacıyla soruşturma başlatıldı. Başsavcılık, Batman'da görev yapan asker kişilerden bu yapılanmaya mensup olanların tespiti açısından başka surette delil elde etme imkanı bulunmadığı, bu nedenle il merkezindeki ankesörlü telefonlara ait hatların HTS kayıtlarının Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) getirtilmesi gerektiği sonucuna ulaştı. Bu bağlamda Başsavcılık 3 Ocak 2018 tarihinde nöbetçi Batman Sulh Ceza Hakimliğinden söz konusu ankesörlü telefonlara ait hatların bazıları yönünden farklı tarih aralıklarını esas almak suretiyle telekomünikasyon yoluyla iletişimlerin tespit edilmesi talebinde bulundu. Batman 1. Sulh Ceza Hakimliği aynı tarihte ve talep doğrultusunda, anılan hatların belirlenen tarih aralıklarına dair HTS kayıtlarının getirtilmesine karar verdi.

ARDIŞIK VE ŞİFRELİ ARAMALARI TESPİT EDİLDİ

Batman İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde (TEM) görevli kolluk görevlilerince Batman'daki ankesörlü telefonlara ait hatlar ile astsubay B.B.'nin kullanımındaki GSM hattına ait HTS kayıtları incelendi ve bu kayıtların karşılaştırmalı analizine ilişkin HTS Değerlendirme Tutanağı düzenlendi. Anılan tutanakta B.B. adına kayıtlı telefon hattının Batman'da bulunan yedi ayrı ankesörlü/kontörlü telefondan 1 Mayıs 2015 - 30 Haziran 2016 tarihleri arasında toplam 15 kez arandığı, bu aramalar içinde B.B.'nin kendisi gibi astsubay olan F.E., M.Ö., A.K. ve M.A.G. ile farklı tarihlerde 4 kez ardışık araması olduğu, aramalardan 10'unun tekil olup şifreli arama yapıldığı tespit edildi.

ÖRGÜT EVİNDE KALDIĞI İFADE EDİLDİ

Başsavcılık HTS kayıtları doğrultusunda B.B.'nin örgütün mahrem asker yapılanması içinde kripto örgüt üyesi olduğu ve FETÖ/PDY'ye üye olma suçunu işlediği iddiasıyla hakkında iddianame düzenledi. İddianamede başka bir soruşturma kapsamında ifadesi alınan M.S.'nin Başsavcılıkta verdiği ifadede B.B. hakkında yaptığı açıklamalara da yer verildi. İddianameye göre M.S. beyanında özetle örgüte ait öğrenci evinde 2007 - 2008 yıllarında B.B. ile birlikte kaldıklarını ve bu evde kalanların örgütün yönlendirmesi sonucu askeri okul sınavlarına hazırlık yaptıklarını ifade etti.

YARGITAY CEZASINI ONADI

Batman 3. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sonucunda B.B.'nin atılı suçtan hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi. Karar Yargıtay tarafından onanınca B.B. de Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) başvurdu. Başvuruyu inceleyen AYM İkinci Bölümü, ankesörlü/kontörlü sabit hatlarla (telefonlarla) yapılan iletişimin tespiti sonucunda elde edilen veriler yönünden hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verdi. Yüksek Mahkeme ayrıca telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespitine ilişkin kayıtların mahkûmiyet kararında tek veya belirleyici delil olarak kullanılamayacağına ilişkin iddianın da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna hükmetti.

KARARIN GEREKÇESİ

AYM kararının gerekçesinde şöyle denildi: "FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasına mensup sorumlu mahrem imamlar tarafından ankesörlü/kontörlü sabit hatlar üzerinden aranarak başvurucuyla telekomünikasyon yoluyla ve örgütsel haberleşme amacıyla iletişim kurulduğuna dair teknik analizlere konu edilen HTS kayıtlarının mahkûmiyet kararında belirleyici delil olarak kullanılması sonucunda açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsılmadığı ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvencelerin anlamsız hâle geldiği çok istisnai bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir."

Sonraki Haber