Antik kentin taşları ahır duvarı yapılmış

Yerbilimci Prof. Dr. Doğan Perinçek, halen kazı alanı olan Assos Antik Kenti’nin batısındaki ‘uydu kent’in bunun gibi ‘bırakılmışlık’ görüntülerine sahne olduğunu, herhangi bir kazı çalışmasının da yapılmadığını söyledi.

Aşağıdaki fotoğraf, Yerbilimci (jeolog) Prof. Dr. Doğan Perinçek tarafından Çanakkale'nin Ayvacık ilçesindeki Assos Antik Kenti’nin batı tarafında çekildi.

Perinçek, ‘Yılın kahredici fotoğrafı’ diye nitelediği görüntüdeki ahırda kullanılan direklerin, 1200-1500 yıl öncesine ait Bizans dönemi sütunları olduğunu söyledi. Perinçek, “Assos Antik Kenti’nin yanı başında kazı alanı dışında bir küçük Assos daha var, bilmeyenlere duyurulur. Hiç kazı yapılmamış. Kendi haline bırakılmış. Antik kentin duvar taşları ahır duvarında kullanılmış” dedi ve şöyle sürdürdü: “Canlar, kalkalım yerimizden. Bu ülkeye sahip çıkma vakti hâlâ gelmedi mi?”

‘UYDU KENT’ ÖYLECE BIRAKILMIŞ

Perinçek, halen kazı alanı olan Assos Antik Kenti’nin batısındaki ‘uydu kent’in bunun gibi ‘bırakılmışlık’ görüntülerine sahne olduğunu, herhangi bir kazı çalışmasının da yapılmadığını söyledi. Jeolog olmakla birlikte 2002 yılından beri jeoarkeoloji (arkeolojik konuları yer bilimleri yöntemleriyle araştıran bilim dalı) çalışması yapan Prof. Dr. Perinçek, Arkeolog Candan Kozanlı ile birlikte iki günlük bir araştırma için bölgeye gitti.

Kuruluşu Helenistik döneme, MÖ 7. yüzyıla uzanan Assos; Lidya, Pers, Pergamon, Roma ve Bizans medeniyetlerine yurt olmuş bir kent.

Perinçek ve Kozanlı, Assos’un batısında, Assos ile neredeyse iç içe bir konumda bulunan uydu kentteki kaya mezarlarının boyunun, Assos’taki lahitlere nispeten daha kısa ve baş konulacak bir yükselti içerdiğine dikkat çekti. ‘Bizans Nekropolü’ olarak da adlandırılan alandaki mezarların baş kısmı oval biçimde oyulmuş. ‘Tekne mezar’ denen yapıya başka Bizans nekropollerinde de rastlanmakla birlikte Assos uydu kentindekilerin daha muntazam olduğu belirtiliyor.

ALAN KORUMA ALTINDA DEĞİL

Prof. Dr. Perinçek, buradaki ‘tekne mezarların’ boyunun kısa olmasının önemini, bu konunun araştırılması gerektiğini vurguladı. Bölgedeki incelemesi sırasında 1.60 boyundaki arkadaşını mezar içinde fotoğraflayan Perincek, bu bölgenin farklı bir medeniyete ait olabileceğini söyledi. “Arkeologlarımız çalışma yapmış ama alan koruma altında değil, arkeolojik kazı yok. Mermer sütunlar ahırların duvarlarında kullanılmış ve ahırların orta direğini oluşturuyor” ifadesini kullanan Perinçek, şu soruları gündeme getirdi:

SORULAR

1- Assos’un yanı başında yaşayan bu insanların Assos halkından farkı nedir?

2- Assos’ta dikdörtgen lahit mezarları (et yiyen mezar olarak da bilinir) yaygın bir şekilde kullanılırken, uydu kent halkı neden onları kopya etmemişler?

3- Onlar Assos kenti kıyısına, Assos halkından önce ya da sonra göç edip yerleşmiş farklı bir ırk mı?

4- Bu kaya mezarlarına konulan insanların boyları Assos kentinde yaşayanlara göre neden daha kısa? Assos Antik kenti mezarları buradakilerden daha geniş ve uzun.

‘ET YİYEN’ LAHİTLERİN SIRRI

Assos Antik Kenti'nde görülen ve yöreye özgü andezit taşından yapılan lahitler, içine konulan cesetlerin kısa sürede tamamen çürüyüp yok olması nedeniyle ‘et yiyen’ diye anılıyor. Lahit içinde şap maddesinin yoğun olarak bulunduğu ve cesedi bunun çürüttüğü saptanmış.

Romalı yazar Plinius, 37 ciltlik ‘Tabiat Tarihi’ adlı eserinde, Assos'ta bir taş türü olduğunu ve bundan üretilen lahitlerin içine konulan cesetlerin 40 gün içinde tamamen çürüyüp, yok olduğunu ifade ediyor. Assos'taki andezit taşından imal edilen lahitlerin antik dönemde Lübnan, Suriye, Yunanistan ve Roma'ya ihraç edildiği de biliniyor. Lahitlerin boyu genelde 2 metre 30, genişliği ise 80-90 santimetre dolayında. Ağırlıkları 3 tona yaklaşıyor.

Sonraki Haber