Ayla Algan’ın SSCB’de çıkan bilinmeyen plağı

Tiyatro ve sinema oyuncusu, şarkıcı Ayla Algan (1937), 4 Ocak 2024 günü hayatını kaybetti. Algan’ın şarkıcılığı ve oyunculuğu, sadece Türkiye’de değil, dünya çapında değer görmüştü

Ayla Algan’ın isim yaptığı ülkelerden biri de SSCB’ydi. Hatta orada bir plağı da yayınlanmıştı. SSCB’de 1964-1992 yılları arasında “Krugozor” isimli, edebiyat, müzik ve toplumsal-siyasi resimli bir dergi yayımlanmıştı.

SSCB Bakanlar Kurulu Televizyon ve Radyo Yayıncılığı Devlet Komitesi tarafından çıkartılan derginin özelliği, spirallerine iliştirilmiş olan esnek plaklardı.

Derginin Ayla Algan’a yer verdiği arka kapağı

PLAKLI DERGİ KRUGOZOR

Rusça dergi, kapakları hariç (arka ve iç kapakları da yazılıydı) olmak üzere on altı sayfadan ve altı esnek çift taraflı plaktan oluşuyordu. Plakların her bir tarafı, en fazla yedi dakikalık kayda sahipti. Dinlemek için plakları dergiden koparmak da zorunlu değildi. Esneklikleri, derginin spiralle birbirine tutturulmuş olmasından rahat katlanması ve ortasındaki delik, buna imkân sağlıyordu.

Bu plaklarda müziğin yanı sıra konuşmalara, şiir okumalarına vb. de yer veriliyordu. Sadece SSCB’den değil, yabancı ülkelerden de kayıtları dinlemek mümkündü.

Ağustos 1976 tarihli “Krugozor” dergisinin kapağı

TÜRKİYE’DEN İKİ İSİMDEN BİRİ

1964-1992 yılları arasında her ay çıkan, bütün sayılarını taradığım ve bir kısmı da arşivimde bulunan “Krugozor” dergisi, Türkiye’den sadece iki isme sayfa ve esnek plaklarını açmıştı. Bunlardan biri Ayla Algan’dı.

Derginin 1976 yılının ağustos ayında basılan 8 (149)’nolu sayısının arka kapağını Ayla Algan süslemişti. Ayrıca ek olarak verilen esnek plaklarının bir yüzünde de şarkıcının “Aşk Mı Bu?” ve “Laf Aramızda” isimli eserleri vardı. Derginin içindekiler sayfasında Ayla Algan’la birlikte şarkı adlarının yanında “E. Aker” yazmaktadır. Ancak sehven “E.” kısaltmasının yazıldığı anlaşılmaktadır. Şarkıların sözleri gerçekte Ülkü Aker’e aittir. Şarkıların kayıt yeri ve tarihi üzerine bir bilgi bulunmamaktadır.

Derginin esnek plaklarının bulunduğu bölüm

ALGAN’IN YUNUS EMRE CESARETİ

Derginin arka kapağında ise fotoğrafıyla Ayla Algan’a dair bir yazıya yer verilmiştir. Yazının altında “R. Vıgodskiy” imzası bulunmaktadır. Radyo sunucusu ve seslendirme sanatçısı olan Ruvim Grigoryeviç Vıgodskiy’in (1923-2008), Ayla Algan’ı tanıtan yazısı şöyleydi (Köşeli parantez içindekiler bize aittir):

“En sevilen yüz Türk şarkısından 99’u mutlaka aşk, insan duygularının güzelliği hakkındadır... En azından Türk şarkılarının ünlü yorumcusu, kısa bir süre önce konuğumuz olan Ayla Algan bu iddiadadır. ‘Ayla’, Rusça ‘ay halkası’ anlamına geliyor. Doğu efsanesi, bunun mutluluğu sembolize ettiğini söylüyor.

Ayla’nın sanat hayatının sayfalarını çevirdiğinizde, aslında bu efsaneye inanabilirsiniz. Drama rolleriyle Oscar ödülü [Algan, bu ödüle sahip değildir. Yazar, karıştırıyor olmalı] ve şarkı yorumlarıyla da Fransız televizyonunun ana ödülü Altın Gül sahibidir [Olimpia Birinciliği kastediliyor olmalı].

Peki, hangisi bu kadın? Şarkıcı mı drama oyuncusu mu? New York’ta yüksek oyunculuk okulunu bitirdiğinde, onun ‘sinema yıldızı’ olması bekleniyordu. ‘Komik Kız’ [Funny Girl, 1968, ABD] filminin başrol oyunculuğu için denemeleri başarıyla geçmişti, ancak çekimlerin başlamasından hemen önce kaçtı. Sonrasında çok sayıda filmde oynadı, fakat o zaman evi daha ağır bastı, anavatanında oynamak istedi.

Ayla Algan’ın sahnede Hamlet’i oynadığını duyunca [İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Muhsin Ertuğrul’un yönetmenliğinde], şaşırmış ve şöyle düşünmüştüm: Hata muhtemelen, Ophelia olmasın?

- Ophelia’yı da [İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Muhsin Ertuğrul’un yönetmenliğinde], - demişti aktris, ama benim için Hamlet ‘olmak ya da olmamak’ sorununa olumlu bir karar verildikten sonraydı. Biliyorum, kadınlar benden önce de oynamıştı Hamlet’i, ama vatanımda bu ilkti.

Sonrasında şarkı söylemeye beklenmedik bir şekilde başladı, Brecht’in ‘Üç Kuruşluk Opera’sında rolü gereği bazı şarkıları ve reçitatifleri seslendirmesinin ardından. Onu dinledikten sonra radyoya ve varyeteye davet etmişler. Çok sayıda güzel şarkı söyledi, ancak yedi asır önce yazılmış şarkıları çağdaş varyeteye sokmak ve onlardan plak yapmak riskini herkes göze alamazdı. Şarkıcı, tam dört dilde, Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Almanca, kaydederek insanlara 12. yüzyılın şairi ve aydını, bilge Yunus Emre’nin şarkılarını hediye etti.”

Sonraki Haber