BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 15. Taraflar Konferansı Kunming Deklarasyonu geleceğimizi etkileyecek

BM’nin ekolojik medeniyet temasıyla düzenlediği ilk küresel toplantıda onaylanan Kunming Deklarasyonu’nda biyoçeşitliliğin kaybı konusundaki mevcut eğilimi tersine çevirme taahhüdünde bulunuldu

Birleşmiş Milletler (BM) Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 15. Taraflar Konferansı’nın(COP15)ilk toplantısı 11-15 Ekim günlerinde Çin’in Kunming kentinde düzenlendi. BM’nin ekolojik medeniyet temasıyla düzenlediği ilk küresel toplantıya, sözleşmeye taraf 140 ülke ile 30’dan fazla uluslararası kuruluş ve örgütten 5 binin üzerinde temsilci, internet üzerinden veya doğrudan katıldı.

21. YÜZYILIN BELİRLEYİCİ MİSYONLARINDAN

Toplantının “Ekolojik Medeniyet: Yeryüzündeki Tüm Canlılar için Ortak Gelecek” olarak belirlenen temasının, insanlığın ekolojik medeniyete “en ufak bir zararının bir başka zarara yol açtığı, her katkısının da bir başka katkı doğurduğu” anlayışını, derinliğine yansıttığı değerlendirmesinde bulunuldu.

İstatistiklere göre, dünya genelinde 3 milyardan fazla kişinin geçimi, deniz ve kıyı biyoçeşitliliğine, 1,6 milyardan fazla kişinin geçimi ise orman ve kereste dışı orman ürünlerine dayanıyor. Bunun dışında, dünyadaki farmasötik bileşenlerin yüzde 50’den fazlası doğal hayvan ve bitkilerden elde ediliyor. Küresel ölçekte türlerin neslinin tükenme hızının yükselmesi, biyoçeşitliliğin kaybedilmesi ve ekosistemlerin bozulması, insanların hayatta kalması ve gelişmesi için büyük bir risk oluşturuyor.

Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan rapora göre, dünya genelindeki orman yüzölçümü, 1990-2020 yılları arasında 1 milyon 780 bin kilometrekare azaldı. Yaklaşık 1 milyon hayvan ve bitki türü nesli, tükenme tehdidiyle karşı karşıya. Önümüzdeki yıllarda buna çok sayıda canlı türünün daha eklenmesi bekleniyor. Canlı türlerinin nesillerinin tükenme hızı, geçen 10 milyon yılın ortalamasından onlarca hatta yüzlerce kat daha yüksek ve giderek de yükseliyor.

BM Genel Sekreter Yardımcısı Amina J. Mohammed, yaptığı açıklamada, “Doğa ile barış içinde bir arada yaşama, 21. yüzyılın belirleyici misyonlarından biri ve şu an kritik bir dönemde bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi İcra Sekreteri Elizabeth Maruma Mrema da yaptığı açıklamada, “Biyoçeşitliliğin korunması ve restorasyonu alanında önümüzdeki on yılda daha fazla atılım yapmamız gerekiyor. 2050 yılına kadar insan ve doğanın uyumlu olarak bir arada yaşaması hedefine ulaşmak istiyorsak, en geç 2030 yılına kadar biyoçeşitliliğin restorasyon dönemine girmesini sağlamalıyız.” dedi.

KUNMİNG DEKLARASYONU YÖNLENDİRİCİ ROL OYNAYACAK

COP15’in 13 Ekim günü yapılan üst düzey toplantısında Kunming Deklarasyonu resmen onaylandı. Tarafların fikir birliğini yansıtan deklarasyon, biyoçeşitlilikle ilgili sorunları somut adımlarla çözme ve dünya üzerindeki tüm canlılar için ortak bir gelecek yaratma kararlılığını gösterdi. Deklarasyon, “2020 sonrası küresel biyoçeşitlilik çerçevesi”nin hazırlanması ve uygulanması konusunda yönlendirici rol oynayacak ve gelecekte bu konuda yürütülecek istişare ve müzakerelere de yön verecek.

Kunming Deklarasyonu’nda biyoçeşitliliğin kaybı konusundaki mevcut eğilimi tersine çevirmek, 2030 yılına kadar biyoçeşitliliğin restorasyon dönemine girmesini sağlamak ve “insan ile doğanın uyum içinde bir arada yaşaması”na dair 2050 vizyonunu gerçekleştirmek için “2020 sonrası küresel biyoçeşitlilik çerçevesi”nin hazırlanması, onaylanması ve uygulanması taahhüdünde bulunuldu.

Çin Çevre Bilimleri Enstitüsü araştırmacılarından Li Junsheng, “‘Kunming Deklarasyonu’ doğru zamanlı, uzun vadeli ve bilimsel olma özelliklerini taşıyor.” değerlendirmesinde bulundu. Li, COVID-19 salgınının ve küresel biyoçeşitliliğin azalma eğiliminin önüne geçilemezken, “Kunming Deklarasyonu”nun onaylanmasının tam zamanında atılmış bir adım olarak görüldüğünü, önümüzdeki 20 yıldaki biyoçeşitliliği koruma çalışmalarının istikametini belirleyecek deklarasyonun, ilgili hedeflerin tamamına ulaşılması için de bilimsel bir değerlendirme sağlayacağını ifade etti.

ÇİN’İN BİYOÇEŞİTLİLİĞİ KORUMA ADIMLARI SÜRÜYOR

Çin’de Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in ekolojik medeniyetle ilgili düşüncelerinin önderliğinde, ekolojik çevrenin korunmasına ve yeşil kalkınmaya öncelik veriliyor, ekolojik sistemin korunması ve restorasyonu ile ilgili çalışmalar güçlendiriliyor. Biyoçeşitliliği koruma ve yoksulluğu azaltma çalışmalarının dengeli şekilde ilerletildiği Çin, küresel biyoçeşitlilik yönetişimine de kapsamlı şekilde katılıyor. Biyoçeşitliliği koruma çalışmalarında çarpıcı başarılar kazanılmasına katkı sağlayan Çin’in harcadığı çabalar, diğer ülkeler tarafından da övgüyle karşılanıyor.

BM Çevre Programı (UNEP) İcra Direktörü Inger Andersen, Çin’in “14. Beş Yıllık Plan” döneminde ekonomik büyümeyi hızlandırmanın ve doğayı korumanın entegre edildiği stratejiler ortaya koyduğuna işaret ederek, bunun düşük karbonlu kalkınma yolunu izleme arayışındaki ülkeler için de paha biçilmez deneyimler sağladığını vurguladı.

BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi İcra Sekreteri Elizabeth Maruma Mrema da açıklamasında, “Çin, güçlü ve etkili koruma tedbirleri alarak, Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) tarafından türünün tehlike altında olmasından endişe duyulduğu gerekçesiyle kırmızı listede yer alan bazı türlerin yaşam koşullarını iyileştirdi. Balıkçılık açısından Çin, Yangtze Nehri'nde 10 yıllık balıkçılık yasağı uyguladı, yaz aylarında denizlerde balıkçılığa yasak getirdi. Ayrıca orman koruma projelerinin uygulanmasında ekolojik restorasyon ve ekolojik tazminat projelerini uygulamak suretiyle ormanların çevresinde yaşayan vatandaşları biyolojik çeşitliliği koruma çalışmalara aktif olarak katılmaya teşvik eden Çin’in bu çabaları sayesinde ülkedeki ormanlık alan oranı sürekli yükseliyor.” diye konuştu.

Mrema’nın da altını çizdiği gibi, Çin’de çeşitli düzey ve kategorilerdeki 10 binden fazla doğa koruma bölgesi, ülkenin kara yüzölçümünün yüzde 18’ine tekabül ediyor. Sonuç olarak, nesli tehlike altında bulunan ve ulusal düzeyde koruma altındaki yabani hayvan ve bitki türlerinin yüzde 71'i etkin şekilde korundu. Bir zamanlar nesli tükenme tehlikesinde bulunan pandaların sayısı 40 yılda bin 114'ten bin 864'e çıktı. Çin’in ormanlık yüzölçümünde 30 yıldır sürekli artış kaydediliyor. Çin, dünyada en çok orman kaynaklarına sahip ülke hâline geldi. Bu da ekolojik çevrenin restorasyonu için çok elverişli bir ortam yaratıyor.

COP-15’in çok başarılı geçtiğini belirten Mrema, beklentilerin tamamının karşılandığını ifade etti. Mrema, Çin’in 1 milyar 500 milyon yuan sermayeyle gelişmekte olan ülkelerin biyoçeşitliliği koruma çalışmalarına destek vermeyi amaçlayan Kunming Biyoçeşitliliği Fonu’nu kurmasının kendileri açısından da önemli bir başarı olduğunu kaydetti.

“Çin, artık biyoçeşitliliği koruma alanında öncü rolü oynuyor ve liderlik rolünü sürdürecek.” diyen Mrema, diğer ülkelerin de Çin’ in deneyimlerinden faydalanarak, bunları kendi koşullarına adapte ederek uygulaması ve yaygınlaştırması gerektiğini dile getirdi.

Sonraki Haber