CHP’nin İsveç tavrına eleştiri: 'Atatürk devrimciliğinin inkârı'

İsveç'in NATO'ya kabul protokolünün CHP'nin de benimsemesiyle Meclis'ten geçerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanması, milliyetçi kesimlerde olduğu gibi Atatürkçüler içinde de tartışılıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) adına Meclis'te yapılan konuşmalarda İsveç'in NATO üyeliğini kabul etmenin Türkiye'nin terörle mücadelesine fayda sağlayacağı savunuldu. "Evet" kararıyla Türkiye'nin tek adam rejimlerinin yanında yer almayacağının bir kez daha gösterileceği öne sürüldü. Teori Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Kuntay Gücüm, CHP ve Memleket Partisi'nde Genel Merkez düzeyinde yöneticilikler yapmış Mustafa Kemal Çiçek ve CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun eski danışmanı Gökşen Anıl Ulukuş ile Atatürkçülüğün NATO'ya bakışını konuştuk.

Gücüm, CHP'nin İsveç tutumunu "Atatürk Devrimciliğinin inkârı" olarak niteledi. Çiçek, savaş kışkırtıcılığına onay vermenin Atatürkçülükle ilgisi olmadığını söyledi. Ulukuş da, "Milli mücadeleye öncülük etme ve Cumhuriyet'i kurma şerefine nail olmuş bir siyasi mirasın temsilcisine yakışmayacak bir karar oldu." ifadelerini kullandı.

'TERCİHLERİ KEMALİZMİN ÖZÜ'

Kuntay Gücüm, Atatürk'ün Batıcı olmadığının altını çizdi. "Eğer Mustafa Kemal Batı hegemonyasında Türkiye için bir çözüm olduğunu düşünseydi, 1919’da Anadolu’ya değil, Damat Ferit Paşa gibi Paris Barış Konferansına gider, galip müttefiklere dert anlatmaya çalışırdı. Hadi Paris’e gidemedi; daha sonra muhalifleri oluşturacak grup tarafından Sivas Kongresi’nde de savunulan Amerikan Mandacılığını kurtuluş reçetesi olarak ilan ederdi. Buradaki tercihler, Kemalist Devrimin özünü oluşturuyor." dedi. Atatürk'ün dış politikadaki çizgisini örneklerle anlatan Gücüm şunları kaydetti:

"Sevres Anlaşması ilan edildiğinde Ankara hükümeti tarafından bir değerlendirme yapılıyor; Anadolu’da 3 matbaada bastırılıp dağıtılıyor. Sevres’in neden böyle yazıldığının açıklarken Ankara hükümetinin gösterdiği birkaç nedenden biri de şu: 'Anadolu, Kafkasya, Kırım vesair Rus sevahilinde bulanık suda balık avlamak, Bolşevik hükümetine karşı para ile itmaa ettikleri bazı ceneral ve serserileri saldırmak gibi arzular kaim olmuştur.' Türkiye bununla da mücadele ederek Lozan’a ulaştı. Atatürk Devrimciliği böyle doğdu."

'KENDİLERİNE ATATÜRKÇÜ DEMESİNLER'

Gücüm Batı'nın bazı ülkeleri Rusya'ya karşı kışkırtma çabasında olduğunu aktardı. "Yine Kafkasya, Kırım ve Ukrayna’da para ile avladıkları bazı 'serserileri' Rusya’ya saldırtıyorlar. Rusya ve Türkiye’yi kuşatmak için NATO’yu Doğu’ya doğru genişletmeye çalışıyorlar." cümlelerini kurdu. CHP'nin sosyal demokrat eğilimler nedeniyle savrulduğunu belirtti. İsveç kararının Türkiye’nin çıkarlarıyla ilgisinin olmadığını dile getiren Gücüm şöyle devam etti:

"İsmet İnönü Lozan Konferansının açış konuşmasında Başkan Wilson’un ilkelerine dayanarak Dünya Savaşı sonrasında mütareke yapıldığını, Türk milletinin barış girişimlerinin yetersizliğini ve hiçbir şeye yaramadığını görerek ve artık hiçbir kurtuluş umudu kalmadığını anlayarak, varlığını korumayı ve maddi ve manevi kendi kaynaklarıyla bağımsızlığını kazanmayı başardığını söylemişti. Yani biz Milli Mücadelede, bir anlamda da Pax Amerikana ile savaştık. İsveç kararının Türkiye’nin menfaatleriyle, bağımsızlığıyla, modern ulus olarak var olma mücadelesiyle, mazlumlar dünyasının yanında olmakla hiçbir ilgisi yok. Hatta bunların kökten inkarı. Dolayısıyla Atatürk Devrimciliğinin inkarı. Pax Amerikana ilkeleriyle yazılmış bir saldırganlığın yanında olmak. 'Para ile avlanan serserilerin' yanına düşenler, kendilerine Atatürkçü demesinler."

'SAVAŞ KIŞKIRTICILARINA MEZE YAPTILAR'

Mustafa Kemal Çiçek, CHP'nin yaklaşımının sürpriz olmadığı değerlendirmesinde bulundu. "Genel Başkanı Asya karşıtı olan, Genel Sekreteri NATO'cu olan, NATO'cu paşalardan akil adamlar heyeti kuran, terör örgütünün siyasi ayağıyla açıktan seçim işbirliği yapacağını ilan eden CHP'nin İsveç kararı şaşırtmadı." diye bildirdi. "Yurtta barış, dünyada barış' sloganıyla dillere pelesenk olmuş bir liderin mirasını dünyanın en büyük savaş kışkırtıcılarına meze yapmanın Atatürkçülükle uzaktan yakından ilgisi yok. Atatürkçülüğün gereği bu oylamada 'hayır' demekti. Orta vadede güçlü Türkiye'yi inşa ederek NATO'yla ilişiğimizin kesilmesini istemekti." görüşünü paylaştı. Çiçek şunları da ekledi:

"İsveç’in NATO üyeliğinin uygun bulunmasına yönelik, TBMM'den 1 Mart 2003 tezkeresinde olduğu gibi onurlu bir yaklaşım kesinlikle beklemiyordum. ABD, F-16'nın civatasını dahi vermeyecektir. Mukaddes Kuran'ımızı yaktıran, askerlerimizi şehit edenlere silah veren; ülkemizi düşman belleyenlere bu partilerden hiçbiri bir daha sözde de olsa, komik duruma düşerek posta koymasın. Bu kararı alanların artık sadece millet nazarında değil, müslüman coğrafyasında da hiçbir inandırıcılıkları ve müeyyide güçleri kalmamıştır."

Mustafa Kemal Çiçek

TÜRKİYE'Yİ SAVUNMA DURUŞU

Gökşen Anıl Ulukuş, CHP'nin Türkiye'yi savunma iddiasıyla öne atılması gerektiğini işaret etti. Soğuk savaşın ardından NATO'nun Türkiye'yi hedefe koyduğunu hatırlatan Ulukuş şu yorumu yaptı:

"Milli mücadeleye öncülük etme ve Cumhuriyet'i kurma şerefine nail olmuş bir siyasi mirasın temsilcisine yakışmayacak bir karar oldu. Evet Türkiye bir NATO üyesi. Ancak soğuk savaş sonrası oluşan ABD konsepti hedefe Türkiye'yi de koydu ve burada NATO'nun sızma işlevi değerlendirildi. Hem İsveç hem de NATO'nun Türkiye karşıtı faaliyetleri ortadayken ve iktidar bloğu 'u dönüşü' ile ciddi bir tutarsızlığın içine düşmüşken, CHP'nin hükümetin uluslararası güçlerle yaptığı anlaşmalara meşruiyet kazandırması doğru olmadı. Atatürkçü politikanın gereği 'Beni hedef tahtasına koyan NATO'ya, askerimi şehit eden bölücü terör örgütüne silah veren ABD ve İsveç'e karşı Türkiye'yi ben savunurum. O nedenle iktidarın dönüşüne ortak olmuyorum ve reddediyorum' duruşuydu."

Gökşen Anıl Ulukuş

'SOSYAL DEMOKRASİ EMPERYALİZMİN SALDIRGAN POLİTİKASI'

Teori Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Kuntay Gücüm, CHP'nin NATO yanlısı politikalarının sosyal demokrat özentilikten kaynaklandığının altını çizdi. Teori Dergisi'nin Şubat sayısında sosyal demokrasiyi enine boyuna ele aldıklarını bildiren Gücüm, "Bilinçlerinden sosyal demokrasiyi temizleyemeyenler NATO'dan kopamaz." diye konuştu. Atatürkçülerin sosyal demokrasi meselesinde aydınlanmaya ihtiyacı olduğunu aktaran Gücüm şöyle anlattı:

Kuntay Gücüm

"Sosyal demokrasi bugün emperyalist sistemin en saldırgan politikası. Sosyal demokrat politika Amerikan birliklerinin Suriye'den çekilmemesi gerektiğini savunuyor. Başta Türkiye ve Suriye olmak üzere dünyada terör gruplarını açıktan destekliyor. Batının Rusya'ya ve gelişen dünyaya ekonomik, diplomatik tüm araçlarıyla doğrudan ve Ukrayna üzerinden silahla saldırmasını öneriyor. Teori Şubat sayısında bütün olgularıyla ve tarihiyle sosyal demokrasi gerçeğini gösterdik. Bilinçlerinden sosyal demokrasiyi temizleyemeyenler NATO'dan kopamaz. Toplumumuzun başta da kendisine Atatürkçü diyenlerin sosyal demokrasi konusunda aydınlanmaya ihtiyacı var. Teori Şubat sayısı tam da bu görevi yerine getiriyor."

Sonraki Haber