Cumhuriyetin 100. yılına yakışır bir resim çalıştayı

GÖZDE ATLAS / RESSAM (Konuk yazar)

Plastik sanatlar liginde “Büyükler” listesine temsilen bir tane kadın sanatçı ismi konulduğu veya hiç konulmadığı çağımızda, otuz beşincisi ile gelenekselleşmiş Art Suites Gallery çalıştayımız, akla mantığa uygun katılımcı dağılımıyla Bodrum Yalıkavak’ta gerçekleşti. Küratörlüğünü İbrahim Karaoğlu'nun yaptığı ve Dilan Kaya'nın koordinatörlüğünü üstlendiği çalıştayda, “Ben ve Öteki” başlığı altında on sekiz sanatçı ve aynı zamanda çoğu akademisyen, öğretmen bir araya geldi.

Genç kuşak eski kuşak sanat eğitimcisi ve sanatçı arasında köprüler kuran değerli büyüğüm, benim gibi Gazi Üniverstesi Resim iş Eğitimi mezunu hocamız Zahit Büyükişliyen ve Nilay Kan Büyükişleyen ailesinin davetiyle kendi ailemle katıldığım çalıştayda son akşam yemeğinde tartışmaya açık bir teşekkürü borç bildim. Zahit Büyükişliyen heykel sanatçısı ve kendisi gibi akademisyen Nilay Kan Büyükişliyen’in eşi ve bir başarılı kadın yazar Burçak Gönül’ün babası, kadın erkek eşitliğini çoktan içselleştirmiş bir çağdaş Türk erkeği olarak şu anda akademisyenliği bir kenara bırakmış, sanatıyla ilgilenen ve zaman zaman eski öğrencilerine deneyimleri ile yardımcı olmaktan çekinmeyen bir usta hocamız. Kendi hocası Turan Erol ile hayat boyu nasıl vefa üzerine yaşamışsa, kendisi de her zaman ulaşılabilir bir büyüğümüz oldu. Eşiyle onlarca öğrenci yetiştirmiş ve bunlardan birçoğu yetkin kadın sanatçı olmuş bu akademisyen aile, böyle etkinliklerde eski öğrencilerine yer vererek aydın Atatürkçü kimliklerini ortaya koymakta.

KADINLAR SANAT LİSTELERİNDE NEDEN AZ?

On sekiz katılımcı içerisinde beş kadın sanatçıdan dördü Büyükişliyen ailesinin önerisi ve İbrahim Karaoğlu’nun onayıyla davet edilmiştir. Bunun için teşekkürümü ettim fakat zaten onlar pozitif bir ayrımcılık yapmadan doğalında sadece işe, niteliğe bakarak bu seçimi yaptıklarını söylediler. Elbette ki öyle olması da gerekir, 2023’te erkek sanatçı adayından daha çok kız öğrenci mezun verdiğimiz bunca yıldan sonra matematik de bunu emreder. Bunca kadın sanatçı yetiştirmiş bir ülkenin prestijli, bizi yurt dışında temsil edecek sanat listelerinde sadece 1 veya 2 kadın sanatçısı olması, olasılık hesabına bile aykırıdır. Bu oluyor mu oluyor, beyler imkansızı başarıyor. Bunu olasılığa bağlayıp “öyle denk gelmiş” diyenleri milli piyango oyununa davet ederim.

Son yıllarda dikkat etmeye başladığım ve dikkat etmeye başladıkça gözüme batmaya başlayan sadece erkek futbol takımı gibi gidilen sanat çalıştayları ya da “en çağdaş biziz” sloganıyla gezen derneklerin uluslararası bienallerde temsilen konulmuş 2 kadın ismi aşmayan listeleri! Bu haller bizi çağdaş sanatta nereye götürecek? Halbuki bu sivil toplum kuruluşlarının aidatlarını ödeyen üye sayısında azımsanmayacak kadar kadın sanatçı var iken ve yönetimlerinde her yükü taşıyan kadın üyeleri var iken mevzu bahis bir gala gecesinde bilet satışı değilse, prestijli listelerde sadece erkek üyelerini görüyor olmamız? Benim dikkatimden kaçmadığını alenen de kendilerine özelden yazarak olur ya bilinçsizce yapılan bir yanlıştır diye bire bir uyardığım halde dikkate alınmadım. O vakit her toplantıda dile getirmeye başladığımı da söyleyeyim, işte buradan da yazıyorsam demek ki artık çok kişi de bu listelere benim gibi göz gezdirmeye başlayacaktır.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ KADIN SANATÇI DA YETİŞTİRDİ

Biz 100 yıl önce nereden başlamıştık; onca cevval pilot duruyorken neden Sabiha Gökçen? Neden bir erkek evlat edinmek yerine kız çocuğu? Sizden Atatürk’ün bu pozitif ayrımcılığını bekliyorum sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Ekstra bir ayrımcılık beklentimiz yok. Cumhuriyetin 100. Yılı adı altında, 50 Yılın Ustaları adı altında sadece 1 kadın ismi görüyorum ve buna tepki vermem kadar normal ne olabilir? Bunu da bir kadın galeri sahibi yapıyorsa, bunu kendisine bizzat dile getirmişsem ve o bile beni anlamamışsa, listedeki sanatçıların buna hiçbir tepkisi olmamışsa, o zaman ben sizinle 100 yıl öncenin diliyle konuşacağım. “Kadın sanatçı-erkek sanatçı” diye ayırmamak gerek tabi ki, normali sadece sanatçıdır ama biz o aşamaya gelememişiz. Yoksa 1970 ve 80’lerin bayatlayan feminist yaklaşımlarına alıştığınız ve bunu beklediğiniz sanat anlayışına da karşıyım. Feminist bir yaklaşım ile yazmıyorum, kadınlara ayrıcalık istediğimiz dili biz çoktan bırakmalıyız, farkındayım.

Contemporary Art fuarı gibi yüzünü en Batı’ya dönmüş fuarlarda bile bazı galerilerin erkek listelerini görüyorum. Bu tuhaf değil midir? Matematiğe aykırı değil midir? Bunu sorduğumda galericiler, “mezun kadın sayısı çok ama evde oturuyorlar, evlenip çocuk doğuruyorlar” gibi ezberi sözler söylerken, ben küçükler ligi listeleri de görüyorum. Örneğin bir de kadınlar matinesine dönen listelerimiz var, duvarı ücretle satılan sergiler ya da ücretle herkese kapısını açan fuarlarda birden nasıl oluyorsa hepsi var oluyor. Ne yapsınlar mecbur bir ücret karşılığı ile bu ligde ben de varım demeye çalışıyorlar. Ama lig büyükse kadın sanatçı isimleri azalıveriyor. Yurt dışı bienallerinin isim listelerine bakalım bizi kaç erkek kaç kadın temsil etti? Türkiye Cumhuriyeti erkek sanatçı sayısı kadar plastik sanatlarda yetkin, azimli kadın sanatçı yetiştirmeyi başarmıştır lâkin yine o bayat 70’lerin 80’lerin feminist diliyle yine sanatının nesnesi kendisi yani kadın olmalı anlayışına zorlanmış sanatçılarımız eğer bu dilden gitmiyorsa da görmezden gelinmektedir. Bunu en liberal olduğunu dile getiren siyasi partilerden en üst düzey uluslararası plastik sanatlar sivil toplum örgütlerimizde de görmekteyiz.

Bizler derneklerin başına bilet satmak için oturtulmaktan sıkıldık ya da hoş bir görüntü olsun diye toplantı toplantı yanınızda taşınmanın ötesinde bir ayrıcalık beklemekteyiz. Şimdi ben Sokrates’in sineği gibi büyük, hareketsiz ve besili, hantal bir ata vızıldadığımın farkındayım ama bu yazıyı okuyan herkes artık o listelerdeki matematiğe ister istemez dikkat edecek bilesiniz. Yine tarih boyunca haklarını güçlü, vicdanlı, zeki adamlar sayesinde kazanmış bir kadın olarak çalıştayda kadın sanatçılarla çalışmaktan çekinmeyen, aile olmamızı, anne olmamızı bahane etmeyerek ailecek bizi bu çalıştaylara davet eden çağdaş erkek meslektaşlarıma, büyüklerime ve Art Suites Hotel sahibi Seyfi Kaya’ya teşekkür ederim. Cumhuriyetin 100. Yılı’na yakışır, erkek erkeğe ya da kadın kadına doluşmadığımız listelerin, bizi çağdaş sanata ulaştırabilecek en önemli kriteri olduğunun farkındayım. Peki siz artık farkında mısınız?

Sonraki Haber