Derleme görevi konservatuvarlara verilmeli

“Ben dede yaşına geldim. 30 yaşlarındayken 90 yaşındaki amcama, dedeme gidemedim. Ve gidemediğim o amcam, dedem, teyzem ve halam ile birlikte inanın ki binlerce türkü toprağın altına girdi.”

Bu hafta, TRT İzmir Radyosu’nun önde gelen Türk halk müziği ses ve saz sanatçılarından, Yurttan Sesler korosunu yönetmiş Işık Başel, derlemeler üzerine edinilmiş tecrübeleri anlatıyor. Kendi derlediği türkülerin derleme süreçlerini gelin birlikte dinleyelim.

  • Yücel Paşmakçı hocamıza saha çalışmalarını sorduğumuzda, “Biz çok fazla köy kayıt alamadık ama yerel sanatçılar bize geldi.” diye ifade etmişti.

Aynen öyle oldu. Ekrem Çelebi’den iki türkü, biri bozlak, diğeri de “ayrıldım güler miyim” diye hareketli bir türkü derledim. Ekrem Çelebi’nin köyüne gitmeden derledim.

 Karadeniz'den Esintiler TV Programında Bülent Arslan ve Işık Başel

SANATÇININ DERLEME YAPMASININ ZORLUKLARI

  • Nasıl tanıştınız, o türküleri size nasıl verdi?

1984 yılıydı, bir yerde karşılaştık. Sesini teybe kaydetmiştim.
Kendisine sesini kaydettiğimizi söyledim. Sonra, notasını yazdım, repertuara verdim ve kabul edildi.
Biraz önce belirttiğim, çok karşı çıktığımız masa başı derlemesi oldu. Ne yazık ki güncel durumlarda yerinde derleme kuralını uygulayamıyoruz.

  • İ. Can: Tek başınıza Sarıkamış'a gitseniz öyle bir ortam olmayacağı için bu türküyü yakalama şansı olmayabilirdi.

Aynen de öyle. Çok doğru söyledin sevgili İbrahim. Yirmi birinci yüzyıla girmemize karşın hala bazı kırsal kesimlerimizde söylemenin ve çalmanın günah olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Baktım ki bu masa başı oluyor yine de rahatlığa kapılmadım. Hatta kendi kendime özeleştiri de yaptım o dönemlerde. Kendin gitmeye kalksan, aldığın maaş geçimine zor yetiyor. Kurumdan destek istesem o dönemde böyle bir destek de yoktu. Güzel haber, geçen yıl dolaştırmışlar sanatçılarımızı.

Cumhuriyet Bayramı balosu. Soldan sağa Süleyman Demirel-Nazmiye Demirel- Zekiye Okan Başel (Annesi)-Işık Başel

HER YIL ON BİN TÜRKÜYÜ KAYBEDİYORUZ

  • İ. Can: Ben de derleme için gezdim. Bir de mesai harcayacağın zaman o sizin izninizden sayılmıyor. Haftada beş gün çalışıyorsan nasıl bir yere gidip türkü derleyeceksin? Şöyle diyebilir miyiz? Çok üniversite var. Bu üniversitelerde edebiyat bölümleri var. Bizim gibi sanatçılardan daha çok o yöredeki üniversitelerin hocalarına, öğrencilerine TRT'yi beslemesi için böyle bir görev verilebilir mi?

Gaziantep'te, Sivas'ta, Urfa'da ve diğer illerimizdeki konservatuar öğrencilerine bu görev verilebilir. Bir şeyleri kaybediyoruz o arada.

  • İ. Can: Onların derlemesi gerekmiyor mu?

Elbette ki derlemesi gerekiyor. Ama önemli bir sorunumuzu hatırlatmak istiyorum. Ben son kırk yıldan söz edeceğim. Bütün ülkeyi kapsayarak söylüyorum: Çok iyimser bir hesapla, son 40 yıl içerisinde, günde iki bin yaşlı amcamız, teyzemiz, dedemiz ölse beş bin, on bin türkü gitti demektir. Ben dede yaşına geldim. 30 yaşlarındayken 90 yaşındaki amcama, dedeme gidemedim. Ve gidemediğim o amcam, dedem, teyzem ve halam ile birlikte inanın ki binlerce türkü toprağın altına girdi.

Soldan sağa; Işık Başel, önde oturan Tuğrul Şan, arkada ayakta Erkan Sürmene, Ali Rıza Gündoğdu, Canan Başkaya

DOKTOR ERDİNÇ ÖZTEN’DEN DERLEDİĞİM TÜRKÜLER

Doktor Erdinç Özten vardır, “Kuzeyin uşakları” Halk dansları topluluğundan. Benim çok yakın bir kardeşimdir. Ondan dört-beş türkü derledim. Süreyya Davulcu’dan, dört türkü, Metin Pala’dan sekiz türkü derledim. Bunların hepsi duruyor. Onların notalarını yazıp, vereceğim repertuara. Bir örnek vereyim: Erdinç Özten tıbbı bitirmiş, ihtisas yapmış tipik Maçkalı. Ondan dört beş türkü derledim, bir tanesi geçti “Ormanda Abacalar”.

Sonraki Haber