Genişleyen NATO gözünü Montrö’ye dikti! AK Parti’nin tarihî hatası ABD’yi cesaretlendirdi

ABD Savunma Bakanlığı Müsteşarı Celeste Wallander, Montrö Sözleşmesi’nin aşamalı olarak yürürlükten kaldırılması konusunda Türkiye ile birlikte çalışmaya istekli olduklarını söyledi

ABD Uluslararası Güvenlik İşlerinden Sorumlu Savunma Bakanlığı (Pentagon) Müsteşarı Celeste Wallander, önceki gün Ukrayna'ya silah ve askeri teçhizat yardımını planlamak üzere Batı tarafından kurulan temas grubunun toplantısına katıldı. Toplantı sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan ABD'li Müsteşar, Karadeniz'e girmeleri konusunda Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden doğan kısıtlamaların kaldırılmasını istediklerini söyledi. Wallender'a soruyu Amerika Denizcilik Enstitüsü (USNI)'nden Heather Mongilio sordu. Mongilio'nun sorusu şöyleydi:

“Birleşik Krallık (Kiev'e) bir mayın tarama gemisi göndermeye çalıştı ve bu, Türkiye ve Montrö tarafından engellendi. Türkiye, Montrö Sözleşmesi'ni kullanıyor. Merak ediyorum, ABD ya da müttefikleri mayın tarama gemileri gibi şeyler göndermeye çalıştığında bunun bir sorun olmaya devam edip etmeyeceği konusunda bir fikriniz var mı? Ukrayna'ya yardımın engellendiği başka benzer olaylar gördünüz mü?”

MONTRÖ'NÜN UYGULANMASI ÇATIŞMA DURUM DOĞURMUŞ

Bu soruya yanıt veren Wallender, öncelikle Türkiye, Bulgaristan ve Romanya'nın Karadeniz'de ortak mayın temizleme operasyonu için bir araya geldiklerini hatırlatarak, “Bunu memnuniyetle karşılıyoruz çünkü bu sadece Ukrayna için değil, uluslararası bir su alanı olan Karadeniz'deki ticari gemicilik ve genel olarak deniz taşımacılığı için gerçekten önemli olacak.” dedi.

ABD'li Müsteşar, konuşmasına şöyle devam etti: “Dolayısıyla Türkiye de dahil olmak üzere Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerle, Türkiye'nin karar verdiği ve Montrö Sözleşmesi'nin bir nevi koruyucusu olarak Sözleşme'nin bu hükmüne başvurduğu çatışma durumundan uzaklaşma koşulları üzerinde çalışmak istiyoruz. Sözleşme'ye başvurmalarının nedeninin Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaş olduğunu belirtmek isterim. Dolayısıyla yapmamız gereken şey, Ukraynalıların Rus saldırılarına karşı kendilerini savunmaya devam etmelerine yardımcı olmak ve böylece Karadeniz'i ticari deniz taşımacılığına tamamen yeniden açabileceğimiz bir ortamın oluşmasını sağlamaktır. Koşullar eskiye nazaran daha iyi çünkü Ukrayna, büyük ölçüde Karadeniz'deki Rus donanma kabiliyetlerini ve saldırı yeteneklerini geri püskürtmedeki başarısı sayesinde bir miktar tahıl ve bir miktar ticari gemiyi dışarı çıkarabildi. Ancak ticari denizciliğe geri dönüşün sağlanması ve Ukrayna'nın Karadeniz'e kıyısı olan bir ülke olarak uluslararası hukuk çerçevesinde hakkı olduğu üzere bir donanma, bir deniz gücü olarak faaliyet gösterebilmesi için asıl anahtar, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşı sona erdirmesidir.”

MAYIN GEMİSİ TARTIŞMASI

Wallender, Türkiye'nin başvurduğunu ve çatışmaya neden olduğunu söylediği Montrö hükmü olarak 19. Madde'den bahsediyordu. Geçen aylarda İngiltere'nin Ukrayna'ya hibe ettiği iki adet Sandown sınıfı mayın avlama gemisi Karadeniz'e sokulmak istenmiş, ancak Türkiye 19. Madde'yi hatırlatarak bu talebi geri çevirmişti. Çünkü 19. Madde, savaş durumunda savaşın tarafı olan ülkelerin savaş gemilerinin Türk Boğazlarından geçişini yasaklıyordu.

Geçen günlerde Türkiye'nin kararını eleştiren eski NATO Avrupa Yüksek Askeri Komutanı James Stavridis de sosyal medya hesabından şöyle yazmıştı: “Türkiye'nin, Kraliyet Donanması mayın avcılarını engellemesi Montrö Sözleşmesi'nin kötüye kullanılmasıdır. Mayın avcıları tamamen savunmaya yöneliktir. Bunların kullanımı Ukrayna'nın ekonomisini canlı tutmasını sağlamaktadır. Bir NATO müttefiki olarak Türkiye, rotasını tersine çevirmeli ve bu gemilerin geçişine izin vermelidir.”

Stavridis'in talebine, dünyanın en çok ziyaret edilen denizcilik sitesi gCaptain'ın Genel Yayın Yönetmeni John Konrad ise şu sözlerle katılmıştı: “Savaşan ülkeler yalnızca Rusya ve Ukrayna'dır ve mayın avcıları savaş gemisi değil donanma yardımcılarıdır. Birleşik Krallık savaşan bir ülke olarak tanımlanmamıştır. Dolayısıyla Türkiye, Sözleşme'yi mayın avcılarını engellemek için bir bahane olarak kullanamaz. İngiltere bunu Ukrayna'ya bağışlıyor -savaşan bir ülke- ama Türkiye, petrol gemileri gibi Rus deniz yardımcılarının geçişine izin veriyor, bu nedenle bir Ukrayna mayın avcısını memnuniyetle karşılamalıdır.”

ANKARA'DAN MONTRÖ VURGUSU

Mayın avlama gemilerinin Karadeniz'e sokulacağına ilişkin tartışmanın ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da bir açıklama yaparak şu ifadeleri kullanmıştı:

“Türkiye, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik özel askeri operasyonunu derhal ‘savaş’ olarak tanımlamış ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 19'uncu maddesi uyarınca savaşan tarafların (Rusya ve Ukrayna) savaş gemilerine Boğazları kapatmıştır. 1936 yılından beri Montrö Sözleşmesi’ni tarafsız bir şekilde ve titizlikle uygulayan Türkiye; Karadeniz’de gerilimin tırmanmasının önlenmesini teminen, bu savaş boyunca da değişmez kararlılığını ve ilkeli tutumunu muhafaza etmektedir. Birleşik Krallık tarafından Ukrayna’ya hibe edilen mayın avlama gemilerinin, savaş devam ettiği müddetçe Türk Boğazlarından Karadeniz’e geçişlerine izin verilmeyeceği, ilgili müttefiklerimize bildirilmiştir.”

BMDHS MONTRÖ'YÜ ORTADAN KALDIRIR MI?

Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne atıf yaparak Ukrayna gemilerini Türk Boğazlarından geçirmeyeceğini duyurması, sosyal medyada da gündem olmuştu. Bazı Batılı analistler, 1982 yılında imzalanan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS)'nin 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni ortadan kaldırdığını ileri sürdü. Ancak BMDHS'nin “Uluslararası Seyrüsefere Açık Boğaz Sularının Hukuki Rejimi”ni düzenleyen kısmında yer alan 35'inci maddesi, şöyle söylüyor: “(Bu düzenlemeler) Geçişin tamamen veya kısmen, uzun süreden beri yürürlükte bulunan ve özellikle bu boğazlara ilişkin olan sözleşmelerle düzenlendiği boğazların hukuki rejimini etkilemez.”

MAYIN GEMİLERİ ‘SAVAŞ GEMİSİ’DİR

Stavridis, “Mayın avcıları tamamen savunmaya yöneliktir.” diye yazarken, Konrad “Mayın avcıları savaş gemisi değil donanma yardımcılarıdır.” iddiasında bulundu. Ancak Montrö Boğazlar Sözleşmesi, gemi sınıflandırmaları konusunda 1936 tarihinde İngiliz Milletler Topluluğu, ABD ve Fransa arasında imzalanan İkinci Londra Deniz Antlaşması'ndaki tanımları esas almış ve bu tanımları Sözleşme'ye EK II olarak koymuştu. Burada yapılan tanımlar mayın avlama gemilerinin “savaş gemisi” kategorisinde olduğunu doğrularken, Sözleşme'nin 9. Maddesi de yardımcı gemilerin gerçekte ne olduğunu şöyle ifade ediyordu: “... sıvı olsun olmasın, yakıt taşıma için yapılmış olan yardımcı gemileri [Batiments Auxiliaires]...”

Yani mayın avlama gemileri donanma yardımcıları değildi. Nitekim Sandong sınıfı mayın avlama gemilerinin başında da HMS (Majestelerinin Gemisi) yazıyordu. Yani bu gemiler, Kraliyet Donanması'nın ana unsurlarındandı. Donanmanın yardımcı unsurları ise “Kraliyet Filosu Yardımcıları” adlı ayrı bir filo içine görev yapıyor ve RFA ön adını kullanıyordu. Belki de Stavridis'in görmezden geldiği en yalın gerçek buydu. Mayın avlama gemileri RFA değil, HMS idi.

Sonraki Haber