Gül’ün sabıkalı rektörleri

Gül’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde üniversitelere alt sıralardan rektör olarak atadığı pek çok isim bugün FETÖ’cü suçlamasıyla cezaevinde

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için öne çıkacağı konuşulan ve Cumurbaşkanı Erdoğan muhalifleri tarafından parlatılan Abdullah Gül’ün geçmişi, geleceği hakkında izler taşıyor. Gül’ün ise sicili, anlatıldığı kadar parlak değil. Gül’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde üniversitelere rektör olarak atadığı birçok isim günümüzde FETÖ soruşturması kapsamında soruşturma geçirmiş, gözaltına alınmış veya tutuklanmış kişilerden oluşuyor. İşte o isimlerden dikkat çekenler:

PKK’YA İLAÇ VEREN REKTÖR

FETÖ’den tutuklu bulunan Diyarbakır Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, 2008 yılında yapılan rektörlük seçimlerinde 3. sıradan rektör olarak atandı. Saraç, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası tutuklandı. Rektörlük yaptığı dönemde üniversitenin ecza deposundaki ilaçları PKK’ya verdiği gündeme geldi. Saraç’ın bin 991 FETÖ mensubunun atamasını onayladığı belirtildi.

Fetullah Gülen’in eski Fatih Üniversitesi Rektörü Şerif Ali Tekalan aracılığıyla Saraç’a bir çanta dolusu ziynet eşyası gönderdiği de FETÖ iddianamesinde yer aldı.

ATATÜRK DÜŞMANI FETÖ SANIĞI

Eski Celal Bayar Üniversitesi Rektörü, FETÖ’den tutuklu Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli, tutuklanmadan önce üniversiteden kovuldu. Pakdemirli, 2010 yılında dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı protesto etmek isteyen TGB’li öğrencilere karşı takındığı sert tavrıyla gündeme geldi. Pakdemirli, TGB’li öğrencilerin “Biz Atatürk’ü savunuyoruz” ifadesine karşı “Ben izin vermiyorum, Atatürk’ü savunamazsınız, sizi okuldan attırırım” diye yanıt verdi. Pakdemirli, darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturma kapsamında çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. 2010 yılında üniversite seçimlerinde 3. sıradan rektör olarak atanmıştı. 2011 yılında Pensilvanya’da Fetullah Gülen’i ziyaretiyle de gündeme gelmişti.

PENSİLVANYA YOLCUSU

Akdeniz Üniversitesi’nin 2008 yılında yapılan rektörlük seçimlerinde birinci seçilen Prof. Dr. Mustafa Akaydın’ın karşısında aday olan FETÖ sanığı, tutuklu Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe, 2. sıradan rektör atandı.

Kurtcephe yargılandığı davada FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’i ziyaretine ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Tarihçi olduğumdan, bu şahsın ismini çok duyduğum, merak ettiğim için ayrıca tutuklu eski Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal’ın üniversite ve şahsıma karşı takındığı tavırla ilgili olarak konuşabilirim düşüncesiyle bu şahsın teklifini kabul ettim. 2012 yılı Aralık ayında Amerika’ya gittik. Fetullah Gülen ile Pensilvanya’da görüştük.”

FİRARİ REKTÖRDEN ERDOĞAN MUSKASI

Firari, eski Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Hoşcoşkun’un üniversitedeki odasında yapılan aramada, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile muhabbetini artırması için el yazısıyla hazırlanmış muska bulundu. Hoşcoşkun, 25 Ağustos’ta çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edildi. 11 Eylül’de hakkında yakalama kararı çıkarıldı ancak evinde bulunamadı.

KAÇAK HATTAN BYLOCK ÇIKTI

Eski Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Büyükberber, seçimler sonucunda 511 oy alarak birinci sırada seçilen Prof. Dr. Ayşe Dursun karşısında 188 oy alarak beşinci oldu. Ancak YÖK’ün listesinde üçüncü sırada yer aldı ve Gül tarafından atandı. 15 Temmuz’dan sonra tutuklanan Büyükberber’in, Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Özbay adına 36 adet telefon hattı açtırdığı ortaya çıktı. Hatlara FETÖ’nün haberleşme programı ByLock yüklendiği belirlendi.

SAVCI ARKADAŞIMIZ’

Eski Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner’in FETÖ’yü ciddiye almayanları soruşturma açmakla tehdit ettiği iddia edildi. Eski İlahiyet Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdurrahman Kurt, FETÖ üyesi bir kişinin ‘Mezhepler Tarihi’ dersini vermesine engel olunca Laçiner’in kendisini, “24 saat içinde dekanlık görevini bırakacaksın. Senin görevinle ilgili bir usulsüzlüğü Çanakkale Savcılığı’na bildirdim. Dekanlık görevini bırakırsan geri çekeriz, bırakmazsan bir soruşturmayla cezaevine gireceksin. Kurtuluşun yok. Çünkü savcı arkadaşımız” şeklinde tehdit ettiğini belirtti. Ayrıca Laçiner, 38 yaşında rektörlük makamına atanarak, Türkiye’nin bu alana gelen en genç ismiydi.

15 TEMMUZ’DAN SONRA AÇIĞA ÇIKTI

FETÖ’cü rektörlerin birçoğu seçimlerde birinci sıradan seçilmediği halde dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün imzasıyla atanmıştı. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, Gül’ün atadığı ve FETÖ’cü olduğu belirlenen bazı isimler ise şunlar: Eski Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Şimşek, eski Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam, eski Konya Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hakkı Gökbel, eski Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Niyazi Eruslu, eski Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik, eski Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüsnü Salih Güder, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Mustafa Birincioğlu.

100 BİN İMZAYLA ADAY OLABİLİR

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün son KHK çıkışının ardından AKP ile arasında yaşananlara ilişkin Sabah gazetesi Ankara temsilcisi Okan Müderrisoğlu’ndan “Abdullah Gül, 100 bin imza ile Erdoğan’ın karşısına çıkabilir” iddiası geldi. Yazısında, ‘AK Parti üzerinde üç hesap yapıldığını’ ileri süren Müderrisoğlu, bunlardan birinin ‘AK Parti-MHP işbirliğini bozma taktiği’, bir diğerinin ise ‘cumhurbaşkanlığı seçimi ile genel seçim arasında ayrım yapılması’, yani ‘Erdoğan seçilsin ama AK Parti’ye mesaj verilsin’ taktiği olarak niteledi.

100 BİN İMZA İLE ADAY OLACAK

Müderrisoğlu’nun sözünü ettiği üçüncü hesap ise Gül’ün adaylığına dair oldu. Müderrisoğlu, buna ilişkin yazısında şu ifadeleri kullandı: “11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül üzerine kurulan denklemler. AK Parti’de, Gül’ün daha aktif olacağı, bunun altyapısını, hatta finansman ve kadro boyutunu da planladığı kanısı giderek pekişiyor. Burada da ‘iki ihtimal’ öne çıkıyor. İlk görüşe göre, Gül bir partinin veya muhalif bloğun adayı olarak sahne almayacak. Aksine, 100 bin imza ile daha bağımsız, hatta günlük polemik ve çekişmelerin dışında bir isim olarak konumlanacak. ‘Toplumsal uzlaşma, demokrasi, insan hakları, refah’ gibi kavramlar etrafında bir tür değerler siyasetinin temsilcisi olarak elini güçlendirecek.”

KAZANAMASAM BİLE SİZE KAYBETTİREBİLİRİM’

Bir diğer görüşe dair ise Müderrisoğlu, “İkinci görüşe göre, Gül ilk etapta pazarlık marjını artıracak. Erdoğan ve kurmaylarında, ‘Yarışa girebilirim, kazanamasam bile size kaybettirebilirim’ etkisi uyandıracak. Günün sonunda Erdoğan ile masaya oturarak, AK Parti’nin 2019-2023 şekillenmesinde yeniden söz sahibi olmayı deneyecek” ifadelerini kullandı.

Sonraki Haber