Gürcistan’ın yol ayrımı: AB ve NATO mu, 6’lı Platform mu?

Avrupa Birliği genişleme siyaseti kapsamında Gürcistan’a aday üyelik statüsü verdi. Avrupa’nın ve ABD’nin Gürcistan ile ilgili planları ne? Tiflis’in nasıl bir önemi var? Gürcistan’ın geleceği nerede? Bütün bu sorulara siyaset bilimci Şota Aphaidze yanıt verdi

Kafkasya İslami Çalışmalar Merkezi Direktörü ve Rusya Federasyonu Finans Üniversitesi uzmanı Şota Aphaidze, United World International (UWI Data)’a Gürcistan ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Aphaidze, Avrupa Birliği’nin genişleme siyasetinde Tiflis’in nerede durduğunu ve ABD’nin ülke ile ilgili planlarını açıkladı.

Şota Aphaidze

AB’NİN U DÖNÜŞÜ

Yakın zamanda Avrupa Birliği(AB) Dışişleri Bakanları Konseyi ile Doğu Ortaklığı (EaP) ülkelerinin Brüksel’deki olağan toplantısında Gürcistan’a aday üyelik statüsü verildi. Bunun Gürcistan için anlamı nedir?

Avrupalı diplomatlar bu kez Gürcistan’ı demokratik reformlar ve Avrupalı değerlere verdiği öneme atfen pohpohladı. Geçmiş dönemin aksine Tiflis’in bu kez AB üyeliği için adaylık statüsünü kazandığına şüphe yok. Brüksel’in bu tutumu, bir buçuk yıl önceki kararından tamamen farklı bir karar vermesi ve Gürcü hükümetinin o zamandan bu yana fiiliyatta hiçbir adım atmamış olması nedeniyle garip.

AB yetkililerinin bu tutumunu değerlendirmek gerekirse, örneğin AB diplomasisinin başı Josep Borell, 2012’den beri iktidardaki Gürcü Rüyası Partisini (Georgian Dream) eleştirenlerin başında geliyorken söz konusu toplantıda şunları söyledi: “İyi haber: Gürcistan AB üyeliğine doğru ilerliyor. Komisyonun önerisi oldukça olumluydu. Bu yönde devam etmesi için Gürcistan’ı canı gönülden destekliyorum”

Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tişakna, ülkesinin AB’nin genişlemesini doğal olarak desteklediğini aksi takdirde Estonya’nın Avrupa ailesinde yer alamayacağını söyledi. Estonyalı siyasetçiler, Gürcistan’a her daim öznel yargılarla bakmış ve yıpratıcı bir muhalefet yürütmüştür. Çünkü Saakaşvili’nin Gürcü Rüyası Partisi’nden intikam almasını umuyorlar. Estonya’nın şimdi böyle bir tutum alması tuhaftır. Öyle görünüyor ki Estonya, ABD’den kesin bir talimat almıştır. AB’nin genişleme gündeminden itibaren Estonyalılar coğrafi bir karmaşa yaşıyor. Baltık ülkeleri kıta Avrupası’nın bir parçasıdır fakat Gürcistan değildir.

AVRUPA’NIN GENİŞLEME SİYASETİ

Litvanya Dışişleri Bakanı Gabrielus Landbergis, Gürcistan’a AB aday üyelik statüsünün verilmesi sayesinde AB Doğu Ortaklığının evrileceğini ve ortaklık ülkelerinin Avrupa’ya hiç olmadığı kadar yakınlaşacağını söyledi. Landbergis de Estonyalı mevkidaşı gibi birden tutumunu değiştirmiş oldu.

Latviya Dışişleri Bakanı Krisyanis Karins de Gürcü hükümetini eleştirenlerin başını çekenlerden biri olarak sık sık Batı’nın Gürcistan’ı tüm Batılı mekanizmalardan uzaklaştırması gerektiği çağrısı yapıyordu. Ancak o da şimdi farklı düşünüyor ve diyor ki: “Gürcistan’a adaylık statüsünün verilmesini umuyorum. AB’ye katılmak isteyen sadece Gürcü halkı değil ve hükümetin de bu yöndeki niyeti ortada”

Finlandiya Dışişleri Bakanı Elina Valtonen, Fin hükümetinin AB’nin genişlemesini desteklediğini söyledi ve Gürcistan ile yürütülen müzakerelerin çok iyi olduğunu belirtti. Çekya Dışişleri Bakanı Jan Lipavsky Gürcistan’a adaylık statüsü verilmesinin zamanında bir karar olacağını söyledi.

Irakli Garibaşvili

HAVUÇ VE SOPA SİYASETİ

Gürcü hükümetinin tutumu nedir?

Başbakan Irakli Garibaşvili, Gürcistan’ı Rusya’yla savaşa sürüklemeye çalışan dışarıda ve içerideki düşmanlara karşı muzaffer olmanın, arzu edilen aday üyelik statüsünün kazanılmasını mümkün kıldığını söyledi: “Ne tek ayağımıza güvendik ne de diz çöktük. Sağlam durduk ve onurumuzla bu zaferi kazandık. Bugün Gürcistan için kutlu bir gün olarak tarihe geçecek. İyice hak edilmiş ve Gürcü halkına yakışır bir zafer. Bugünden itibaren, Gürcistan bir Avrupa ülkesidir!”

Gürcistan Dışişleri Bakanı İlya Darkiyaşvili de Gürcistan’ın aday üyelik statüsünü kazanmasının, hükümetin her şeyi doğru yaptığını gösterdiğini belirterek şöyle dedi: “Ortaklarımızın açıklamaları, tam üyeliğin çok yakında kaçınılmaz olması için sürdürdüğümüz reformları ispatlıyor.”

Gürcistan Meclis Başkanı Şalva Papuaşvili 14 Aralık’ta başkent Tiflis’in, Avrupa ailesinin bir parçası olduğu “tarihi gerçeğini” duyduğunu söyledi. İngiliz gazetesi The Times da benzer şekilde Tiflis’in yöresel şarapları ve gece hayatıyla başkenti “Avrupa’nın ikinci Berlin’i” olarak nitelendirdi.

Şimdiye dek Batı, Gürcistan’la iletişimini sopa siyasetiyle kurmaya çalıştı fakat beklemediği bir sonuçla karşılaştı. Tiflis, AB ve ABD’nin etkisinden çıkmaya başladı. Gürcü hükümeti, daha önce yapmadığı bir şeyi yaparak Batılı ortaklarıyla kamuoyu önünde ters düştü.

Geçtiğimiz yıl AB’den Gürcistan’ın aday üyeliği kararının çıkması gerekiyordu ancak çıkmadı. Çünkü bazı AB temsilcileri, Gürcistan’ın fanatik bir Rusya karşıtı tutum takınmada isteksiz olduğu gerekçesiyle Tiflis’i cezalandırmak istedi.

Batı, adaylık statüsü kararını erteleyerek Gürcistan’daki siyasi durumu kendi lehine değiştirip yıpratıcı bir muhalefetle Gürcü hükümetini devireceğini umdu. Ancak umdukları hükümet karşıtı halk ayaklanması gerçekleşmedi. Aksine, Gürcü halkının çoğunluğu geçen sene AB’nin verdiği bu kararı bir aşağılama olarak algıladı çünkü demokratik gelişim yolunda Moldova ve Ukrayna’dan çok daha ileride olduklarına inanıyorlardı. Neticede Batı, sopa yerine havucu devreye sokarak Gürcistan’a aday üye statüsünü verdi.

‘GÜRCİSTAN YAKINDA AB’YE KABUL EDİLMEYECEK’

Gürcistan AB’ye katılacak mı?

Aday üyelik statüsü, aslında AB üyeliğinin kesin güvencesi değil. Türkiye’nin AB’ye alınma durumu 30 senedir belirsizdir. Şimdi Türkiye’ye Arnavutluk, Moldova, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Ukrayna, Karadağ ve Gürcistan da resmen eklendi. Gürcistan yakında AB’ye kabul edilmeyecek.

Birincisi, AB’nin kendisi genişlemek istemiyor. İkincisi, Tiflis ne siyasi ne de ekonomik düzeyde buna hazır. Gürcistan’ın hedefi başarılı bir ekonomik ve siyasi sistem kurarak AB’ye tam üye olmak, yani AB’nin en yoksul ülkesi olma niyeti yok.

Gürcistan’a aday üyelik statüsü verilmesi tamamen siyasi bir karardır. Çünkü yolsuzluk ve diğer ölçütler açısından Gürcistan, Ukrayna gibi görünmektedir. Nitekim Ukrayna’yla da AB üyelik görüşmelerinin başlatıldığını biliyoruz fakat AB’nin Gürcistan’dan beklentisi AB’ye üye olması değil. Ursulavon der Leyen ve Josep Borell’in ifade ettiği iki mesele var:

Birincisi siyasi sistemin “kutupsuzlaştırılması”, yani (vatandaşlıktan çıkarılıp Ukrayna vatandaşı olan eski devlet başkanı) Saakaşvili ve muhalefete özgürlük verilmesi. İkinci talep ise birinci demokrasi ölçütü taleple bağlantılı olarak LGBT gibi konularda ayrımcılığın ortadan kaldırılması. Bu talepler, Borell’in eylüldeki Tiflis ziyaretinde şu şekilde formülleştirildi:

“İkinci mesajım, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü saldırganca savaşla ilgili. AB, Ukrayna’yı destekliyor ve gerektiği müddetçe destekleyecek. AB, Gürcistan’ın bu konuda uluslararası platformlarda sergilediği açık tutumdan memnundur. Rusya’yı uluslararası alanda izole etme çabalarımızı en yakın ortaklarımızla eşgüdümle yürütmek son derece önemlidir. Bu yüzden, yaptırımların delinmesinin önlenmesi konusunda Gürcistan’la etkin işbirliğimizden son derece memnun olduğumuza (AB nezdinde) dikkat çektim. Bu konuda Gürcistan’da çok şey yapılıyor ve bu çabaları tanıdığımızı vurguladım.

Ancak Gürcistan ve Rusya arasında doğrudan hava ulaşımının yeniden başlaması ve böylece Tiflis’in, Ruslar’ın Avrupa’ya geçiş noktası olması konusunda üzüntü duyduğumuza da dikkat çektim. Ayrıca, Rusya’nın propaganda ve bilgi çarpıtma savaşları gibi hibrit faaliyetlerine karşı koymak için daha etkin bir şekilde müşterek çalışmak gerekiyor. AB, bilgi çarpıtmaya karşı direnç kurmak için Gürcistan’daki bağımsız medyayı ve sivil toplumu desteklemeye devam edecek. Dış politikamızdaki dönüşüme bağlılık, AB üyeliğini hedefleyen tüm ülkelerden de beklentimizdir.”

Yani Gürcistan’ın AB üyeliği, uzak bir beklenti ve (AB’nin) siyasi müdahalesi için sattığı bir hayaldir.

‘BÖLGESEL BÜTÜNLEŞME GÜRCİSTAN İÇİN TEK SEÇENEK’

Tiflis 6’lı Platform’a (3+3) katılmayı neden reddediyor? Bu kimin işine yarıyor?

6’lı Platform, Gürcistan ve diğer bölge ülkeleri için önemlidir. Çünkü çok sayıda ekonomik fırsatı getiriyor. Gürcistan böyle bir işbirliği platformunda çok geniş mâli kaynağa erişebilir çünkü işbirliği birçok açıdan enerji kaynaklarıyla ilişkilidir. Gürcistan kendi petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip olmadığı için, böyle bir işbirliği enerjiye uygun fiyatla erişmek demektir. Ayrıca Gürcistan bir geçiş ülkesi olarak, 6’lı Platform’da yeni geliştirilecek bir demiryolu, karayolu ve havayolu güzergâhının parçası olabilir. Diğer yararı ise Gürcistan’ın İran, Türkiye, Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan’la ticari ve ekonomik ortaklıklarda yer alacak olmasıdır. Yani bu platform, bölge için çok önemli bir işbirliği biçimidir. Evet, sözde Güney Osetya ve Abhazya ile ilgili siyasi sorunlar da var.

Birçok hassas uzman gibi şahsen benim tutumum, altyapıların inşasının ve sözde Güney Osetya ile Abhazya’nın da dahil edileceği yeni güzergâhların açılmasının, ilişkilerin yakınlaşmasına, onarılmasına ve ayrılıkçı bölgelerimizle çatışmalı konuların çözülmesine yardımcı olacaktır. Yani (bölgesel işbirliğini) engellemek yerine orta noktada buluşacağımız böyle girişimlerde bulunmalıyız. Çünkü ekonomik, kültürel ve insani meseleler sayesinde bölgelerimizi yeniden birleştirmek mümkündür.

Ermenistan açısından, Karabağ’da 30 yıldır süren ve acil duruma neden olan aşamadan sonra düşmanlık ilkesel olarak sonlandı. Böylece Ermenistan, 6’lı Platform çalışmalarına katılmaya aşamalı olarak başlayacak. Özellikle yurtlarına huzur içinde dönmek isteyen Karabağ Ermenileri, Erivan ve Bakü arasında sınırların karşılıklı dokunulmazlığını güvenceye alan anlaşmayı imzaladıktan sonra başlayacak.

Ardından Ermenistan topraklarından geçen Zengezur Koridoru’nun açılması meselesi pekâlâ çözülebilir. Bunun tamamen ekonomik, ulaştırmacılık ve altyapı projesi olduğuna inanıyorum. Yani 6’lı Platform, siyasi ve ekonomik uygulamaları engelleyen kısıtlamaları ortadan kaldırabilir. Böylece Türkiye, İran ve Rusya gibi büyük ülkeler, üç Güney Kafkasya devletiyle daha etkin bir işbirliğine zaten gidecektir.

Zengezur Koridoru

GÜRCİSTAN’IN ALMAN MODELİYLE NATO’YA ALINMA SENARYOSU

Gürcistan yakın gelecekte NATO’ya alınabilir mi?

Gürcistan’ın NATO’ya alınma fikri NATO Eski Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen’e aittir. Gürcistan’ın Alman modeliyle NATO’ya alınması senaryosunu destekleyen oydu. Alman modeli, Almanya iki bölgeye ayrılmışken Batı Almanya’nın 1955’te NATO’ya alınmasıyla ortaya atıldı. Dolayısıyla Rasmussen, Gürcistan’ın Batı bloğuna Abhazya ve Güney Osetya olmadan eklenmesini ve NATO tüzüğünün ortak güvenlikle alakalı 5. maddesinin yalnızca Tiflis’in kontrolünde olan bölgeleri kapsamasını önermişti.

Özellikle vurgulamam gerekir ki NATO’nun genişlemesi ve Kafkasya’da kök salması, NATO ve ABD’nin çıkarlarına yarar.

‘NATO ÜSSÜNE DÖNMEK GÜRCİSTAN’A ZARAR VERİR’

ABD, Gürcistan’ın NATO’ya kabulünü hızlandırmak için neden bu kadar etkin bir çaba sarf ediyor?

Rusya-ABD ve İran-ABD arasındaki çatışmadan dolayı. Kafkasya demek Orta Asya ve ötesinde Çin’e uzanan geçiş güzergâh demektir. Ayrıca ABD, Gürcistan’ı NATO’YA almanın, Rusya’yı Karadeniz’de engelleyebilmenin bir yolu olduğuna inanıyor. Çünkü Rusya, batıda Romanya ve Bulgaristan, güneyde Gürcistan gibi NATO üyeleriyle çevrelenmiş olacak.

Amerikalılar, şöyle bir işbirliği modeli bile önerdiler: 2020’de NATO liderliği Gürcistan’ı ittifaka kabul etmezse ki etmedi, o zaman Amerika-Gürcistan arasında askeri ortaklık anlaşmalarının güçlendirilmesi önerilecekti. Bu “güçlendirme” önerisi, Amerikan Silahlı Kuvvetlerinin ülkeye doğrudan konuşlandırılması demektir.

Bu bağlamda, meselenin ekonomik yapısına dikkat çekmek gerekiyor. Gürcistan silahlanmaya kaynak ayırmasına rağmen bütçesi, askeri sektörü bu denli geniş ölçekte finanse etmeye yeterli değildir.

Gürcistan’ın, Ukrayna’nın diğer sektörlerinin zararı uğruna ayırdığı askeri bütçeyi ayıracak ne paraya ne de fırsata sahip. Gürcü hükümeti, sadece askeri altyapı ve askeri alana harcama yaparsa ülke çöküşün eşiğine gelebilir, ekonomik ve toplumsal hayat mahvolabilir. Zaten sorunlu bir ekonomimiz ve çok tehlikeli toplumsal sorunlarımız var.

Vaşington, bu etkeni sürekli kullanıyor. Tiflis, düzenli olarak ABD’den askeri destek payları alıyor. Ancak bu para, ABD ve NATO’nun ihtiyacına yönelik altyapı inşası veya Amerikan silahları almak için kullanılıyor. Doğal olarak bu para, yine Amerikan askeri endüstrisinin cebine giriyor. Amerikan şahinleri bu işten para kazanıyor. NATO üyelik beklentisi Gürcistan’a ekonomik refah vadetmiyor.

Pek çok siyasetçi NATO üyeliğinin Gürcistan’a daha çok istikrar, güvence ve güvenlik getireceğini; Avrupa, Amerika ve diğer ülkelerden daha fazla yatırım çekeceğini söylüyor. Yatırımcılar daha güvende hissedecekmiş. Şüpheliyim. Güvenlikten çok tehdit getirecektir. Çünkü NATO varlığı ve Amerikan üsleri, askeri harekâtlarla Gürcistan topraklarını bir hedef tahtasına çevirecektir. Rusya ve İran’la büyük ölçekli bir çatışma, şüphesiz Gürcistan topraklarını bir savaş alanına çevirecektir. Yalnızca askeri değil, sivil altyapı da mahvolacak ve Gürcü halkı acı çekecektir. İşin toplumsal refah boyutundan bahsetmiyoruz bile.

Sonraki Haber