HDP/PKK’lı Demirtaş’ın telaşı

PKK hendeklerden çıkamadı ve bu olgu ise örgütün farklı kanatlarına yansıdı. Merkezkaç eğilimler belirmeye ve seslerini yükseltmeye başladı.

Murat İnce

PKK hendeklerden çıkamadı ve bu olgu ise örgütün farklı kanatlarına yansıdı. Merkezkaç eğilimler belirmeye ve seslerini yükseltmeye başladı. PKK eylemsizliğe gömüldükçe, kan kaybettikçe çelişmelerde artıyor. TSK’nın ara vermeksizin sürdürdüğü harekât örgütü daraltıyor ve hırçınlaştırıyor.

HDP/PKK’nın olağanüstü kongresi örgütün geldiği noktayı çok iyi gösteriyor. Coşkusuz ve karamsarlığın ağır bastığı kongre sonrası Selahattin Demirtaş’ın Özgürlükçü Demokrasi gazetesindeki yazısı daha da büyük anlam taşıyor.

DEMOKRASİ CEPHESİ’

Selahattin Demirtaş, 16 Nisan referandumunda hayır diyenleri “Demokrasi Cephesi” kurmaya çağırıyor. Demirtaş, yaşanan dağınıklığın da giderilmesini istedi. 15 Temmuz 2015 öncesi desteği arkasında göremeyen HDP, gün geçtikçe güç kaybediyor ve Kürdümüzün gözünden düşüyor. Tüm bunları gören Demirtaş, hapishaneden çıkmazlarına çıkış göstermeye çalışıyor. Ancak, PKK sürekli eldeki olanakları yitirdikçe bu çıkmazdan kurtulmak bir yana, çıkmaz daha da derinleşiyor.

31 Mayıs 2017 tarihli PKK’nın yayın organı Özgürlükçü Demokrasi gazetesine avukatları aracılığıyla bir mektup gönderen Demirtaş, “Ne yapmalı?” başlıklı yazısında “Hayır Bloku” olarak tarif edilen kesimlere, “16 Nisan’dan sonra bu cephenin yeni işbirlikleri için ortak hareket edebilmeleri artık asgari ilkelerde uzlaşabilmekle mümkün olabilir” diyerek bu asgari ilkelerin başında da Öcalan’ın sunduğu sözde barış ve çözüm önerileri gelmektedir.

HDP’nin etrafındaki çember daralıyor ve PKK kuyruğundaki sahte solun bazı grupları da uzak durmayı yeğliyor. Bu da HDP’yi yeni arayışlara sürüklüyor. Görünen o ki, ne PKK’dan sahte sola hayır var, ne de sahte soldan HDP’ye!

YUVARLAK MASA

Selahattin Demirtaş, Edirne Cezaevi’nden gönderdiği mektupta, “Öncelikli olarak yapılması gereken, ‘Hayır’ blokunda yer alan bütün toplumsal-siyasal kesimlerin temsilcilerinin bir yuvarlak masa etrafında toplanarak, eşitler arası bir hukukla ilkeler üzerinde tartışma yürütmelidir” sözleriyle HDP çevresinden uzaklaşan kesimlere mesaj veriyor. “Hayır Cephesi” yerine de “Demokrasi Cephesi” önerisi yapıyor.

Tabi önerdiği “Demokrasi Cephesi”ne şu dayatmalarda bulunuyor; “Kürt sorununun çözümüne dair önerisi olmayan bir programa, ne demokrasi programı denilebilir ne de kimse ciddiye alır. Öncelikli olarak Kürt sorununda demokratik-barışçıl çözümün hayata geçebileceği gerçekçi bir müzakere zemini-mekanizması oluşmalıdır.” Peki, bu nasıl oluşacak? Elde Amerikan silahı olan ve ABD’nin işaret ettiği hedefe yönelen PKK ile hangi barış ve demokratik çözüm gerçekleşebilecek? PKK, Türk askerini şehit ederken, hangi barıştan-demokratik çözümden bahsedilebilir? Sadece silahın ve zorun dilinden anlayan PKK ile aynı zeminde buluşmak mümkün müdür?

DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK

Demirtaş doğrudan PKK savunuculuğunu da üstleniyor ve şöyle yazıyor; “TBMM ve siyasi partilerin, (...) Öcalan’ın ve PKK’nın böylesi bir mekanizmaya en etkili, barışa ve çözüme odaklı bir şekilde nasıl dâhil olabilecekleri somut bir metotla (mekanizmayla) önerilebilir. Bir defa Kürt sorununda ana aktörler olan (...) Öcalan ve PKK’yı dışlamaya çalışan, bu realiteleri yok sayan hiçbir arayışın ciddiyeti ve samimiyeti olmayacaktır. Bu saatten sonra Öcalan-PKK çözüm sürecinde olsun mu olmasın mı tartışmasını yapmak bile, deve kuşu politikasından başka bir şey değildir.”

Aslında Demirtaş’ın tüm çırpınmaları PKK’yı gündeme taşımaktır. Yenilgi üstüne yenilgi alan bölücü örgüte soluk aldırmak için yığınla söz sıralıyor. Pek çok kişi ve çevre hâlâ, HDP ve PKK’yı ayrı örgütlermiş gibi gösterme gayretinde. Ama Demirtaş’a baktığımızda HDP’nin PKK’dan farklı olmadığını ve aynı amaca hizmet ettiğini açıkça görüyoruz.

HDP SİLİKLEŞİYOR

24 Temmuz 2015 tarihi öncesinde her gün tehditler savuran, özerklik çağrıları yapan, Türk tarihine hakaretler yağdıran HDP’nin yerinde yeller esiyor! Beli kırılan PKK’nın legal organı HDP ve yedek lastik DBP, o eski heybetini kaybetmesinin yanı sıra, halk nezdinde de büyük itibar kaybına uğramış durumda.

Kürdümüzün yoğun olarak yaşadığı illerimizde bölücülük iklimi, yerini birlik iklimine bıraktıkça; PKK/HDP siliniyor ve renksizleşiyor. Eskiden HDP binaları dolup taşarken ve Güneydoğu illerimizde iş yaptırmak isteyenlerin uğrak yoluyken ıssızlaşmaya başlaması anlamlı. Türkiyemizin geleceği açısından umut vericidir.

HDP NEDEN KAPATILMIYOR

PKK’nın doğrudan yönettiği HDP/DBP neden kapatılmıyor? Hangi hesap kitap işleri yapılıyor? Silahı kullanan PKK ile siyaseti legal alanda kullanan HDP/DBP aynı yolun yolcusu değil mi? PKK’nın yan kollarının yasaklanması için daha ne bekleniyor?

PKK/HDP İNTİHAR ETMELİ

PKK ve yan kolları için en hayırlı yol ‘intihar etmeleri’ ve Türkiye’nin başına bela olmayı bırakmalarıdır. Gerçi ABD/İsrail’in izni olmadan bu tavrı almaları zordur. Ama yine de bu yolu denemeleri en doğru seçenek olarak önlerinde durmaktadır. HDP’ye yolun sonu gözüktü. Yapılması gereken süreci kısaltmaktır. Daha doğrusu HDP/DBP gibi bölücülük yuvası dağıtılmalı ve bir daha gün yüzü görmemeleri sağlanmalıdır.

Sonraki Haber