Hukuksal boyutuyla Pile Köyü yolu gerilimi

Pile’deki mevcut durum GKRY açısından haksız toprak kazanımı ve 1974 sonrasında ateşkes statüsünün, sınır ihlalleriyle bozulması anlamına gelmektedir. BM Kıbrıs Barış Gücü, Rum Yönetimiyle yapılan anlaşmayla, uluslararası hukuka aykırı şekilde Ada'da görev yapmaktadır

Kıbrıs Adası: KKTC, GKRY, BM ara bölgesi, Britanya üs bölgeleri.

Pile Köyü Kıbrıs Adası’nda; Kuzeyinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) doğusunda Britanya’nın egemen Dikelya Üs Bölgesi, güneyinde ise Güney Kıbrıs Rum Kesimi (GKRY)'ne ait toprakların bulunduğu, BM ara bölgesinde yer alan Türk ve Rumların bir arada yaşadığı kendine özgü-defacto, ortak yönetime sahip bir yerleşim bölgesidir.

Kıbrıs adasında bölgesel egemenlik tartışmalarında gözönüne alınması gereken pek çok uluslararası teşkilat ve ülke sözkonusudur. Kıbrıs Cumhuriyetini kuran 1959 Zürich-Londra kurucu anlaşmalarında beş uluslararası süje vardır: Garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan, Britanya ve ülkenin iki eşit kurucu topluluğu, Türk ve Rum halkı. Rum yönetiminin baskı ve katliamları sonrası Birleşmiş Milletler (bm) de devreye girmiş, Barış Gücüyle ara bölgede yer almıştır. Kıbrıs Türk toplumunun kazanılmış geçerli haklarına dayanarak KKTC, 1983'te kurulmuştur. 2004'te Rum Kesimi hukuka aykırı şekilde tüm adayı temsilen Avrupa Birliği'ne üye kabul edilmiştir. Böylece Kıbrısla ilgili tartışmalar çok daha çetrefilli hale gelmiştir.

BM KIBRIS BARIŞI KORUMA GÜCÜ

Kırmızı hat: Ara bölge. Yoğun yapılaşma, sonradan yapılan üniversite ve konut alanları

1959-60 Zürich-Londra Anlaşmaları uyarınca Türkiye, tüm Ada'nın deniz-hava-kara egemenlik haklarıyla, statüsü üzerinde garantörlük haklarına sahiptir. Kıbrıs Türk toplumu da egemenlik haklarına Rum toplumuyla eşit oranda sahiptir.

Bu çerçevede, BM Barış Gücü yönetimindeki yeşil hat sınırlarında ve ara bölgeyi oluşturan 362 km2'lik alanda taraf ülkelerin onayı olmaksızın değişiklik yapılamaz, yeni iskan bölgeleri oluşturulamaz.
Kıbrıs Barış Harekâtı'nın ardından, Yunanistan, Türkiye ve Britanya 25 Temmuz 1974'te Cenevre'de toplandılar. Bu toplantıda alınan ortak bildiri kararına göre Türk Silahlı Kuvvetlerinin -anlaşmalardan kaynaklanan haklarını kullanarak- müdahalede bulunduğu alanların sınırında, Yunanistan, Türkiye ve Britanya temsilcileri tarafından UNFICYP (Birleşmiş Milletler Kıbrıs Barış Gücü) ile istişare edilerek belirlenecek büyüklükte bir güvenlik bölgesi oluşturulacaktı. Bu bölgeye, giriş yasağını denetleyecek olan UNFICYP'den başka hiçbir güç girmeyecekti. Güvenlik bölgesinin büyüklüğü ve niteliği belirleninceye kadar, iki kuvvet arasındaki mevcut alan herhangi bir kuvvet tarafından ihlal edilmeyecekti. BM Güvenlik Konseyi daha sonra 355 Sayılı Karar'la bu deklarasyonu kabul etti.

Oysa BM Barış Gücü yeşil hat olarak tanımlanan ara bölgedeki sorumluluklarını ve tarafsız davranma yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Esasen Kıbrıs’taki Barış Gücü'nün kuruluşundan itibaren taraflı hukuksuz bir yapılanma bugüne kadar etkilerini sürdürmüştür.

BM Barış Gücüne dayanak teşkil eden Güvenlik Konseyi’nin 1964 tarih 186 Sayılı Karar'ının, Kıbrıs sorunu bakımından çok temel ve önemli bir rolü bulunmaktadır. Çünkü karar sonrasında, ortada 1959-60 Antlaşmaları’yla kurulan bir devlet varmış ve Kıbrıslı Rumlar da bu devletin sanki yasal hükümetiymiş gibi davranmaya başlamıştır. BM Barış Güçlerinin bir ülkeye yerleştirilebilmesi için, o ülke devletinden izin alınması genel bir kuraldır. Bu iznin verilmemesi durumunda, o ülkeye barış güçlerinin gönderilmemesi gerekir. 186 sayılı kararın dördüncü maddesinde, Kıbrıs’ta BM Barış Gücü’nün kurulmasını tavsiye ederken, bunu Kıbrıs hükûmetinin rızasının alınması koşuluna bağlamıştır. Bu noktaya kadar her şey, BM’nin o yıllardaki uygulamasına ve uluslararası hukuka uygun görünmektedir. Fakat daha sonra BM, iki kurucu eşit toplum temeli üzerine oturtulan ve toplumlardan birinin rızası olmaksızın devlet mekanizmasında karar alınamayan Kıbrıs devleti ve hükûmeti içerisinde, Kıbrıslı Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın, bakanlarının, Temsilciler Meclisi milletvekillerinin ve hatta kamu hizmeti görevlilerinin –Rumların baskı ve terör politikaları nedeniyle- bulunmamalarını göz ardı ederek, Sadece Kıbrıs Rumlarından oluşan hükümeti, “yasal hükümet” olarak kabul etmiş ve onların rızasıyla Ada’ya BM güçlerinin kurulmasına karar verilmiştir. Böylece BM Barış Gücü en baştan Kıbrıs Türklerinin sonrasında Kıbrıs Türk Federe Devleti ve KKTC’nin ülke devleti sıfatıyla, onayı alınmaksızın göreve başlatılmıştır.

UNFICYP adı altında Kıbrıs’ta, 04 Mart 1964 tarihli tartışmalı 186 sayılı Güvenlik Konseyi kararıyla yeni bir BM Barışı Koruma Harekatı’na başlanmıştır. Başlangıçta geniş çaplı 6 bin 500 kişilik bir kuvvet oluşturulmuştur.

Zaman içinde kuvvete, gruplar arasında tartışmaları sona erdirme, durumu değerlendirme ve BM Sivil Polis Gücü’nün yardımlarıyla bölgesel düzeni sağlama görevleri verilmiştir ve halen bölünmüş bölgede Rumlar ve Türkler arasında görevine devam etmektedir. Güvenlik Konseyi, Genel Sekreter’e bölgeye bir arabulucu atama ve taraflara politik çözüm aramaları için yetki vermiştir. 1964 ve 1967 olayları ardından sağlanan ateşkes süreci; Ada'da Kıbrıs hükûmetine karşı darbe, Ada'yı Yunanistan’a katma girişimi ve Kıbrıslı Türklere karşı insan hakları ihlalleri 1974 yılında Türkiye’nin müdahalesi ile çıkmaza girmiş, taraflar arasında yapılan görüşmeler ve çabalara rağmen bir gelişme sağlanamamıştır. 1983 yılında Kıbrıslı Türklerin kurucu egemen unsur olarak kazanılmış hakları çerçevesinde bağımsızlıklarını ilanı, Kıbrıs’ın bölünmüşlüğünü göstermekte ve UNFICYP görevine bölgede Yunan ve Türk Kuvvetleri arasında 180 km.’lik askersiz hale getirilmiş bir bölgede devriye, gözlem ve kontrol görevine devam etmektedir. 1964 ve 1974 yılları arasında UNIFICYP iki toplum arasında bir tampon bölge kuvvetinden ziyade Polis Gücü olarak hareket etmişken, 1974 sonrası 353 sayılı Güvenlik Konseyi kararı ile 39 ve 40'ıncı maddelere dayandırılan güvenlikli bölgeler oluşturularak faaliyetlere devam etmektedir.

RUM TARAFININ İHLALLERİ

GKRY ile fiilen birleşen Pile ve KKTC’den Pile’ye ulaşımın sağlandığı Britanya üs bölgesinden geçen halen kullanılan yol. Aynı yolun uzantısı doğrudan GKRY topraklarına ara bölgenin içinden geçmektedir. BM Barış gücünün yanlı uygulaması bu yol güzergahında açıkça görülmektedir.

UNFICYP Kuvvet Statüsü Sözleşmesi’nde, bazı küçük sınırlamalarla bütün Kıbrıs’ta harekat serbestisi kabul edilmiştir. Buna karşın uygulamada çeşitli bahanelerle Kıbrıs Rum Ulusal Muhafızları, kuvvetin hareketlerini kısıtlamışlardır. Bu müdahaleler, UNFICYP personelinin durdurulmasından üst ve araçlarının aranmasından dahi kaçınılacağı şeklinde karar alınmasını gerektirmiştir.

Rum tarafı, 1996 yılında Larnaka-Dikelya-Aya Napa yolu yapımı sırasında, Türk tarafının onay vermemesine rağmen, yolun Pile bölgesi sınırları içindeki bölümünü, Türk tapulu arazilerden geçirmiş ve Türk arazilerini sistemli bir şekilde istimlak etmiştir. Anılan yolun bir bölümü BM Barış Gücü’nün kontrolündeki ara bölgeden geçmiş, BM Barış Gücü bu yol yapılırken hiçbir engellemede bulunmamıştır. 2004'te Rum tarafınca yapılan Pile-Voroklini yolu da ara bölgeden geçmiş yine BM Barış Gücü taraflı davranarak engellemede bulunmamıştır.

Kıbrıs Adası: KKTC, GKRY, BM ara bölgesi, Britanya üs bölgeleri.

Rum tarafı Pile bölgesinde tek taraflı olarak iskan uygulamaları yapmış, 2012'de yapılan üniversite kampüsünü her yıl genişletmiş, 2020'de Derinya sınır kapısının güneyinde açık hava sineması ile Pile güneyindeki boş topraklara uygun koşullu kredilerle yeni konutlar inşa etmiş, buraya Pile dışından Rum gençlerini yerleştirmiş, Pile’nin bulunduğu ara bölgeyi fiilen kendi toprakları gibi kullanarak, sınırlarıyla birleştirmiştir. Tüm bu ihlaller olurken BM Barış Gücü hiçbir müdahalede bulunmamıştır. Türklerin ortak egemenlik haklarına sahip olduğu Pile bölgesi Rumların ihlali ve BM Barış Gücünün pasif eylemiyle fiilen eylemli olarak Rum kesimi topraklarına katılmıştır. Pile’deki bu durum GKRY açısından haksız toprak kazanımı ve 1974 sonrasında ateşkes statüsünün sınır ihlalleriyle bozulması anlamına gelmektedir. Ara bölge içinde Rum tarafı kullanımına hukuksuz şekilde bırakılan bu geniş alanlar göz önüne alındığında, KKTC’nin Pile Yolu için 25 yıl önce BM’ye yaptığı başvurunun ne kadar haklı olduğu ortaya çıkmaktadır. KKTC ara bölgeyi Rumlar gibi topraklarına katmak için değil, Türk toplumunun bir parçası olan Pileli Türklerin temel ihsan hakları çerçevesinde ihtiyaçlarının karşılanması için insani koridor kurmak amacıyla böyle bir talepte bulunmuştur.

Bugün itibariyle Pile’li Türkler KKTC’ye geçmek için, Britanya üs bölgesinde, çoğunluğu Rum kökenlilerden oluşan gümrük görevlilerinin baskısıyla karşılaşarak, Rum yerleşimcilerin bulunduğu güzergâhtan geçmek zorunda kalmaktadır. Anılan durum bu insani koridorun gerekliliğini bir kere daha ortaya koymaktadır.

SONUÇ

  • Pile’deki durum GKRY açısından haksız toprak kazanımı ve 1974 sonrasında ateşkes statüsünün, sınır ihlalleriyle bozulması anlamına gelmektedir.

  • BM Kıbrıs Barış Gücü, Kıbrıs’ta iki egemen halk ve bu halkları temsil eden iki yönetim olmasına rağmen sadece Rum Yönetimiyle yapılan anlaşmayla, uluslararası hukuka aykırı şekilde Ada'da görev yapmaktadır.

  • Kıbrıs Rum tarafı, Barış Gücünün kontrolündeki alana tecavüz etmekte, Barış Gücünü engellemektedir. Rumların hukuksuz müdahaleleri nedeniyle, BM, UNFICYP personelinin durdurulmasından üst ve araçlarının aranmasından dahi kaçınılacağı şeklinde Rum Yönetimi için karar almak zorunda kalmıştır. Rum Yönetiminin bugüne kadarki Birleşmiş Milletler ile yaptığı Barış Gücünün kabulüne dair antlaşmalara aykırı hareket etmesi nedeniyle, BM Rum tarafından tazminat talep etmeye yetkilidir.

  • Benzer şekilde Barış Gücüne katılımcı devletler, BM ile yaptığı katılma antlaşmalarına, eşit adil davranma ve ara bölgedeki statüyü koruma yükümlülüğüne aykırı hareket ederek can kaybına ve KKTC’nin egemenlik haklarına zarar vermeye neden olduklarından, BM'nin bu katılımcı devletlerden tazminat isteme hakkı doğmuştur. Bu yönde her iki tazminatın istenmesi için KKTC ve garantör Türkiye Cumhuriyeti ile 1960 öncesi kurulan Kıbrıs Türk Ticaret Odası gibi Avrupa Birliği’nce tüzel kişiliği hukuken kabul edilen sivil toplum kuruluşları BM’den talepte bulunabilir.

  • Pile yolu inşaası sırasında fiziki güç kullanarak KKTC görevlilerine ve ekipmanlarına zarar veren Barış Gücü askerleri suç işlediğinden, KKTC kolluk güçleri, yukarda açıklandığı üzere, anılan askerlerin kendi ülkelerinde yargılanmalarını teminen, ülkelerine teslim edilmek üzere gözaltı ve ilk sorgulamayı yapmaya yetkilidir. Anılan husus BM Barış Gücü tarafından bundan sonraki yol yapımı aşamalarında göz önüne alınmalıdır.

Sonraki Haber