İntihar verileri gerçeği yansıtmıyor

Medyaya bakarsanız intihar oranları artıyor. Ancak güvenilir bilgiye ulaşmak zor. Bir ilimizin ‘İntihar Komisyonunda’ görevli bir hekim, ellerindeki 2022 verileriyle TÜİK verilerini karşılaştırdığını, oraya yansıtılan rakamın, gerçek rakamların yüzde 26,5 altında olduğunu söyledi.

Hekimlerin ve tıp öğrencilerinin intiharı, son zamanlarda başta sosyal medya olmak üzere basın yayın kuruluşlarına sık yansıyan haberler arasına girdi. En son, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi beşinci sınıf öğrencisi İzzah Zamir Elif Khan, yurttaki odasında ölü bulundu ve ilk belirlemelere göre intihar ettiği açıklandı. Arkadaşları, tıp öğrencileri ve meslek örgütleri önceki gün yaptıkları eylemlerle tepkilerini dile getirdiler.

Gencecik insanlarımız yaşamlarına son veriyor. Anne babalar, aileler, yitirilen insanlarımızın arkadaşları, aileleri, olayların üzerine gidilmesini, intihara ‘dur’ denilmesini, intiharın kaynaklarının kurutulmasını istiyor. Toplum olarak hepimiz, olan bitene bakıp bir hareket bekliyoruz. Ses seda yok.

İzzah Zamir Elif Khan

RESMİ VERİLERE GÖRE ALT SIRALARDAYIZ

Sosyal-yazılı-görsel medyaya bakarsanız Türkiye’de intihar artıyor, özellikle de hekimler arasında. Ancak resmi verilere bakarsanız Türkiye, intiharda alt sıralarda. 2019 verileriyle yapılan sıralamaya göre Türkiye, 100 bin kişi başına 5’in altında kalan intihar sayısıyla, 183 ülke arasında 112. sırada. TÜİK’in son yıllardaki verilerine de baksanız, oraya da çarpıcı bir yükseliş yansımıyor, sayılar inişli çıkışlı.

Peki gerçek durum bu mu?

Resmi verilerle intihar konusunda güvenilir bilgiye ulaşma olanağı yok.

Valilikler tarafından kurulan ‘intihar il komisyonunda’ görevli bir hekimle konuştuk. Hekim, ellerindeki 2022 verileriyle TÜİK verilerini karşılaştırdığını, TÜİK istatistiklerine yansıtılan sayının, gerçek sayının yüzde 26,5 altında olduğunu söyledi. Sonuç: resmi verilerle intihar konusunda gerçekçi bir değerlendirme yapamıyoruz.

ÜÇ AYRI KAYNAKTAN BİLGİ GELİYOR AMA…

Her ilde valilikler tarafından kurulan ‘intihar il komisyonları’ var. Komisyonun başında vali yardımcıları bulunuyor. İl sağlık müdürlükleri de Komisyonda temsil ediliyor.

Söz konusu birimlerden birinde, il sağlık müdürlüğünü temsilen yer alan, ismi bizde saklı olan Hekim, il çapında hastane ve emniyetin ‘olay kayıtları’ dahil bütün verilerin söz konusu birimde toplandığını, böylece ‘gerçeğe en yakın’ verilerin il takip sistemiyle elde edildiğini söyledi. Hekim, “Verileri üç ayrı kaynaktan alırız: acil ve orada tutulan ölüm raporları, polis olay yeri ilk değerlendirmesi ve onların kayıtları, jandarma, polis alanı dışındakilerin ölüm kayıtları. Bu üçüne de erişime açtılar” dedi.

Ancak Hekim, Komisyon verilerine de sadece kayıtlara ‘intihar’ olarak geçen olayların yansıtıldığını vurguladı. Zira aileler çoğunlukla ‘intihar’ kaydı tutulmasını reddediyor, ailelerin talebi genellikle dikkate alınıyor.

İntiharın kaydını bile doğru tutamadığımız sürece çözüme nasıl ulaşacağız? İntihar vakalarının artıp artmadığını bile saptayamayan bir yönetim, intiharın kaynaklarına eğilip sorunları çözebilir mi?

‘HER İNTİHAR OLGUSUNU TEK TEK ELE ALALIM’

İntihar İl Komisyonunda görevli Hekim, “Her intihar olgusunu tek tek ele alalım, gidelim aile görüşmesi yapalım, arkadaşlarıyla konuşalım” önerisinde bulunduklarını ancak bu yönde herhangi bir adım atılmadığını dile getirdi. Hekim, şöyle konuştu: “İntiharın gerçekleştiği yerde şahit olanlarla konuşalım, dedik. İl Sağlık, aile ve sosyal hizmetler görevlilerinden oluşacak bir ekip, her intihar olgusunu bu şekilde ele alsın. Böylece intiharın hem nedenleri ortaya konulabilsin hem de ileriye dönük olarak tekrar etme ihtimalini azaltalım, dedik. Ayrıca yakınını kaybettiği için artık yaşayamam diyen bireylerin sorunlarına eğilelim, intihar etmese de bireyin işlevselliğinin çok düşmesini engelleyen, canlılığını koruyacak önlemler alalım.”

İLK ADIM, FARKINDALIĞI ARTIRMAK OLMALI

İntihar konusunda çalışan bir psikiyatrist hekimle de konuştuk. İntiharın görünen nedenleri ve çözümlerini şöyle özetledi:

TIP EĞİTİMİNE DAHİL EDELİM

  • Kolluk kuvvetleri ve hekimler arasında intihar riski olduğu kabul edilir. Altı yıllık temel tıp eğitimi süresince, birinci sınıftan başlayarak, bu meslek grubunun doğasında yüksek oranlarda intihar görülmesiyle ilgili bir farkındalık eğitimi, plana dahil edilebilir.

  • Hekim adayları ve hekimler, hem sosyal hem aile çevresinde hem de hastane çatısı altında çok yoğun mobbing ile karşı karşıya. Hastanede mobbingi, doktor doktora yapar. Kıdem sırasıyla. Asistanlar bile kendi arasında birbirine bir çeşit mobbing uygular. Mobbing, farklı derece ve şiddetlerde olabilir. Genellikle de bu, aldırılan bir şey değildir.

  • Şiddet olgusu Türkiye'de hep var. Dayak yediği için intihar edeni görmedim, duymadım. Ayrıca ‘dışsal stres’ etkeni, özellikle de böyle açık bir stres etkeni, kaçınılabilen, hatta bir parça canlılığı arttıran bir etkiye sahiptir. Kronik bir yapıda da değil, akut gelişen bir durum. Bu durumda birey, intihar etmek yerine bir tepkisellik, bununla başa çıkmaya dönük daha aktif savunma mekanizmalarını devreye sokar.

SAĞLIKLI BİR SOSYALLEŞMENİN ÖNÜ AÇILABİLİR

  • Nihai çözüm farkındalığı artırmak. Tüm dünyada bireyleşme var, ülkemiz sosyal açıdan çok hızlı bir dönüşümü çok kısa bir sürede yaşadı. Bireyin farkındalığının artmasıyla yeniden, sağlıklı bir sosyalleşmenin önü açılabilir.

    Halkla da çok yakın ilişkide olan hekimler, halkın yaşadığı bu strese birinci dereceden şahit oldukları için ek bir ‘radyasyon’ altındalar. Stresi hepsi yaşıyor, yaşadığı stresi anlatamıyor, onu mutsuz eden bir şeyler olduğunu biliyor ve nasıl mutlu olurum gibi bir arayışa yöneliyor. Tıp öğrencileri arasında sigara kullanım oranları yüzde 30’lardayken yüzde 70-80’lere çıktı. Genel olarak hekimler arasında alkol ve madde kullanımıyla ilgili veri yok ama onda da bir artış olduğunu söyleyebilirim.

    Yalnızlaşmış çok ciddi bir hekim kesimi var. Hastanede uzun süreli yoğun mesai yaptıkları için yakınlarına, çocuklarına, eşlerine zaman ayırma şansları olmuyor. Kopan ilişkiler ve yüksek bir boşanma oranı var. Ekonomik, sosyal diğer sorunlar, cabası.

HEKİM ÖFKE BİRİKTİRİYOR

  • Hekimlerin ‘13 yılımı harcadım, doktor oldum…’ ile başlayan kibri de önemli bir sorun. Bu kibir, kendi doğruları dışında alternatif görüşe açık olmayan, dinlemeyen bir kişilik yaratıyor. Karşılaştığı her olumsuzluk, onda öfke biriktiriyor ama öfkesinin farkında olmuyor. Öfkenin farkına varılmasını, öfkeyle baş edilmesini sağlayacak mekanizmalar kurulabilir.

OKUL ÖNCESİNDE NEFES EGZERSİZİ

  • Uzun vadeli çözüm için erken yaş gruplarında, okul öncesi eğitimden başlayarak okullarda nefes egzersizlerini zorunlu kılabiliriz. Küçük yaşlarda itibaren bedenle ilgili farkındalığın arttırılmasının, ilerleyen yaşlarda kendine zarar vermeyi ve madde kullanımını azalttığı gösterilmiş durumda. Belki gelecek nesiller için faydalı olabilir.

    ‘Şimdi gözünüzü kapatın, ellerinizi kollarınızı hayal edin. Şimdi hareket ettirin bakalım, hissedebiliyor musunuz gözleriniz kapalıyken? Şimdi bir de elimizi karnımıza koyup on kez nefes alıp verelim bakalım…’ Bir, iki değil, her sabah on kez, gözleri kapalıyken vücutlarını şöyle bir gözden geçirmelerini sağlayalım.

HEKİM HEKİME ÖZEN GÖSTERSİN

Hastane içerisinde çalışması nedeniyle hekimin sağlığıyla ilgili gerekli yardımı hızlı alabilmesi beklenir. Aydınlık’a konuşan Psikiyatrist Hekim, “Eskiden böyleydi” dedi, ancak artık hekimlerin meslektaşına aldırmaz bir tutum içinde olduğunu belirtti. Hekimin zaten kendi sağlığıyla ilgili sorunları görmezden geldiğini, ötelediğini belirten Psikiyatrist Hekim, psikiyatrist hekim intiharlarına da dikkat çekti ve şöyle konuştu: “Meslek örgütleri genel siyaset yapıyor. Ulusal, uluslararası pek çok siyasal, sosyal konuya, sorunlara çözüm bulmakla ilgili iddialı açıklamalar duyuyoruz. Meslek örgütünün öncelikle kendi meslektaşlarının sorunlarıyla ilgili çaba içerisine girmesi gerekir.”

Sonraki Haber