Mavi Gözlü Dev Nâzım Hikmet'ten aşk şiirleri

Şiirlerinde, memleket özlemi, mücadele gibi konuları işleyen Mavi Gözlü Dev Nâzım Hikmet aynı zamanda yaşadığı aşklarıyla biliniyordu. İşte Nâzım Hikmet'in aşk şiirleri...

Türk ve Dünya şiirinin en önemli isimlerinden birisi olan Nâzım Hikmet, doğumunun 122.yılında anılıyor. 15 Ocak 1902'de dünyaya gelen Mavi Gözlü Dev, 3 Haziran 1963'te 61 yaşında gözlerini yumarken ardında unutulmaz şiirler ve bir mücadele bıraktı. Nâzım Hikmet, mücadelesi kadar aşklarıyla da biliniyordu. Ömründe pek çok kadını seven büyük şair, şiirlerinde aşkını hep anlattı.

NAZIM HİKMET'İN AŞK ŞİİRLERİ

İşte Mavi Gözlü Dev Nâzım Hikmet'ten aşk şiirleri

Aşk Mönüsü

"Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
sen ülkemin yaz geceleri gibisin
saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
beni unutma
ah! saklı gülüm
sen hem zor hem güzelsin
şiirlerimin ılıklığında açılmalısın
sana burada veriyorum hayata ayrılan buseyi
sen memleketim kadar güzelsin
ve güzel kal"

Bir Acayip Duygu

Mürdüm eriği
çiçek açmıştır.
— ilkönce zerdali çiçek açar
mürdüm en sonra —
Sevgilim,
çimenin üzerine
diz üstü oturalım
karşı-be-karşı.
Hava lezzetli ve aydınlık
— fakat iyice ısınmadı daha —
çağlanın kabuğu
yemyeşil tüylüdür
henüz yumuşacık…
Bahtiyarız
yaşayabildiğimiz için.
Herhalde çoktan öldürülmüştük
sen Londra’da olsaydın
ben Tobruk’ta olsaydım, bir İngiliz şilebinde yahut…
Sevgilim,
ellerini koy dizlerine
— bileklerin kalın ve beyaz —
sol avucunu çevir :
gün ışığı avucunun içindedir
kayısı gibi…

Ben Senden Önce Ölmek İsterim

“Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mi zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
iyisi mi,
beni yaktırırsın,
odanda ocağın
üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf,
beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sende ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yatarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar…

Hasret

“Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının.
Yüz yıldır bekliyor beni
bir şehirde bir kadın.
Aynı, daldaydık, aynı daldaydık
Aynı daldan düştük ayrıldık.
Aramızda yüz yıllık zaman,
yol yüzyıllık.”

Sonraki Haber