Rüstem Avcı Aydınlık’a konuştu – 3:'Öğrenmek için zorluktan kaçmayacaksın'

'Zeki Atagür diye bir arkadaşımız vardı. Malatyalı, Uzun Zeki. Muhteşem saz çalıyordu. Fakat biraz sert ve kabaydı. Onunla herkes anlaşamazdı. Müzik aşkına onunla çalışmaya gönüllü giriştim. Bana, 'Hayvan…Olmaz' derdi. Benim hiç umurumda olmazdı. 'Doğrudur efendim, çalışacağız' derdim. Ve ben bir yıl boyunca böyle çalışarak bilenmiş kılıç gibi oldum…'

Bu hafta TRT sanatçımız İbrahim Can ile birlikte değerli TRT sanatçımız Rüstem Avcı ile söyleşimize keyifle, eğlenerek, duygulanarak devam ediyoruz. Değerli Rüstem Avcı, TRT sınavını kaybedince nasıl bir süreç yaşadığını özetledi. Hem de haftamızın türküsünün derleme sürecini anlattı:

  • E.A.: Sonraki sınava nasıl hazırlandınız?

R.A.: TRT sınavının ikincisini kaybedince kendimi yetiştiremediğim için hırslandım. Bu bende bir kamçı etkisi yaptı. Konservatuvarda iken Mehmet Özbek, Mustafa Hisarlı hocamızdı. Şahin Gültekin repertuvar hocamızdı, kulakları çınlasın. Okul arşivinden türkü notalarını istedim, vermediler. Mehmet Özbek’e, “Hocam birkaç tane türkü notası alacağım, bana izin vermiyorlar” dedim. O da “Al oğlum. Benim al dediğimi söyle, git al” dedi. Ben de iki bin türkünün notalarının kopyasını aldım ama sazla icra edemiyorum. Son sınıfa gelmeme rağmen o kadar yetenekli değilim.

'BİLENMİŞ KILIÇ GİBİ OLDUM'

  • E.A.: Nasıl hazırlandınız?

R.A.: Zeki Atagür diye bir arkadaşımız vardı. Uzun Zeki derdik ona. Malatyalı. Muhteşem saz çalıyordu. Fakat biraz sert ve kabaydı. Onunla herkes anlaşamazdı. Müzik aşkına onunla çalışmaya gönüllü giriştim. Nişantaşı’nda yanan konservatuvarın merdiven altında biz repertuvar geçiyorduk. Tek tek… Bana, “Hayvan…Olmaz.” derdi. Benim hiç umurumda olmazdı. “Doğrudur efendim, çalışacağız” derdim. Ve ben bir yıl boyunca böyle çalışarak bilenmiş kılıç gibi oldum. Öğrenmek istiyorsan, hiçbir zorluktan kaçmayacaksın.

  • E.A.: Sonunda sınav fırsatı doğdu mu?

R.A.: Ertesi yıl (1982) yetişmiş ses sanatçısı sınavı açıldı İzmir’de. Kaydımı İzmir’de yaptırdım. Nida Tüfekçi Jüri Başkanı. Nida Tüfekçi’ye yaklaşmak mümkün değil. Otoriter bir adam. Ben de eşi rahmetli Neriman Tüfekçi’yi kapısında bekledim. Ama benim dersime hiç girmemiş ve beni de hiç tanımıyordu. Hocam dedim bende bir türkü var. 300 senelik, ben derledim. “Nasıl bir şey?” dedi. “Üç Güzeller alları giymiş (aman)” TRT repertuvarında şu anda. Gel yukarı Nida da dinlesin dedi. Çıktık ama çok korkuyorum. Asistanları bana ters ters bakıyor.

İ.C.: Neriman Hanım varsa…

R.A.: Evet, evet. Yani ben orada turnayı gözünden vurdum gibi geliyor. Asistanı sazı ile türküyü çalıyor. Hocam dedi, türkü on bir zamanlı. “İyi bak adam yazmış, dokuz zamanlı” dedi. Ben türküyü okumaya başladım. Neriman Hanım: “Nida’cığım ne kadar güzel söylüyor değil mi?” dedi.

Nida Hocam “Benim talebem” deyince, ben bir rahatladım, bir sevindim. “Hocam” dedim, “Size haber vermedim. Ben İzmir Radyosu’nda ki sınava gireceğim, kaydımı yaptırdım” diye soluksuz söyledim. “Tamam. Bu türküyü söyle” dedi. O moralle yemin ederim, hiç torpilsiz kazandım.

'GÖREVDEN ATILDIM'

  • E.A.: TRT sınavını kazandıktan sonra nasıl uyum sağladınız radyoya?

R.A.: Bir aylık oryantasyon kursu vardı. Sen de bilirsin İbrahim. İzmir’de de kursun başında Durmuş Yazıcıoğlu var. Durmuş Yazıcıoğlu ile Nida Tüfekçi’nin araları kötüymüş. Yazıcıoğlu “yaktım senin çıranı” dedi. Ben şaka yapıyor sanmıştım. Ama şaka değilmiş, cidden çizmişler beni. Bir aylık oryantasyon kursu sonucu İzmir’de sınav yapıldı. Radyonun müzik sınavını kazanan ben, görevden atıldım.

İ.C.: Biz Ankara’dayız o zaman. Rüstem de oryantasyon kursunda İzmir’deydi.

  • E.A.: Bu oryantasyon kursunun amacı nedir?

R.A.: TRT ile TRT Korosu'nun uyumu sağlanıyor, kurum tanıtılıyor. Bir de devlet memurluğunun şartları öğretiliyor.

'RODOP DAĞLARI BULGARİSTAN'IN SOSYALİST OLDUĞU DÖNEMDE YAZILMIŞ'

  • E.A.: “Rodop Dağları (be) Pakize'm” türküsünün derleme sürecini anlatabilir misiniz?

R.A.: Akrabam Salih Kahraman rahmetli Bulgaristan'dan 1978 yılında Sefaköy’e geldi. Annesi Şafiye Kahraman’dan çok güzel türküler derledim. Her hafta onlara giderdim. O da bağlama çalmayı sever. Bulgari bir sazı vardı.

  • E.A.: Bulgari nasıl bir çalgı?

R.A.: Bizim bağlamadan bozma, perdeleri gitar perdesi. Ama tekne bizim bağlama gibiydi. Ona Bulgari demişler. Türk sazı.

  • E.A.: Derleme süreci…

R.A.: Salih Kahraman’lar Bulgaristan’dan gelirken 300 litre boğma erik rakısı getirmişler. Küçücük kadehlerde içilir, sade ve sek. Önce salatayla içerler, hafif çakır keyif olunca içmeyi bırakırlar yemek yerler. İçki adabı onlarda budur. Öyle yıkılana kadar içmezler. Bu keyifli anlarda ben de onlardan türkü derliyordum. Çok güzel türküler verdiler bana. Ama derlemelerim arasında “Rodop dağları” yoktu. İki buçuk sene içinde epey türkü derledik. Bir ara “Rüstem aç şu teybi” dedi. Bende de küçücük bir teyp vardı. Bastım teybe, “Rodop Dağları”nı söylüyor. “Allahım…” dedim. “Abi şimdiye kadar neredeydi bu türküler?” “Şimdi aklıma geldi” dedi. Söylerken üçüncü beyitte takıldı. “Rodop Dağları sıra mı sandın” gerisi yok, gelmiyor aklına. “İkimizin sevdasını kara mı sandın” be ya dedim. Hah dedi oldu.

Ve üç kıtanın notasını yazdım. Nida hocama götürdüm; “Oğlum şurada şu dalgalar var. Bunları yazmamışsın, ben öyle duyuyorum, yine de sen bilirsin” dedi. “Hocam senin dediğin emirdir ben söylediğiniz gibi yazacağım” dedim. Bunları hiç tutma oğlum, ver TRT’ye dedi. Verdim. En çok sevdiğim türkü “Rodop Dağları”.

  • E.A.: TRT’den geçti mi?

R.A.: Evet geçti. Aradan yıllar geçti. 1989’da zorunlu göç oldu. Tokat’tan bir müzik öğretmeni ben derleme yaptım diye müzik dairesine gitmiş. Benim derlediğim “Deli Bekir”, “Rodop Dağları”, “Arda boyları” hepsi elinde. Bunu nereden derledin diye sormuşlar. Tokat’tan demiş. Tokatlılar mı söylüyor? Evet deyince “Bu türküleri bize Rüstem Avcı getirdi Bulgaristan’dan, sen nerelisin” diye sormuşlar. “Göçmenim” demiş ve arkasına bakmadan gitmiş. Nida Hocam haklıymış. Ver TRT’ye dedi birisi çıkar benim der.

  • E.A.: Rodop Dağları en çok sevdiğim türkü dediniz, neden sizi bu kadar etkiledi?

R.A.: Rodop Dağları türküsü bende çok etki yarattı. Ben Rodop Dağları’nı hiç görmeden hayal ediyordum. 1991 Mayıs ayında Bulgaristan konserleri için gittiğimde Rodop Dağları’nı gördüm, hayal ettiğimden çok daha güzel, daha da yeşillikti. Rodop Dağları türküsünün melodik yapısı, sözleri birbirini tamamlayan çok değişik, çok otantik bir eser. Hatta türküde Rodop Dağları'nın zirvelerinden ovalara inişini hissettiren bir ezgi yapısı var. Etkileyici bir müzik. Onun için Rodop Dağları türküsünü çok seviyorum

  • E.A.: Türküyü nasıl yorumluyorsunuz?

R.A.: “Rodop Dağları” Bulgaristan'ın sosyalist olduğu dönemde yazılmış. Tamamen sevgiyi, aşkı ve doğa aşkını anlatan yani, sevgi ile doğa aşkının yan yana geldiği şaheser bir türkü.

Rüstem Avcı’nın meşhur ettiği türkü:

Rodop Dağları Be Pakizem

Rodop Dağları (Be)

Pakize'm Çiçek Döşeli

Pakize'm Bahçeleri

Mor Menevşeli

Bağlantı:

Aman Pakize'm Nazlı (Da)

Pakize'm Gel Beri Beri

Ben Seni Sevdim Güzelim

Pakize'm Küçükten Beri

Rodop Dağları (Be)

Pakize'm Engindir Engin

Benim Gibi Delikanlı

Zengindir Zengin

Bağlantı

Rodop Dağları (Be)

Pakize'm Sıra mı Sandın

İkimizin Sevdasını

Kara mı Sandın

Bağlantı

Yöresi: Rumeli

Kaynak Kişi: Salim Kahraman

Derleyen ve Notaya alan:

Rüstem Avcı

Makamsal Dizi: Segah

Konusu: Aşk-Sevda

Ses Genişliği: 8 Ses

Sonraki Haber