Avrasya’nın göğünde katar katar turnalar

Rusya’daki konser salonuna yapılan terör saldırısında hayatını kaybedenler için düzenlenen törende, Rus halkı kayıplarını Turna şarkısıyla ve turna figürleriyle uğurladı. Turna simgesinin hikâyesini Devrim Aşkın Karasoy yazdı

Emperyalizme karşı savaş cephesinde Rus halkının şarkıları ve imgeleri de mevzileniyor. Moskova'daki terör saldırısında hayatını kaybeden yurttaşları için yas törenlerinde göğe turna sürüleri havalanıyor. Rusların şehitlerini turnalarla özdeşleştirmeleri bin yıllar öncesinin inançlarına dayansa da, bir halk şarkısı ile daha da anlam buluyor.

Şarkının şiiri Dağıstanlı şair Resul Hamzatov’a ait (1923-2003). Şarkıda bu soylu kuşlar Alman faşizmine karşı anayurt savaşında hayatını kaybeden askerleri simgeliyor. Hamzatov'un bu şiiri de tıpkı turnalar gibi gezgindir aslında. Yolculuğu Japonya’nın Hiroşima kentinden, geriye doğru Alman faşizmine karşı kurulan Sovyet cephelerine uzanır.

Hamzatov o yolculuğu şöyle anlatır; “1965'te Japonya’ya yaptığım ziyaret sırasında, Hiroşima’daki beyaz turnalar anıtını gördüm. Hikâyesi beni sarstı. Tam o sırada, Japonya’daki Sovyet Büyükelçisinden annemin ölümünü bildiren bir telgraf geldi. Derhal Moskova’ya uçtum; uçakta annemi düşünürken, geçmiş yıllarda kaybettiğim babamı ve savaşta ölen kardeşlerimi anımsadım. Böylece bu şiir doğdu."

HİROŞİMA’DAKİ 644 TURNA

Hamzatov'un hikayesinden etkilendiği Sadako Sasaki, Amerika'nın Hiroşima'ya attığı atom bombasının etkisi ile kansere yakalanan on binlerce çocuktan biridir. Bir Japon efsanesine göre, hasta birisi 1000 turna origamisi yaparsa, sağlığına kavuşur. Turna, Japonların değer verdiği, kutsal saydığı bir kuştur. Bu efsane küçük kıza umut verir ve kâğıtlarla turnalar yapmaya başlar. Tamamen harap olmuş bir şehirde kağıt bulmak zordur. Yaptığı kuşların boyutları iyice küçülür, küçüldükçe yapması zorlaşır. Gözleri kapandığında ondan geriye 644 tane turna kalır.

SONSUZLUĞA UZANAN BESTE

Hamzatov'un Turna şiiri yayımlanır yayımlanmaz Ukrayna asıllı Sovyet şarkıcısı ve aktörü Mark Naumoviç Bernes’in dikkatini çeker. Bernes şiirin bestelenmesini dönemin önemli Sovyet bestecilerinden Yan Abramoviç Frenkel’den ister. Bernes aslında ölümcül hastadır ancak son bir dirençle şarkıyı seslendirir. Yoldaşları onu turna gibi son bir avazla yolcu ettiklerini anlatır.

Savaş şehitleri için yapılan turna anıtı.

Tam da Bernes'in istediği gibi, nazilere karşı savaşan tüm Rus halkını temsil eden Turna şarkısı dilden dile yayılır. Zamanın sınırsızlığında yol alır.

Toplum şarkıyı öyle benimser ki, eserin sözleri ve uçuşan turnalar imgesi anıtlara, heykellere ve hatıra pullarına kazınır. Leningrad kuşatmasında yitirilen Sovyet askerlerinin ve yurttaşların yattığı Nevskoye askerî gömütlüğünde 1970’lerin sonunda kurulan, gökyüzünde süzülen turnaları betimleyen anıt, Büyük Anayurt Savaşı’nın kahramanlarına adanır. Rusya’nın Saratov kentinde ise dört yıllık savaşın her bir yılına, Zafer Günü’ne ve zaferi getiren isimsiz kahramanları anlatan bir başka turna anıtı yükselir. En tepesinde altın renkli bir yıldızın etrafında süzülen, altın renkli on iki turna kanat açmıştır. Yıldız, faşizme karşı zaferi, turnalar ise hayatları pahasına zaferi getiren ölümsüz savaş kahramanlarını simgeler. “Letit, letit po nebu klin ustaliy”: “Yorgun sürü uçuyor, uçuyor gökyüzünde”. Gökyüzünde kanat çırpan turnalar, yurt savunmasında hayatını yitiren kahramanların direncinden rüzgar alıp Avrasya'nın ortak geleceğine yol alıyor. Ve o yüzden, akça turna sürüleri emperyalizmin son çırpındığı yerde, yeni dünyanın zaferlerine doğru kanat çırpıyor.

Ondandır, o eski zamanlardan beri
göklerde uçup usul usul haykırırlar.
Ondandır, ne zaman gökyüzüne baksak,
duyumsarız o hüzünlü sesleri sükûnet içinde.

Uçuyor hâlâ yorgun turna sürüsü kanat çırparak,
özgürce gezinip alacakaranlığın içinde süzülüyor.
Sürünün içinde bir boşluk görüyorum,
kim bilir, belki de artık benim sıramdır.

Gün gelecek, turnalarla birlikte
ben de yüzeceğim o kül rengi pusun içinde.
Kuşlar gibi süzülüp gökyüzünde,
yeryüzünde bıraktıklarıma sesleneceğim.

Bazen bana öyle gelir ki,
kanla sulanmış savaş alanlarından geçemeyen askerler
topraklarımıza uzanıp kalmaz,
beyaz turnalara dönüşür onlar.

Resul Hamzatov

Sonraki Haber