Saime Cantürk Aydınlık'a konuştu-3: ‘Derdim para değil türkü söylemek’

Eş durumundan tayinim İzmir Radyosu'na yapıldı ki, ben nereye olsa, en ücra köşeye gönderseler yine gideceğim. O ara eşimin tanıdıkları, babamın tanıdıkları yine, ne işin var oralarda, seni şu işe sokalım, bakanlıkta şu göreve alalım diye baskı yapıyorlardı.

TRT sanatçımız İbrahim Can ile birlikte, TRT İzmir Radyo sanatçısı Sami Cantürk ile, sınav sürecini, radyo çalışmalarını, türkülerin doğru söylenmesi için yaptığı araştırmalarını, semahın derinliğini ve derlemelerini konuştuk. Buyurun değerli sanatçımızı birlikte dinleyelim…

1985 yılında girdiğiniz "Yetişmiş Ses Sanatçısı" sınavında hangi türküyü okudunuz?

Yine “Aydın içinde kapalı çarşı” türküsüyle girdim. Hatta Mehmet Özbek hocamız sazı aldı eline ve çok ilginç, “sen do dan okuyorsun” dedi. Ben tabii heyecandan uçuyor, ayaklarım yere basmıyordu. Sonunda sınavı kazanmıştım. Eş durumundan tayinim İzmir Radyosu'na yapıldı ki, ben nereye olsa, en ücra köşeye gönderseler yine gideceğim. O ara eşimin tanıdıkları, babamın tanıdıkları yine, ne işin var oralarda, seni şu işe sokalım, bakanlıkta şu göreve alalım diye baskı yapıyorlardı. O zaman sanatçılar çok düşük ücret alıyordu tabi. Dedim ki benim derdim para değil, türkü söylemek… Paranın, pulun peşinde değilim dedim ve devam ettim.

VERİCİ BİR İNSANIM

Verici bir insanım… İzmir'de bir sel felaketi olur, çevremizden herkes, tanıyanlar beni arar, “Oğlumun evini sel bastı, hiç eşyası kalmadı” diye. Elimden geldiğince çare için belediye başkanlarımızı ararım, sonra talep sahiplerine “Hemen itfaiyeye müracaat edin, evde hasar tespiti yaptırın” diye bildiririm. Sosyal hizmetleri arar destek isterim. Ama o çevre beni zengin düşünüp, “Saime Hanım siz ne yapabilirsiniz?” diye maddi destek istiyorlardı. İnanın bunu söylemek doğru değil ama birçok insana maaşımın tamamını dağıttım. Bir arabam, bir de evim var. Yazlık bile alamadım. Hayatım boyunca ben hep böyleydim. Çok konser programlarına katıldım. Sivil toplum örgütleri karşımda parasızlıktan ağlayınca, ben nerdeyse cebinden para çıkartıp onlara verecektim. Böyle bir yaşamım oldu.

MİKROFON KARŞISINDA OLMAK

AYRI HEYECAN

Sınavda Jüri üyeleri kimlerdi?

Sınavda, Mehmet Özbek, Yaşar Aydaş, Zihni Derçin Hocamız vardı. Sınav salonunda kalabalık bir saz ekibi hazırdı. Nedir bilmiyorum ama, o stüdyoya girdiğimiz anda, kaç sene geçti aradan; mikrofonun başında türkü oku deseler, yine benim elim, ayağım titremeye başlar.

İ.Can: Tabi hepimiz yaşadık. Hayal ettiğin sanatçılar bir bakıyorsun karşında ve iyi okumak zorundasın.

HAYALİMİ GERÇEKLEŞTİRDİM

YILDIRAY ÇINAR İLE SÖYLEDİM

Evet. Benim bir hayalim vardı. Hatta bunun için annemden bir terlik yemiştim. Anneme bir gün türkücü olacağım dedim. Siyah beyaz televizyonda, nur içinde yatsın çok beğendiğim, Yıldıray Çınar çıkardı. “Bazı sabah selam söylen o yâre” türküsünü, Yıldıray Çınar'la bir gün mutlaka söyleyeceğim dedim anneme. Annem “sen şey mi olacaksın, git başımdan” dedi, terliği yapıştırdı.

Seneler sonra bir televizyon programına çağrıldım. Baktım konuk sanatçılardan biri de Yıldıray Çınar. Cenk Koray sunuyor programı. Yıldıray Çınar’ı bir anda karşımda görünce nasıl heyecanlandım? Allah’ım ağlayacaktım neredeyse. Beyaz takım elbisesini giymişti rahmetli. Benim hayalimdi ona sarılmaktı, “size sarılabilir miyim” dedim. O da karşımda bir an heyecanlandı. “Tabii canım sarılabilirsin” dedi. Ve sarıldık. Bana “Bad-ı saba selam söyle o yare türküsünü biliyor musun” dedi. Hayalim gerçekleşmişti, beraber o türküyü de söyledik.

GİDİLMEYEN YERE GİTMEK GÖREV

Radyo’da kaç yıl çalıştınız? Radyo programları yaptınız mı?

Otuz iki yıl profesyonel olarak, amatör çalışmamla birlikte otuz beş yıl çalıştım. 1999 yılında TRT GAP TV tarafından Diyarbakır'da yayınlanan "Sazdan Söze" adlı programın sunuculuğunu yaptım. Herkes o dönem, deli misin ne işin var oralarda demişti. Önemli olan gidilemeyen yerlere gidebilmekti benim için.

İ.Can: Herkes türkü derlemiyor. Ya da o sorumluluğu almıyor. İyi tanınan insanlar sadece okuyucu olarak kaldılar. Ama sen o kadar güzel türküler bıraktın ki. İşte biz bunları değerlendireceğiz. Halk bunları bilsin.

BİLİNMEYEN ALAMUT SEMAHI

Eksiklikleriyle, hikayeleriyle tek tek tanıyorum dediğiniz türküler hangileri?

En çok hep dilimde olan, “Aydın içinde Kapalıçarşı” türküsüydü. TRT'deki kayıtlarda söz eksikliği vardı. O dönem bu türküyü, Ahmet Günday hocamız kendisi kasete eksik okumuştu. Orijinal şekliyle Söke tanıtım filmi çektiğimizde okudum.

En çok sevdiğim, çocukluğumda duyduğum, dönmesini de bildiğim “Bir nefescik söyleyim” türküsü de önemli. Semahlara karşı ayrı bir ilgim var. “Alamut semahı” vardır ancak bilinmez bir tek, Çine’nin Tahtacı Köyü’nde bilinir.

Tahtacı Köyü, Çepni’lerin yoğun yaşadığı bir köy mü?

Orası Türkmenlerin yoğun yaşadığı, Tahtacılar dediğimiz, geçmişte dağlardan kazancını sağlayan, ağacı keserek, yontarak, işte biçerek geçimini sağlayan Türkmen kesimin yaşadığı bir yer.

AYDINLIK’LA RÖPORTAJ BENİ ÇOK

HEYECANLANDIRDI

Derleme yapmaya devam ediyor musunuz?

Evet, hala uğraşıyorum derlemeyle.

Yeni derlemelerinizi de okurlarımıza iletmek isteriz.

Kutlarım sizi gerçekten. İnanır mısınız sanat yaşamımda, bunca televizyon programlarına, konserlere çıktım. Oralarda tabi ki heyecan yaşıyorsun ama, bu söyleşi beni çok çok duygulandırdı. Geceden beri düşünüyorum, acaba ne konuşayım diye, çocuk gibi heyecanlandım. Bana bu duyguyu yaşattığınız için ayrıca teşekkür ediyorum.

DERLEMECİLİĞİN MADDİ KARŞILIĞI YOK

Türkü derlemelerine gelelim mi?

Türkü, derlemenin maddi karşılığı yok. “Bir nefesçik söyleyim” türküsünü çocukluğumdan biliyordum. Bizim burada Güzeltepe köyü var, orada çok güzel semah dönerlerdi. Daha çocukluğumda semah dönmeyi öğrendim.

Bu arada şu uyarıyı yapmakta yarar görüyorum. Semah oynandı deniliyor. Semah bir halkoyunu değildir, oynanmaz, dönülür. Semahlarda davul zurna çalınmaz. Çünkü eğlence değildir.

Nedir semah?

Semah vücut ve ruh dilinde, yaradanla bütünleşmektir. Semah dönen kişiye bakarsanız, Tokat semahı, Sivas semahı dönerken etrafı hiç görmezler. O anda o piriyle, yaradanıyla bütünleşmiştir. Cemlerimizin duygulu bir bölümüdür.

Bizim Türkmen çevresinde de “oynadık” deniliyor, bu büyük bir hata, çünkü semah oyun değildir. Sadece semah değil, türkülerle de ilgilendim. Mesela eşimin Tireli olması nedeniyle oradan da bir oyun havası derledim. Salih hocamız dinlemek için almıştı, kayıt kayboldu. Onun da peşine düşeceğim. Çok güzel bir oyun havasıydı.

SAİME CANTÜRK’ÜN MEŞHUR ETTİĞİ TÜRKÜ

BİR NEFESCİK SÖYLEYİM

Bir nefescik söyleyim

Dinlemezsen neyleyim

Aşk deryasını boylayım

Ummana dalmaya geldim

Aşk harmandan savruldum

Hem elendim hem yoğruldum

Kazana girdim kavruldum

Meydana yenmeye geldim

Şah hatayi'm der özümde

Hiç hilaf yoktur sözümde

Eksiklik kendi özümde

Darına durmaya geldim

Yöresi: Aydın

Kaynak Kişi:

Halil Kahraman

Derleyen ve notaya alan:

Saime Cantürk

Makamsal Dizi: Muhayyerkürdi

Konusu-Türü : Semah

Ses Genişliği: 8 Ses

Sonraki Haber