‘Azerbaycan müziğini öğrenmemiz lazım’

"Azerbaycan müziğine ilgi duyuyordum. Çünkü yerel halk ezgilerini uluslararası sanat müziği kurallarına göre özgün hallerini bozmadan ve yerel çalgıları da senfonik orkestraya katarak ulusal Azerbaycan müziği oluşturulmuştu."

Bakü Devlet sanatçıları tar virtüözü Prf.Ramiz Guliyev, Ağahan Abdullayev, Yakup Memedov

Bu hafta, TRT İzmir Radyosu Türk Halk Müziği ses sanatçısı ve Yurttan Sesler Koro şefi Köksal Coşkun’dan, Azerbaycan’da yaptığı doktora çalışmasını, türkülerimizin ulusallaşmasında TRT’nin rolünü hep gelin hep birlikte dinleyelim.

  • TRT’nin THM’nin ulusal çapta yaygınlaşmasındaki rolü nedir?

Geleneksel müziklerimizin tanıtılması ve yaygınlaşması için, TRT tabii ki çok büyük görevler üstlendi. Geleneksel müziklerimizin toplanması, notaya alınması ve seslendirilerek tanıtılması ulusal müzik düşüncemizi oluşturmuştur. Özellikle Yurttan Sesler Topluluklarıyla yerel ezgiler, ulusal bir anlayışla icra edilmiş ve ortak bir müzik zevki oluşturmak amaçlanmıştır. Yurtta Sesler ulusal bütünlüğümüzün korunması adına da çok güzel gelişimler elde etmiştir.
Eskiden Karadenizli, Karadeniz’i, Doğulu Doğu’yu, Egeli Ege’yi dinlerdi. Yurttan Sesler sayesinde artık Diyarbakır’da bir Karadeniz türküsünü Urfa’da bir Ege türküsünü, Muğla’da bir Erzurum türküsünü herkes benimseyip dinlemeye başladı. Artık millet olarak türkülerimizi her yörede söyleyebiliyoruz.

Bakü Musiki Akademyası

SALT NOTAYA ALMAK DERLEMECİLİK DEĞİLDİR

  • Derlediğiniz türküler üzerine konuşabilir miyiz?

Derlemecilik, yerel özelliklerin, folklorik değerlerin tümünün yerinde saptanıp ve bir standart içinde insanlara sunulmasıyla gerçekleşen, heyecan verici bir işlemdir. Bir kaynak kişinin size gönderdiği ezgiyi notalamak, derlemecilik değildir. Derleyici derleme yapacağı yöre ya da kişiye kendi gitmeli, ezgi, kaynak kişi ve yöre hakkında bilgileri de saptamalıdır. Birçok türkünün elbette bir öyküsü vardır. Derleyici bunları da saptamalıdır. Her ezgi için bir kimlik kartı oluşturulmalı, kaynak kişiye onu sıkmadan, bir anket uygulanmalıdır. Hazırlanan anket formunda, yöre özellikleri, çalma ve söyleme geleneği, türkünün geçmişi, seslendirme yeri, zamanı ve ortamı hakkında bilgiler olmalıdır. Derleyici kaynak kişiyi düzeltici ve yönlendirici olmamalıdır. Sizin de yayınlayacağınız Uşak’tan derlediğim “Ali Molla” türküsünün notasının altında öyküsü de vardır. Ne yazık ki, günümüzde kitle iletişim araçlarının yaygınlığı nedeniyle anonimleşme süreci gelişmemektedir. Artık insanlar, bir ezgi ya da sözünü yazarak sahiplenir oldular.

  • Kaç derlemeniz var?

Derleyip notaya aldığım yüzü aşkın ezgi var. Bunlardan yirmi çalgısal ve sözel ezgi TRT repertuarına girmiştir.

AZERBAYCAN’DA DOKTORA ÇALIŞMASI

  • Yüksek lisans sonrası doktora için Azerbaycan’a gittiniz. Bu süreci anlatır mısınız?

Azerbaycan müziğine ilgi duyuyordum. Çünkü yerel halk ezgilerini uluslararası sanat müziği kurallarına göre özgün hallerini bozmadan ve yerel çalgıları da senfonik orkestraya katarak ulusal Azerbaycan müziği oluşturulmuştu. Halk mahnıların yanı sıra operetler, operalar, senfonik eserler bu uygulamayla halka hiç yabancı gelmiyordu. Ulusal müziklerden başlayarak öz değerler uluslararası platforma taşınmıştı. O yıllarda elimizde çok kaynak yoktu, dinleyebileceğimiz yorumlar da kısıtlıydı. Edindiğim kasetlerden Azerbaycan aşık müziğini, halk mahnılarını ve bastecisi belli halk şarkılarını dinliyor, onları seslendirmeye çalışıyordum. Bu ezgileri dinleyip notaya alarak orkestraya uygulatıyordum. Beni Bülbül, Reşit Beybudov gibi sanatçılar etkilemişti.
1989 yılında ilk defa, İzmir Devlet Konservatuarı salonunda, mikrofonsuz, aralarında garmon, nağara, piyano, tar ve kamança ile Azeri şarkı resitali yaptım.

Köksal Coşkun, Nazan Balkırtan, Necdet Mahir Ün, Yılmaz İpek, Ahmet Günday

DEVLEK KONSERVATUVARI SAHNESİNDE TÜRKÜ RESİTALİ

İbrahim Can: Hangi eseri okudunuz?

“Meni attın ay gız ataşa”, “Küçelere su sepmişem” gibi birçok mahnıyı seslendirdim. Resital MS hastaları yararına yapılmıştı. Gelirinin bütünü onlar için kullanıldı. 9 Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuarı müdürü olan hocam Pr. Dr. Necati Gedikli çok eleştiri almıştı. Orkestranın çukurda çalması gerekliliği ve halk müziğini bu salonda neden seslendirildiği konusu tartışılıyordu. Ve Türk Halk Müziğimiz de ilk defa İzmir'de, Devlet Konservatuarı salonunda çalınıp söylendi. İki saatlik resital ses düzeni olmadan sahnede başarılı bir şekilde gerçekleştirdik.

İ. Can: Bunu da şu anda tarihe şerh düşmüş olduk.

Biz bunları göğüsledik ve başarılı olduk.

  • Gelelim Azerbaycan’a neden gittiğinize…

Azerbaycan müziğine duyduğum ilgi nedeniyle, 1999 yılında Bakü’ye “Üzeyir Hacıbeyov adına Bakü Musiki Akademyasına” mugam ihtisası ve doktora çalışması için gittim. Üzeyir Hacıbeyov, Azerbaycan ulusal müziğinin kurucusu ve kuramcısıdır.
Azerbaycan opera sanatçıları önce halk mahnılarını öğrenir, onları opera tekniğiyle birleştirip bütünleştirerek yabancılaştırmadan seslendirirler. Orkestra içinde bulunan Azerbaycan halk sazlarını da dinleyen her kesim ulusal müziklerini dinledikleri için yabancı bulmazlar. Bizde ise türkülerimizi seslendiren bir opera sanatçısı İtalyan ya da Alman operasını seslendirircesine öz müziklerimizi sert, kendi özgün halinden uzaklaştırılmış bir şekilde seslendirmeye çalışırlar. Böylece halk bu tür icralara kendini yakın bulmaz ve çok da hoşlanmaz. Türkülerin özgün şeklini bozmadan kendi öz seslendirme biçimimize yakın duygusallıkta seslendirmek gerekir. Bağırmak türkü söylemek demek değildir, türküleri yozlaştırmaktır. Örneğin, Çanakkale türküsünü duygusuzca bağıra bağıra söylemek oradaki ağıt özelliğini kaybettirir. Her şeyin özgün hali güzeldir.

ALİ EKBER ÇİÇEK’İN HAYDAR’INI ÇOK SESLENDİRMEYE GERE YOK!

İ. Can: Ünlü bir müzikolog arkadaşımız var. Martin Stokes. Martin, “Siz neden çok sesliliğe bu kadar çok önem veriyorsunuz? Zaten türkünün içinde bir hikayesi, armonisi var. Dünya tek sese yöneliyor. Tek sesli müzik dünyada en çok dinlenen müziktir. Ezgisi var içinde.” demişti.

Bizim müziğimiz çok ezgiseldir. Biz de ezgi de söz de çok önemlidir. Ancak ezgilerimiz ana ezgi kaybedilmeden çok seslendirilebilir. İlla da çok seslilik gerekli değildir. İcra ve çalgılama geleneksel yapıyı bozmamalıdır. Benim de yaptığım çok sesli koro türküleri ve halk çalgıları orkestrası için uygulamalar var. Elde olan ezgilerin yanı sıra yeni besteler yapıp bunları çok seslendirmek daha doğru olacaktır.
Haydar’ı Ali Ekber Çiçek çalıp söylüyor. Zaten bu ezgi çok sesliği içinde barındırıyor. Bunun nesini çok seslendireceksiniz?
Bakın senfonik eserlerde dahi tek sesli beş-onu geçmeyen ezgi cümleleri yani müzik konuları vardır. Bu konular çok seslilikle örülerek, geliştirilerek kocaman bir ezgi ortaya konur.

Sonraki Haber