TRT Sanatçısı Yıldız Ayhan anlattı: Bahçalarda gök bakla

Sabah dörtte beşte gazinodan geldiğimde önce ertesi günün yemeğini ocağa koyardım. Çünkü Ahmet Gazi benim yemeğimden başka yemek yemezdi. Hayatımda bir kere bile dışarıdan yemek getirttiğimi hatırlamıyorum. Tam bir Anadolu terbiyesi vardı evimizde.

Değerli üstadımız Yıldız Ayhan ile söyleşimize, yurtdışı konserleri anılarıyla devam ediyoruz. İngiltere’de, Japon pazarında yaşadığı acı olaylardan sonra nasıl ders çıkardığını, konserlerde giyeceği kostümlere kadar neler yaşadığını anlatıyor bizlere.

Bu arada sanatçımızın sağlık durumunun kötüye gittiğini öğrendik. Aydınlık ailesi olarak şahane sesli kıymetli sanatçımız Yıldız Ayhan’a acil şifa diliyoruz.

DOĞRUYU SÖYLEYİNCE...

  • Yurtdışına konsere gittiniz mi?

Evet, gittik. Bir Avrupa turnesi yaptık. Ahmet Gazi uzun yolu, üstelik bir de yabancı ülkeye gitmeyi pek sevmezdi. Kendi arabasından başka arabaya binmezdi. Kendi yastığından başka bir yastıkta yatmazdı. Hep ona göre ayarlama yaparak yola çıkardık.

Ama yurtdışında da başımıza ilginç şeyler geldi. O zamanın şartlarında organizatörlerle sıkıntılar olurdu. Bir keresinde İngiltere’ye gittiğimizde organizatör çalışma iznimizi almamış. Bize de turistim deyin demişti. Ama biz her zaman doğruyu söylediğimiz için onu unuttuk. Biz ünlü sanatçılarız demeye çalıştık. Konser için geldik dedik. Ve Ahmet Gazi ile beni polis nezaretine aldılar. Orada bizi ağırladılar, yemek getirdiler, çay ikram ettiler. Ondan sonra da ilk uçak ile geldiğimiz ülkeye, Hollanda’ya geri yolladılar. Halbuki o akşam büyük bir konserimiz vardı. İngiltere’deki bütün Türkler o konsere geleceklerdi. Konser maalesef iptal oldu. O turnede şöyle bir resim kalmış aklımda: Biz nezarete atıldıktan sonra valizlerimiz alındı ama davulumuz, valiz bandında dönüp durdu. Biz camdan döndüğünü görüyorduk. Bütün insanlar toplandı. Onun ne olduğunu anlamaya çalıştılar. Saatlerce davulumuz döndü. Kimse ne olduğunu anlayamadı. En sonunda istedik de davulumuzu getirdiler. Sonra İngiltere’ye tekrar gittiğimizde acı bir olay yaşadım. O zamanlar imitasyon takılar yoktu. Ve ben takı meraklısıyımdır. Büyük takıları da severim. İşte büyük yüzükler, güzel kolyeler, bilezikler. O zaman kürk modası vardı. Kürk alabilmek için altın bilezik götürmüştüm, para olarak taşımayayım diye. Sahnede her kıyafetime göre mücevherler vardı. Onları kaldığımız otele bırakmak istemediğim için çarşıya, pazara yanımda götürdüm. Sanıyorum bir Japon pazarıydı. Bir ara benim çantamı kestiler. Ve o ana kadar biriktirmiş olduğum bütün mücevherlerim, altın bileziklerle beraber çalındı. Çok ağır geldi bana tabi… Paradan ziyade böyle bir şey nasıl yapılırdı anlayamıyordum... O bana çok dokunmuştu. Kaldırıma oturmuş ağlıyordum. Ahmet Gazi beni kenara çekti ve hafifçe bir tokat attı. “Ağlama” dedi. "Çocuklarımızdan binlerce km uzaktayız. Onların canı sağ, bize kötü bir haber gelmedi. Mücevherler nedir ki? Evlatlarımızın uzakta ve sağlıklı olduğunu bilmek daha iyi değil midir?" dedi. Hiç unutamam. Ayhan’ın o günkü davranışı bana dünyanın en büyük huzurunu ve rahatlığını vermişti.

'ÇOCUKLARIM BİLE BONCUK İŞLERLERDİ'

  • Kendi kostümlerinizi kendiniz mi yapardınız?

Bir sanatçı olarak şık giyinmenin gereğini bilen biriydim. Sahnede çok sık tuvalet değiştirirdim. O zaman hazır giyim, konfeksiyon yok. Kıyafetlerin dikilmesi bir sorun. Değişik tasarımlar yapmak isterdim. Çünkü terzilik ve tasarımcılık benim ruhumda var. Ama ne kumaşı bulabiliyorsun ne de boncuğunu. O kadar zor şartlarda kıyafetlerimi elde ederdim ki. Benimle birlikte beş terzi, hatta bazen çocuklarım bile boncuk işlerlerdi.

Bu arada ev işlerine zaman bulabiliyor muydunuz?

Hiç boş kaldığımı bilmem. Ben günü yirmi beş saat gibi birebir yaşadım. Sabah dörtte beşte gazinodan geldiğimde önce ertesi günün yemeğini ocağa koyardım. Çünkü Ahmet Gazi benim yemeğimden başka yemek yemezdi. Hayatımda bir kere bile dışarıdan yemek getirttiğimi hatırlamıyorum. Tam bir Anadolu terbiyesi vardı evimizde.

Yıldız Ayhan meşhur etti:

BAHÇALARDA GÖK BAKLA

Bahçalarda gök bakla (baygın Selime'm)

Dakla kekliğim dakla

Benden sana fayda yok (baygın Selime'm)

Nafile yola bakma

Bahçalarda gök biber (baygın Selime'm)

Şimdiki kızlar pek kibar

Kibar olmak ne fayda (baygın Selime'm)

Nafile yola bakma

Gök: yeşil, taze, yaş.

Dakla: kekliğin ötüş taklidi biçiminde oluşturulmuş ses.

Yöresi: Manisa-Demirci
Kaynak kişi: Selim Önder
Derleyen: Yıldız Ayhan-Ahmet Gazi Ayhan
Notaya alan: Yıldız Ayhan
Makamsal dizi: Uşşak
Konusu-türü: Aşk-sevda
Ses genişliği: 6 ses

MENDİLİMİN UCUNA SAKIZ BAĞLADIM SAKIZ

Mendilimin Ucuna Sakız Bağladım Sakız

Doğru Söyle Sevdiğim Sever Misin Başka Kız

Bağlantı:

Ninna Yarim Ayrılık Mı Var

Yallah Güzel Yarim Ayrılık Mı Var

İn Dereye Çık Düze Şimdi Kızlar Beşyüze

Beşyüzü Sayan Alır Saymayan Bekar Kalır

Bağlantı

İn Dereye Dereye Toplayalım Taşları

Senin Yarla Benim Yar Mahle Arkadaşları

Bağlantı

Yöresi: İzmir-Urla
Kaynak Kişi: İbrahim Karataş
Derleyen: Yıldız Ayhan-Ahmet Gazi Ayhan
Notaya Alan: Yıldız Ayhan-Altan Demirel
Makamsal Dizi: Segah
Konusu-Türü: Aşk-Sevda
Ses genişliği: 8 Ses

SANATÇI, PSİKOLOG, ÖĞRETMEN ALTAN DEMİREL

1950 yılında Amasya'da doğdu. 1977 yılında A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi'nden (Eğitimde Psikolojik Hizmetler) mezun oldu.

1968 yılından itibaren bağlama sanatçısı olarak sahne ve TV programlarında birçok sanatçıya eşlik etti. 1974-75-76 yıllarında Coşkun Güla'nın yönettiği daha sonra da Nida Tüfekçi'nin devam ettirdiği Halk Müziği Topluluğu'nda çalışmalarını sürdürdü. Uzun yıllar TV'de beğeniyle izlenen "Bizden Size" programının devamlı saz grubunda yer aldı.

1968 yılında başladığı sahne çalışmalarının yanı sıra Halkevleri Genel Merkezi, Folk-Tur, Asak-Tur gibi derneklerin Halk Müziği Topluluklarında saz çaldı, şeflik yaptı. Bir dönem A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Halk Bilimi Ana Bilim Dalında Türk Halk Müziği dersleri verdi. Halk müziğinin yanı sıra halk oyunları alanında da çalışmalar yapan Altan Demirel, 10 ayrı bölgenin halk oyunları topluluklarında oynadı. Halk oyunları ekipleriyle çeşitli tarihlerde yurtdışında yapılan festivallerde ülkemizi temsil eden ekipler içinde yer aldı.

1982-1983 yıllarında Gaziantep Özel Tip Cezaevinde Psikolog olarak çalıştı.

1983 - 1989 yılları arasında Kültür Bakanlığı'nda memur olarak çalıştı.

1989 yılında Kültür Bakanlığı'ndan naklen TRT'ye geçti.

TRT Müzik Dairesi Başkanlığı'nda THM ve Oyunları Müdürlüğü görevini yürüttü. TRT THM Denetleme ve Repertuar kurullarında üye olarak uzun yıllar görev yaptı. Bu görevlerinin yanı sıra bir dönem Milli Eğitim Bakanlığı Halk Müziği Danışma Kurulu üyesi olarak da hizmet verdi.

22 türkü derlemesinin yanı sıra, özellikle notaya alarak TRT THM Repertuarına kazandırdığı türkü ve oyun havalarının sayısı 492'dir. Bu sayı, 1079 derleme yapıp bunlardan 1054 tanesini de notaya alarak repertuara kazandıran Muzaffer Sarısözen'in ardından, en yüksek sayıdır.

Sanatçı, 2015 yılında emekli olduktan sonra da THM Denetleme ve Repertuar kurullarında üyelik görevini sürdürdü. Altan Demirel, 07 Aralık 2015 tarihinde yaşama veda etti.

Önümüzdeki hafta: ‘Siyt Osman Saray Saldırgan’
Sonraki Haber