‘Türk musikisi bir yaşam biçimi’

Çocukluğunda başladığı müzik sevdası, Kudret Karayiğit’i Türk musikisi üstâdı yaptı. Eski bir Türk çalgısı olan rebapın üretimini yapan sanatçı, ustalığı hocalarından alma hikâyesini anlattı

Kütahya'da yaşayan işçi emeklisi Kudret Karayiğit, 6000 yıllık bir Türk çalgısı olan “rebap”ın hem icrasını hem de üretimini yapıyor. Hocalarından öğrendiği ve giderek daha çok ilgi duyduğu Türk müziğinin kendisi için bir yaşam biçimi olduğunu belirten Karayiğit, rebapın 7000 yıl kadar önce Hz. Mevlana ile birlikte, bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresindeki Belh şehrinden Konya’ya gelmiş bir saz olduğunu söylüyor.

Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz olan rebap için evinin bir odasını atölyeye dönüştüren Karayiğit, rebapla 32 yıl önce musiki dersinde tanıştı. İlkokulda ailesinin desteğiyle mandolin çalmaya başlayan 72 yaşındaki Karayiğit, küçüklüğünde Türk musikisine de merak salmaya başladı. 1990'lı yılların başındaki musiki ziyafetlerinde rebapzen ve neyzen Şemsettin Güvey ile tanışan Karayiğit'in rebapa olan ilgisi gün geçtikçe arttı. Eğitmeni Güvey'den icrasını öğrendiği rebapın yıllar içinde yapımında da ustalaşan Kudret Karayiğit, Yıldırım Beyazıt Mahallesi'ndeki evinin bir odasını atölyeye dönüştürdü.

MUSİKİ MERAKI AİLEDEN GELİYOR

Atölyesinde ürettiği rebabın icrasını da yapan Karayiğit, AA muhabirine, Türk musikisinin kendisi için adeta bir yaşam biçimi olduğunu belirterek, anne ve babasının musiki merakının kendisini etkilediğini söyledi.

İlkokul 2'nci sınıftayken mandolin dersleri aldığını anlatan Karayiğit, şöyle devam etti:

"Mandolin dersleri alarak musikiyle tanışmış oldum. Ortaokul ve lise yıllarımda ritim kursları aldım. Sonrasında Kütahya'mızın türkülerinin babası olan Hisarlı Ahmet'in rahlesinde bağlama çalmayı öğrendim. Aldığım eğitimlerle çeşitli yerlerde Kütahya türkülerini icra etmeye çalıştım. Çeşitli dernek ve vakıflarla işbirliği yaparak musiki grupları kurup şefliğini yapmaya çalıştım."

REBAPI 3 KERE ÖPÜP ALNINA KOYDU…

Karayiğit, 1990'lı yıllarda tanıştığı rebabın yapımını ve icrasını öğrendiğini dile getirerek, rebabın çoğunlukla Orta Asya'da eski bir çalgı olduğunu bildirdi.

Rebabın daha çok tasavvufta kullanılmış bir saz olduğunu ifade eden Karayiğit, şunları kaydetti:

"Rebap, Hindistan cevizi kabuğu üzerine balık veya oğlak derisi gerilerek yapılan, üç telli, perdesiz, yaylı bir müzik aletidir. Telleri ise at kuyruğu kılından yapılıyor. Ressam Ahmet Yakupoğlu ve Şemsettin Güvey hocalarımın musiki toplantılarında kudüm ve bendir çalıyordum. Daha sonra Şemsettin Hocamın tavsiyesiyle rebapla tanıştım. Bir gün Şemsettin Güvey beni evine davet etti ve rebabı 3 kere öpüp alnına koyarak bana verdi. 'Bu rebabı sen icra edeceksin, yaşatacaksın ve yapımını öğreneceksin' dedi. Ressam Ahmet Yakupoğlu ile birlikte karar almışlar. Kabul ettik. Daha sonra bana hem icrasını hem yapımını öğretti. Rebap çok zor bir saz, 4-5 yıllık çalışma sonucunda istenilen seviyede ses çıkarabildim. Şu anda rebabın hem yapımını hem icrasını yapıyorum. Diğer yandan da meraklılarına da öğretmeye çalışıyorum."

Kudret Karayiğit, rebabın yanı sıra, bağlama, tambur, ud, darbuka, bendir, güdüm ve kös çalabildiğini sözlerine ekledi.

Sonraki Haber