Türkiye’nin Meis atağı Yunanları rahatsız etti

Türkiye'nin Meis Adası'nın hemen yanında Navtex yayınlayarak oşinografik çalışmalarını sürdüreceğini açıklaması, Yunanlıları tedirgin etti.

Türkiye, Kaş açıklarındaki Meis Adası’nın batısından Rodos’un güneyine kadar uzanan bir alanı kapattı. Bildirim, uluslararası denizcilik sistemi Navtex üzerinden yapıldı.
Kapatılan sahada Bilim-2 gemisinin oşinografik çalışmalar ve iklim araştırması yapacağı belirtildi.
Geçen hafta da bölgede yayınlanan başka bir Navtex ile Türk savaş gemilerinin tatbikat yapacağı bildirilmişti.
Böylece oşinografik çalışmalar, fiili atış eğitimleri ve sismik araştırmalar olmak üzere Doğu Akdeniz’de üç geniş sahada faaliyet planlanmış oldu.

MEİS’İN ANLAMI FARKLI

Yunanistan ve GKRY’nin deniz yetki alanlarımızı gaspetmesinin merkezinde Türkiye’nin güneybatısında, kıyılarımızdan yaklaşık iki kilometre uzaklıkta bulunan Meis Adası bulunuyor. Yunanlılar, yedi kilometrekarelik bir alana sahip olan Meis Adası’nı gerekçe göstererek, 104 bin kilometrekarelik deniz yetki alanımızı çalmaya çalışıyor. Meis’in yakınlarında bulunan, egemenliği tartışmalı birer müstakil ada olan ve Anadolu’nun doğal uzantısı konumundaki Karaada ve Fener Adası’nı da kendilerine ait gösteren Yunanistan, hakkaniyet ilkesini de hiçe sayarak coğrafyayı değiştirme girişiminde bulunuyor.
Türkiye’nin yeni Navtex’ler ile bu bölgede proaktif bir tutum takınması ise Rumları ve Yunanlıları oldukça rahatsız ediyor.

İSTEKLERİ HUKUKSUZ

Yunanistan’ın Türkiye kıyılarına yakın konumdaki adalarına tam etki tanınması yönünde ileri sürdüğü görüş de bugüne kadar Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından kabul görmüş değil.
Kuzey Denizi Davası (1969), İngiltere-Fransa Davası (1977), Gine-Gine Bissau Davası (1983), Libya-Malta Davası (1984), Libya-Tunus Davası (1984), Eritre-Yemen Davası (1999), Romanya-Ukrayna Davası (2009) ve Bangladeş-Myanmar Davası (2012) gibi pek çok davada, Türkiye’nin savunduğu “Ters tarafta bulunan Yunan adaları ile Doğu Akdeniz’de Türkiye kıyılarına yakın mesafede bulunan Meis Adası’nın karasuları dışında herhangi bir kıtasahanlığı veya MEB’e sahip olamayacağı” teziyle paralel kararlara imza atıldı.

Yunanlılar, yedi kilometrekarelik bir alana sahip olan Meis Adası’nı gerekçe göstererek, 104 bin kilometrekarelik deniz yetki alanımızı çalmaya çalışıyor.

KARARLILIK-2019 TATBİKATI BAŞLADI

Diğer yandan Türk Deniz Kuvvetleri, aralıksız tatbikatlar stratejisi dahilinde Doğu Akdeniz’de Kararlılık-2019 Tatbikatı’nı başlattı. Tatbikatın amacının Deniz Kuvvetleri’nin Kara ve Hava Kuvvetleri ile müşterek çalışabilirlik usulleri ve karşılıklı destekleme kabiliyetlerini geliştirmek, harekata hazırlık seviyelerini yükseltmek olduğu öğrenildi. 16-22 Eylül 2019 tarihleri arasında Ege ve Doğu Akdeniz’de icra edilecek olan tatbikata, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan firkateynler, korvetler, hücumbotlar, amfibi gemiler, denizaltılar, deniz karakol uçakları, deniz helikopterleri, insansız hava araçları ile Sualtı Taarruz, Sualtı Savunma Timleri ve Amfibi Deniz Piyade Taburları, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan genel maksat ve taarruz helikopterleri, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan taarruz uçakları, Havadan İhbar ve Kontrol Uçağı, hedef çekme uçağı ve elektronik destek uçağı, Sahil Güvenlik Komutanlığın’dan arama kurtarma korveti ile sahil güvenlik botları katılıyor.

EGEMENLİĞİ DEVREDİLMEMİŞ ...

Meis Adası’yla birlikte Menteşe Adaları bölgesinde yer alan 13 ada ve buna bağlı adacıklar, Lozan Barış Antlaşması’nda isimleri sayılarak İtalya’ya devredilmişti. Bölgede bulunan diğer iki müstakil ada olan Karaada ve Fener Adası ise Lozan’da egemenlik devrine konu olmadı. 4 Ocak 1932 tarihinde Türk-İtalyan Sözleşmesi ile Karaada ve Fener Adası’nın egemenliği İtalya’ya devredildi. İtalyanlar, Türkiye’nin Lozan’da kendilerine devrettiği adaları 1947 Paris Barış Antlaşması’yla Yunanistan’ın egemenliğine bıraktı. Fakat bu devirde, 1932 tarihli Türk-İtalyan Sözleşmesi’ne herhangi bir atıf yapılmadı. Yani Meis’in yanındaki adalar, Paris Barış Antlaşması’nın akit devletleri içinde bulunmayan Türkiye’nin rızası dışında, Lozan’ın tek taraflı genişletilmesiyle, hukuksuzca devredildi. Ayrıca, Paris Barış Antlaşması’nda sözü edilen Meis’e bağlı “bitişik adacıkların” hangileri olduğu, ne antlaşma metninde ne de ekli haritalarında somut olarak belirtilmedi.

Sonraki Haber