Vatan Partisi: ABD tehdidine her darbe, Türkiye’nin güvenliğine hizmet eder

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Rusya’nın Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetlerinin bağımsızlığını tanımasının ardından partisinin “ABD tehdidine her darbe Türkiye’nin güvenliğine hizmet eder“ başlıklı bildirisini açıkladı.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Donetsk ve Lugansk’ta yaşanan gelişmelere ilişkin İstanbul İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında partisinin bildirisini açıkladı.

Perinçek'in açıklamasının tamamı şu şekilde:

Türk Milletine ve Dünya Kamuoyuna,

Vatan Partisi olarak, Karadeniz bölgesindeki olaylara Türkiyemizin güvenliği açısından bakıyoruz.

Kafkaslar, Karadeniz, Ege, Akdeniz, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi’nde bölge ülkelerini hedef alan ABD tehdidi, Türkiye için de tehdittir. Türkiye, ABD-İsrail eksenli tehdidi insanlığın ön cephesinde silahla göğüslemektedir.

ABD’NİN KARADENİZ VE AKDENİZ’DEKİ ALETLERİ:

UKRAYNA VE YUNANİSTAN

Ukrayna ve Yunanistan hükümetleri, Karadeniz ve Akdeniz’de ABD’nin bölge ülkelerine karşı ateşe sürdüğü aletlerdir.

Ukrayna, Karadeniz’deki Yunanistan’dır.

Yunanistan ise Akdeniz’deki Ukrayna’dır.

Bu durumda Rusya’nın ABD tehdidine karşı yürüttüğü mücadele, Türkiye’nin de güvenliğine, özellikle Doğu Akdeniz’deki Mavi Vatan savunmamıza katkıda bulunuyor.

NATO’NUN DOĞUYA GENİŞLEMESİ

TÜRKİYE İÇİN DE TEHDİTTİR

Sekiz yıl önce kurulan Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetlerinin bugün Rusya tarafından tanınması, NATO’nun Doğuya doğru genişlemesinin önünü kesmiş ve ABD emperyalizmine ciddî darbe indirmiştir. Bu kararlılıkta barışı koruma konusunda tarihi bir ders bulunuyor.

Rusya’nın Karadeniz cephesindeki etkili atağından sonra, Türkiye, Doğu Akdeniz cephesinde daha güvenli bir konum kazanmıştır.

Türkiye Hükümetinin bu devletleri tanıması, Türkiye’nin toprak bütünlüğü, mavi vatanımızı savunma, teröre karşı mücadele, Ekonomik Kurtuluş Savaşımız ve enerji güvenliğimiz açısından vazgeçilmez bir sorumluluktur.

Çünkü NATO’nun doğuya doğru genişlemesi, Türkiye için de ciddî bir tehdittir.

ABD emperyalizmi, Karadeniz’de güçlenirse, Akdeniz’de başımıza belâ olacaktır.

Ancak artık dost ve düşman herkes görüyor olmalı: Doğuya doğru genişleyen NATO, mezarına ilerleyen NATO’dur.

Batı Avrupa devletleri de ABD tahakkümüne itiraz ediyor ve Avrasya'ya yöneliyorlar.

ABD’nin sözde müttefiklerini kontrol örgütü olan NATO dağılıyor.

NATO generalleri, bugün Türkiye’nin hapishanelerinde yatıyor.

Türkiye, güvenliğini sağlamak ve gerçek dostlarıyla dayanışmasını güçlendirmek için NATO’dan çıkmalıdır.

YENİ BİR DÜNYA KURULUYOR

Yeni bir dünya kuruluyor.

ABD emperyalizminin insanlığın geleceğine hükmetme iddiası iflas etmiştir.

Atlantik Çağı arkada kalmaktadır. İnsanlık, Asya Uygarlığı Çağına girmektedir.

Yeni Dünya, ekonomi, siyaset ve silahlı mücadele cephelerinde inşa ediliyor.

Ekonomi cephesinde başta Çin olmak üzere Asya ekonomilerinin gelişmesi, dünya ekonomisinin lokomotifidir. Dolar Saltanatı yıkılmaktadır.

Siyasal cephede Çin ve Rusya Devlet Başkanlarının yayınladıkları Büyük Avrasya Ortaklığı Manifestosu, bağımsızlık, demokrasi, refah ve barış isteyen ülkelerin üzerinde birleştikleri cepheyi ve değerleri ilan etmiştir. Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın BM kürsüsünden insanlığın Asya Çağına girdiği yönündeki açıklamaları da aynı içeriktedir.

YENİ DÜNYANIN KURULUŞUNA SİLAHLA KATKIDA BULUNAN

MÜCADELE CEPHESİNİN BİLİNCİNDE OLMAK

Yeni Dünyanın kuruluşuna silahlı mücadelelerle katkıda bulunan büyük eylemleri saptarsak, insanlık cephesinin ön mevzilerindeki dostlarımızı tanımış oluruz.

-Suriye, ABD emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı kurtuluş savaşı yürütüyor.

-İran ve Rusya, Suriye’nin ABD’ye karşı mücadelesini silahla destekliyor.

-Türkiye, ABD güdümlü PKK’yı silahla temizliyor ve NATO’nun FETÖ darbesini silahla ezdikten sonra ABD’nin desteklediği terör örgütlerine karşı sınır ötesi harekâtlar yapıyor.

-Türkiye, Irak, İran, Suriye ve Rusya, ABD ile İsrail’in “Kürdistan” adı altında İkinci İsrail Devletini kurma girişimini silahla bozguna uğrattı.

-Libya’daki Atlantik planları, Libya, Türkiye ve Rusya’nın silahlı müdahalesiyle boşa çıkarıldı.

-Azerbaycan Ordusu, Türkiye’nin desteği ve Rusya’nın katkılarıyla Karabağ’ı kurtardı. Böylece ABD’nin Kafkas planları bozuldu.

-Afganistan halkı, ABD emperyalizmine karşı silahlı kurtuluş savaşını zafere ulaştırdı.

-Kazakistan, Rusya ve komşu devletler, ABD emperyalizmi ve piyonlarının Kazakistan’daki renkli darbe girişimini silahla bastırdı.

-Ve şimdi en son Rusya, Ukrayna üzerinden gelen ABD tehdidini silahlı kuvvet kullanarak püskürtüyor.

ABD, vahşice silah kullanarak dünyaya hükmetmeye kalkmıştı. Şimdi, Gelişen ve Ezilen Dünya Ülkeleri, silah kullanarak ABD’nin emperyalist tahtını deviriyor.

Bütün bu silahlı mücadeleler, Yeni Dünyanın kurulmasına ve Türkiye’nin geleceğine tarihî katkılarda bulunuyor.

GERÇEKÇİ VE CESUR TAVIR İHTİYACI

Türkiye hükümeti, ülkemize yönelen tehdidi gerçekçi olarak ve cesaretle saptamak, bölgemizdeki cepheleşmenin bilincinde olmak sorumluluğuyla karşı karşıyadır.

Dünyanın içine girdiği bu zorlu süreçte tarafsız kalanlar bertaraf olacaktır.

Türkiye hükümeti, Atlantik güçlerinin Rusya’ya karşı uygulamaya kalkışacağı yaptırımlara kesinlikle katılmamalıdır.

ABD ve NATO’ya karşı kararsız tavırların bedeli ağır olur.

Türkiye, bugün Karadeniz’deki tehdide karşı mevzilenerek, yarın Akdeniz’deki tehditlere karşı en doğru siyaseti izlemiş olacaktır.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, bildiriyle ilgili sosyal medya hesabından da paylaşım yaptı.

‘MEHMETÇİĞİN YANINDAKİ TAVIR KURULAN İKİ CUMHURİYETİN TANINMASIDIR’

Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Perinçek, Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanlığına olaylara Türkiye’nin güvenliği açısından bakma çağrısında bulundu.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığı yaptıkları açıklamalarla Rusya’nın son kararını kabul edilemez bulduklarını ifade etti. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

Rusya aynı zamanda Türkiye’nin güvenliği için ABD'nin tehditlerine karşı bu kararlı atağı yaptı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu meseleye Türkiye’nin güvenliği açısından bakmadığını görüyoruz. Bu açıdan bakarsak ABD tehdidine indirilen her darbenin Türkiye’nin güvenliğine, vatan savunmasına, terörle mücadelesine ve ekonomik kurtuluş savaşına hizmet ettiğini görürüz. Sayın Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanlığına olaylara Türkiye’nin güvenliği açısından bakmayı öneriyorum. Bunları söylemek mecburiyetindeyiz, çünkü girdiğimiz süreç kritiktir. Tarafsız kalanlar bertaraf olur. Yaşadığımız süreç 1. Dünya Savaşı’na benziyor, 2. Dünya Savaşı’na benzemiyor. 2. Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin tarafsız kalma olanağı vardı, çünkü savaşın paylaşma alanı Türkiye değildi. Fakat 1. Dünya Savaşı Osmanlı devletini paylaşma savaşı olduğu için Türkiye tarafsız kalamazdı. Bugün de benzer bir durum var. Karadeniz’in kuzeyine, Ukrayna’daki gelişmelere bizle ilgisi yok diye bakarsak çok büyük yanılgıya düşmüş oluruz ve oluyoruz. Bu bölgedeki gelişmeler Türkiye’nin geleceğiyle ciddi biçimde ilgilidir. Eğer Türkiye Üretim Devrimi yapacaksa, eğer Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi Ekonomik Kurtuluş Savaşı veriyorsak bunların güvenliğini sağlamak zorundayız. Rusya ABD’ye darbe indirdikçe ABD’nin Doğu Akdeniz’den Türkiye’ye yönelttiği tehditlere de darbe iniyor. Türkiye bugün düne göre Doğu Akdeniz’de daha ferah bir haldedir. Türkiye’nin güvenliği cephesinden bakarsak bunu görürüz. Zaten süreç hükümetimize bunu gösterecektir. Rus uçağının düşürülmesindeki olayda büyük hata yapıldı. Daha sonra bu hatadan dönüldü. Aynı süreçleri tekrar yaşamayalım. Bugün Mehmetçiğin yanındaki tavır kurulan iki cumhuriyetin tanınması tavrıdır.

  • Silahlı kararlılığa dikkat çektiniz. Diplomasi yoluyla çözüm devre dışı kaldı?

Rusya yönetimi silahlı mücadeleyle diplomasinin nasıl birleştirileceğine ilişkin dünyaya çok güzel bir ders verdi. Bizim de bu dersten öğrenecek çok şeyimiz var. Televizyonlarımızda “Doğu Akdeniz’de hukuken haklıyız, hukuken haklılık bizi galip yapar” gibi gevezelikler var. Doğu Akdeniz’deki hiçbir tehdit hukukla savuşturulamaz. Türkiye güçlü olmak zorunda. ABD’nin Karadeniz’deki tehdidini bozguna uğrattı, Türkiye ABD’nin Doğu Akdeniz’deki tehdidi karşısında bocalıyor. Türkiye dost ve düşmanlarını göremiyor. Yunanistan, Suriye, Irak, Gürcistan; buralar NATO üsleriyle dolu ve bunlar Türkiye’ye tehdit. Hükümetimiz Türkiye’nin NATO’ya girişinin 70. yılında NATO’yu öve öve bitiremedi. İnsan celladını över mi? İnsan kendisine dönen namlulara methiye düzer mi? Türkiye böyle yönetilir mi? Türkiye’ye yönelik tehditler görmezden gelerek savuşturulamaz.

  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev Rusya’yla müttefiklik anlaşması imzalamak üzere Moskova’ya gidiyor. Kafkaslarda Rusya’ya destek açıklamalarının devamı gelir mi?

Açıklamamızda ABD’ye karşı kazanılan başarıları tek tek saydı. Bunlardan biri de Karabağ zaferidir. Cumhurbaşkanımız Erdoğan “Putin olmasaydı Karabağ’ı kurtaramazdık” dedi. Eğer Putin Türkiye hükümeti gibi gerçekçi ve cesur olmayan bir pencereden baksaydı Azerbaycan ve Türkiye’nin Karabağ’daki mücadelesine kayıtsız kalırdı. Ama Putin'in bir stratejisi var ve buna uygun hareket ediyor. Türkiye olarak vefalı olmamız lazım. Bu tür savaşlarda vefa ve ittifaklara bağlı kalmak zaferin garantisidir. Türkiye Doğu Akdeniz’deki tehdidi Rusya’nın içinde bulunduğu koşullara kayıtsız kalarak çözemez. Bu yüzden hükümeti uyarıyoruz.

Sayın Aliyev’in attığı adımı çok doğru ve zamanlama açısında isabetli buluyoruz.

  • Sayın Perinçek geçen günlerde NATO’ya ilişkin bir karar açıklamıştınız. Putin’in dün yaptığı açıklamada da NATO konusu uzun şekilde ele alınıyor. Bugün Türk basınına baktığımızda “Eğer NATO olmasaydı Putin Kars ve Ardahan’ı da isterdi” şeklinde görüşler var. Bunun bir gerçekliği var mı? Böyle bir durumda NATO bizi korur mu?

Atlantikçilik, aklını, gözünü, kulağını, zihnini ve idrakini kaybetmiş durumda. Kars ve Ardahan’ı isteyecek Putin, Karabağ’da Azerbaycan ve Türkiye’ye destek olur mu? Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin yürüttüğü harekâtlara yardımcı olur mu? Libya’da Türkiye’nin askeri müdahalesini olumlu karşılar mı? Rusya aptal mı, Rusya’nın başında aptallar mı var ki Kars ve Ardahan’ı istesin? Türkiye’deki büyük basın organlarındakilerin hepsi ABD haber müdürleri ve psikolojik savaş elemanları gibi konuşuyor. Aydınlık ve Ulusal Kanal dışında Türkiye cephesinden bakan yok. Atlantik sistemi medyadaki zihinleri zehirlemiş.

  • Rusya’nın hedefinin eski Sovyetler Birliği’ni yeniden kurmak olduğu söyleniyor. Türkiye bu konuda Türk devletlerine Rusya’ya karşı yardımcı olmalı deniyor. Ne dersiniz?

Bu kuşkular gerçekle bağdaşmıyor. Kazakistan’daki darbeyi kim önledi? Kazakistan ve Rusya beraber önledi. Bugün Türk dünyası Rusya ve Çin ile beraber Şanghay İşbirliği Örgütü’nü kurdu. Güvenlikte beraberlik içindeler. ABD tehditlerini göğüslemek için Rusya’nın Türkiye’ye ve Türk devletlerine ihtiyacı var. Tekrar ediyorum: Rusya’nın başında ahmaklar yok.

  • Türkiye seçim sürecine doğru gidiyor. Siz de hükümete eleştirilerinizin dozunu artıyorsunuz...

Eleştirilerimizin seçim sürecine gidilmesiyle bir ilgisi yok. Eleştirilerimiz yaşanan gelişmelerle ilgili. Vatan Partisi’nin biricik kaygısı Türkiye’nin güvenliği, terörle mücadelesi ve ekonomik kurtuluşudur. Hükümeti, bu konularda Türkiye’ye zarar veren politikalarından dolayı eleştiriyoruz.

Yapılan anketler gösteriyor ki Türk milleti ezici çoğunlukla Rusya ve Çin dostluğunu destekliyor. Milletin tavrıyla hükümetin tutumu arasında çelişme var.

TÜRK DIŞİŞLERİ: KABUL EDİLEMEZ

Dışişleri Bakanlığı, Rusya'nın Donetsk ve Lugansk Cumhuriyetlerini tanıma kararına ilişkin “Rusya'nın söz konusu kararını kabul edilmez buluyoruz ve reddediyoruz.” açıklamasını yaptı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Rusya Federasyonu'nun, Donetsk ve Lugansk Cumhuriyetlerini tanıma kararının, Minsk Anlaşmaları'na aykırı olduğu, Ukrayna'nın siyasi birliğinin, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün açık ihlali anlamına geldiği belirtildi. Açıklamada şunlar kaydedildi:

“Rusya'nın söz konusu kararını kabul edilmez buluyoruz ve reddediyoruz. Bu vesileyle Ukrayna'nın siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasına bağlılığımızı vurguluyor, tüm ilgili taraflara sağduyu ve uluslararası hukuka riayet çağrısı yapıyoruz.”

BAHÇELİ: ÖZEL STATÜ VERİLMELİ

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Rusya ile Ukrayna arasında süregelen yüksek gerilimin günbegün boyut değiştirdiğini ifade etti. Bahçeli, “Bu iki ülke arasında sıcak gerginliği tırmandıran söz ve eylemlerin gittikçe yoğunluk kazandığı gözlemlenmektedir. Rusya Parlamentosu'nun alt kanadı olan Duma’da ayrılıkçı Donetsk ve Lugansk bölgelerinin ayrı birer bağımsız cumhuriyet olarak tanınmasını içeren tasarının onaylanarak Putin’e sunulması, yangına körükle gitmekten başka bir anlam taşımamıştır.” ifadelerini kullandı. Putin'in çözüm ortamının yeşerebilmesi için bu iki bölgeye Minsk Anlaşmaları çerçevesinde “Özel Statü” verilmesi gerektiğini savunduğunu aktaran Bahçeli, “Putin tarafından ifade edilen, NATO’nun doğuya genişleme siyasetinden rahatsızlık duyulması, aynı oranda Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne saygıyla dengeli ve uyumlu olmamıştır.” dedi.

CHP: UKRAYNA'NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE SAYGI DUYUYORUZ

Cumhuriyet Halk Partisi adına açıklamayı Genel Başkan Başdanışmanı Ünal Çeviköz yaptı. Çeviköz açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Doğu Ukrayna’daki durum konusunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından barışçı çözüm için onaylanan çerçeve anlaşma olan Minsk Anlaşmaları’na tüm ilgili tarafların uygun hareket etmesini gerekli görmekteyiz. Gerilimin bir savaşa doğru evrilmemesi için yürütülen diplomatik temasları önemli buluyor ve destekliyoruz. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) Ukrayna Özel Gözlem Misyonu'nun faaliyetlerinin hiç bir engelleme ile karşılaşmadan yürütülmesine imkan sağlanması bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Uluslararası hukukun temel prensiplerinden olan ülkelerin bağımsızlığı, egemenliği ve uluslararası tanınmış sınırların kuvvet kullanarak ihlal edilemezliği ilkeleri, uyuşmazlıkların barışçı yollarla çözümü arayışlarında uyulması gereken temel unsurları oluşturmaktadır. Bu anlayışla, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne duyduğumuz saygıyı bir kez daha vurgulamak isteriz.”

GÜNCELLEME

Sonraki Haber