Yıldırım Gençer: PKK çaresizliğini gizlemek için bu yangınlara başvuruyor

Ulusal Kanal'da 'Gün Ortası' yayınına katılan Vatan Partisi Genel Sayman Vekili Yıldırım Gençer, "PKK neden bu orman yangınlarına başvuruyor? Çünkü PKK çaresizliğini gizlemek için bu yangınlara başvuruyor. Geçmişte de bu nedenle böyle yangınlara başvurdu." Diyerek HDP/PKK kapatılmalı vurgusu yaptı.

Son zamanlarda Türkiye birçok noktada yangınla mücadele ediyor. Son verilere göre 21 ilde 34 ilçede olan yangınlar ormanlarımızın yanmasına ve can kayıplarına sebep oldu. Gençer, "PKK neden bu orman yangınlarına başvuruyor? Çünkü PKK çaresizliğini gizlemek için bu yangınlara başvuruyor. Geçmişte de bu nedenle böyle yangınlara başvurdu. Şu an Türkiye'de HDP kapatılsın gündemi var. Bunun ötesinde Türkiye'nin son 6 yıldır teröre karşı çok kararlı bir mücadelesi var. Bu karalı mücadele PKK'yı iyice köşeye sıkıştığı, nefes alamadığı noktaya getirdi. PKK nefes alamıyor, Türkiye'nin de sözde nefes almasını engellemeye çalışıyor." ifadelerinde bulundu. Yakmak aynı zamanda emperyalistlerin geleneklerinde var diyen Gençer, yangınların HDP'nin kapatılmasıyla söndürülebileceği vurgusunu yaptı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan'a HDP'yi kapatma çağrısında bulundu.

Ulusal Kanal'da 'Gün Ortası' yayınına katılan Vatan Partisi Genel Sayman Vekili Yıldırım Gençer, yangınlara ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yüreklerimiz yangın yeri. Ormanlarımız, yüreklerimiz, ciğerlerimiz yanıyor. Yangında hayatını kaybedip şehit düşen vatandaşlarımızın mekanları cennet olsun. Yakınlarına ve yangında zarar gören bütün milletimize de geçmiş olsun diliyoruz. yangından seferber olan kolluk kuvvetlerimize, itfaiye erlerimize, güvenlik güçlerimize başarılar diliyoruz. Onlar Türkiye'nin kahramanlarıdır. Canlarını ortaya koyarak bu yangınları bastırmaya çalışıyorlar. Türk milleti olarak onların arkasındayız, destekliyoruz, yüreklerimiz onlarla çarpıyor. Devletimizde aktif bir mücadele yürütüyor. Bu yangınlar nasıl ortaya çıkıyor? onu da değerlendirmek lazım. Olgular, bölgeden gelen bilgiler, önceden gerçekleşmiş eylemler PKK'yı işaret ediyor. Bu işin merkezinde PKK olduğuna dair çok kuvvetli bilgiler var ve dediğimiz gibi geçmişte yapılan faaliyetler var.

Aynı anda bu kadar fazla noktada yangın çıkması, Manavgat'ta 4 ayrı yerde aynı anda yangınların çıkması haliyle bunu düşündürüyor. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu' da benzer bir yorumda bulundu bu şüphelere dair.

'YAKMAK EMPERYALİSTLERİN GELENEKLERİNDE VAR'

PKK'nın geçmişinden de bu eylemlerini biliyoruz. Çok uzun geçmişe gitmeye gerek yok, yakın geçmişte bu faaliyetleri var. 2019 yılında Terör grubu 'Ateşin Çocukları İnisiyatifi' 17 temmuz ve 24 Ağustos tarihleri arasında Türkiye genelinde 27 yangını üstleniyor. Hep benzer bölgelerde. Daha çok yazlık bölgelerde. Yazlık bölgeler olması da anlamlı. Hatırlarsanız Selahattin Demirtaş "sanıyor musunuz ki bu yangın Cizre'de kalacak, Bodrum Cizre'ye uzak değil" demişti. Bu yangının da bu bölgelerde çıkması siyasi olarak ta, Türkiye'nin içerinde bulunduğu iklim açısından da anlamlı. 2020 yılında Hatay'da çıkan yangını yine PKK'lı 'Ateşin Çocukları İnisiyatifi' üstleniyor. Murat Karayılan "2-3 genç bir araya gelerek eylem yapabilir. Silahımız yoktur demesinler. Silahları kibrit ve çakmaktır." diyor. Şemdin Sakık ise "silahımız tükenir, sayımız azalırsa Bodrum'a gider yatlarını yakarız. Antalya'ya iner seralarını yakarız. İstanbul'a çıkar arabalarını yakarız. İzmir'e çıkar ormanlarını yakarız." diyor. Bakın bu PKK eylemlerinin merkezinde yer alıyor.

PKK neden bu orman yangınlarına başvuruyor? Çünkü PKK çaresizliğini gizlemek için bu yangınlara başvuruyor. Geçmişte de bu nedenle böyle yangınlara başvurdu. Şu an Türkiye'de HDP kapatılsın gündemi var. Bunun ötesinde Türkiye'nin son 6 yıldır teröre karşı çok kararlı bir mücadelesi var. Bu kararlı mücadele PKK'yı iyice köşeye sıkıştığı, nefes alamadığı noktaya getirdi. PKK nefes alamıyor Türkiye'nin de sözde nefes almasını engellemeye çalışıyor. Bu mümkün değil. Çünkü Türk ordusu, Türk milleti bu mücadeleden vazgeçmeyecektir. Bakın tarihte de bunu görüyoruz. 1922'de Yunan işgal orduları yurdu terk ederken, İzmir'e denize dökülürken yakarak kaçmışlardı. Yakmak aynı zamanda emperyalistlerin geleneklerinde vardır.

'ÖNCELİĞİMİZ YANGINLARI KİMLERİN ÇIKARDIĞI'

Bu yangınları nasıl söndüreceğiz? bu önemli bir tartışma. Teknik, teçhizat, ekipmanla söndüreceğiz. Burada başarılı bir sürecin işlediğini görüyoruz. Helikopterlerin, arazözlerin buralarda aktif olduğunu görüyoruz. Fakat bu yangını HDP/PKK çıkartıyor. Eğer Türkiye'nin teknik donanımında eksiklikler varsa bunlar uzmanlar tarafından değerlendirilir. Gidermek için çalışmalar yapılmalıdır. Türkiye'nin savunma anlamında başarılarına dikkat çekmek lazım. İHA'larda, SİHA'larda başarılarımız var. Bunu şu yüzden söylüyorum; bazen sosyal medyada bazı yazarlardan yorumlar görüyorum. Bazı fonlanan medyalarda "Türkiye İHA, SİHA yapacağına yangınlara şöyle paralar ayırsın. S-400 almayalım da uçak yapalım." Bunların ikisi birbiriyle karşılaştırılacak şeyler değil. İkisi de güvenlik. S-400 Türkiye'nin güvenliği. Onlar Türkiye'nin güvenliğini zafiyete sokmak için bu yorumları yapıyorlar. Helikopterlerin etkili olduğuna dair çok fazla yorumlar da var. Daha fazla yerden su alabildiğine dair olumlu bilgilerde var. O yüzden burada bir başarının olduğunu görüyoruz. Doğru bilgilendirmek önemli. Yangınlara sebep olan failleri de bu tartışmalarla gizlemeye çalışıyorlar. Bu tartışmalarda yapılmalıdır ama bizim birinci önceliğimiz bu yangınları kimlerin çıkardığı. Biz bu bataklığı nasıl kurutacağımızı tartışalım.

'HDP'Yİ KAPATARAK YANGINLARI SÖNDÜREBİLİRİZ'

Diyarbakır Annelerin yürekleri yangın yeri. 2019'dan beri Şırnak'ta, Hakkari'de eylemler düzenliyorlar. O içlerindeki yangını evlatlarını HDP'den kopartarak söndürdüler. HDP'yi kapatarak o yangını söndürmeye çalıştılar. Diyarbakır Annesi Ayşegül Biçer "benim evladım gelmese bile ben o eylemleri HDP kapatılana kadar sürdüreceğim" dedi. Şimdi de "benim evladım geldi ama ben o mücadeleye devam edeceğim." diyor. Yangını nasıl söndüreceğimize dair gerçek bir örnek. başarılı da oluyor. Evlatlarda geliyor, yangınlarda bastırılıyor. HDP'yi kapatarak yangınları söndürebiliriz. HDP bu yangınlarla nefes almaya çalışıyor ama bu yangınlarla nefes alamaz. HDP'yi kapatmayarak nefes almasına yardımcı oluyorsunuz. Bu da büyük bir çelişki ve tehlike. Hem bu yangınlara karşı olup, milletimizle gönül birliği yapıp, mallarını, canlarını kaybeden insanlara üzülüp hem de HDP'yi korursanız burada büyük bir çelişki doğuyor. Yangınları yaratan taraflarla aynı cephede yer almış oluyorsunuz. HDP kapatılmalı, PKK'ya beyaz bayrak çektirilmeli. İran, Suriye ile iş birliği yapılmalı.

ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI ZÜHTÜ ARSLAN'A ÇAĞRI

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan'a seslenelim. Zühtü Arslan bu yangınlarla ilgili ne düşünüyor? Elbette karşıdır ama bilinçlerde karşı olmak yetmiyor. Eylemlerimizle karşı olalım.

Önümüze gelen Türk milletinin talebi davayı geri çevirmeyelim savsaklamayalım, geçiştirmeyelim HDP'yi kapatalım. HDP'yi kapatmazsak, Diyarbakır Anneleri'nin yangınlarını da, orman yangınlarını da, Mehmetçiğimizin ailelerinin yüreğindeki yangınları da söndüremeyiz. Zühtü Arslan bu durumdan birinci derecede sorumludur."

Sonraki Haber