100 yıllık yalnızlık

1918 – 1938 – 1978 – 2018...

19 Aralık gecesi başlayan olaylarla, 1978’de Maraş’ta Cumhuriyet tarihimizin en utanç verici katliamı yaşandı.

Ülkücü kılıklı failler, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” sloganları atan kontrgerilla ve gladyo elemanlarıydı.

Alevilere ait 200 ev, 100 iş yeri yakıldı, bebekler ve kadınlar dahi öldürüldü.

Bunlar, tıpkı 6-7 Eylül 1955’teki gibi NATO operasyonlarıydı.

Eski Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkanı İsmail Hakkı Pekin’in ifadesine göre, 1959’da Amerikancı askerlerin, Süper NATO elemanı olarak envantere aldığı Fetullah Gülen gibilerinin işiydi.

19-26 Aralık 1978’de resmi rakamlara göre 120 Alevi yurttaşımız katledildi. Resmi olmayan rakamlar ise 500’ü gösteriyordu.

23 yıl süren dava sonucu 22 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1–24 yıl arasında ceza aldı. Katliamda önemli rol oynayan 68 kişiye ise ulaşılamadı.

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, olayların kendisini uzun süredir direndiği sıkıyönetim talebine zorlamak için kontrgerilla tarafından çıkarıldığını söyledi.

Bu katliam sonrası İstanbul ve Ankara dahil 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi ve 12 Eylül 1980’deki Amerikancı Kenan Evren darbesinin taşları döşendi.

1978’den 40 sene geriye gidelim.

10 KASIM 1938

10 Kasım 1938’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtarıcısı ve kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonra malesef ülkemizin başı dertten kurtulmadı.

Tek ve en önemli vasiyeti, ‘Batı ile ittifak yapmayın ve Sovyetler ile arayı bozmayın’ olan Ata’nın ölümünden daha 9 ay sonra, onun yerine geçen İsmet İnönü İngiltere ve Fransa ile anlaşmalar yaptı.

Evet,belki bu sayede ikinci dünya savaşının korkunç yıkımını yaşamadık ama sonrasında NATO üyesi olarak Cumhuriyet’in içten içe çürümesini izledik öylece.

Menderes ve Özal başta, NATO hükümetleriyle tüm kazanımları kaybettik.

NATO denilen şey Mehmet Akif Ersoy’un ‘Tek Dişi Kalmış Canavar’ diye tanımladığı Batı Emperyalizmi’nden başkaca bir şey değildi.

1938’den 20 yıl önceye saralım filmi.

NİSAN – ARALIK 1918

O aynı emperyalizm, Ekim 1918’de Mondros ile Osmanlı’yı bitirme fermanı imzalarken, Aralık 2018’de Rusya’daki Bolşeviklere karşı savaştaydı.

Osmanlı’nın 1915’te Çanakkale’de emperyalizmin planlarını suya gömmesinin ardından Rusya’da devrimin önü açılmış, Bolşevikler Moskova ve Sen Petersburg’u ele geçirmişti.

Çar yanlısı Beyaz Ordu ile Kızıl Ordu nihai zafer için savaşıyordu.

Bolşevikler Menşevikler ile Fransız Devrimi’nden sonraki tarihin en büyük devrimini yapmak üzere cephedeydi.

Nisan 1918’de İngiltere ve Japonya, Rusya’nın en doğusundaki Vladivostok’a asker çıkarttı.

Amerikalı Tarihçi Dr. Jacques Pauwels’e göre, sadece İngilizler, Azerbaycan da dahil Rusya’ya 40 bin asker göndermişti.

Aynı baharda Rusya’nın Kuzey Batısı’ndaki Murmansk’a Amerikalılar 15 bin asker çıkardı.

Fransa,Sırbistan, Yunanistan, Japonya ve Romanya da binlerle ölçülen birlikleri Beyaz Ordu’ya destek olarak gönderdi.

Maksat, Çanakkale’de Türklere yenilen Winston Churchill’in bizzat kendi deyimiyle, ‘Komünizm canavarını henüz bebekken beşiğinde boğmaktı’.

Brest Litovsk anlaşmasıyla yenilgiyi kabul eden Almanya da Baltık ülkelerini Bolşeviklere karşı destekliyordu.

İlerleyen süreçte Batılı ülkeler daha çok asker ve silah gönderdi ama nafileydi.

Tarih baba farklı yöne ilerledi.

Pauwels, Rus halkının muhafazakar kesiminin de sadece Ruslardan oluşan Bolşevikleri, emperyalist Avrupa, Amerika ve Japonya’ya karşı desteklemeye başlaması, Baltık ve Doğu Avrupa ülkelerindeki sosyalistlerin de Bolşeviklere destek vermesi ve Batılı askerlerin ilerleyen aylarda Rusya’da savaşmayı reddetmesi, hatta bazılarının Bolşevik saflarına geçmesiyle Sovyetler’in tarih sahnesine çıktığını yazıyor.

Pauwels, Bolşevikleri, Fransız devrimindeki Jakobenlere benzetiyor ve “Rusya Ana”ya onların sahip çıkmasıyla “Bolşevizm’e karşı Haçlı Seferi”nin başarısızlığa uğradığını anlatıyor son yazısında.

Tabii aynı Wall Street emperyalizmi, daha sonra da General Franko,Benito Mussolini ve nihayetinde Adolf Hitler’i destekledi SSCB’ye karşı.

Ama Bolşevik bebek artık büyümüştü.

Ve artık bir yetişkin olan Bolşevik Rusya, Nazi faşizmini dünya üzerinden silmeyi de bilmişti.

ARALIK 2018

ABD emperyalizmi bugün dahi emellerinden vazgeçmiyor.

Rusya ve Çin’i açıkça dehdit edip hedef alıyor.

Tarih tekerrürden ibaret midir? Yoksa tarih bir devrilerek, bir evrilerek mi ilerler?

Bu genellemeyi yapmayı sonraya bırakıyorum ama bugün, yani 16 Aralık 2018’de tarihin yeni bir aşamasında bulunuyoruz.

ABD’nin başını çektiği kanlı emperyalist Atlantik sistemi çöküşte.

Rusya ve Çin’in öncülük ettiği Büyük Afro-Avrasya devri hükmünü işletmeye başladı.

Türkiye de 2016’da adeta bir Çanakkale zaferi ile NATO’cu FETÖ’cü gladyoyu ezmeyi başardı.

Karşı devrimci bir dönemde bile bunu yaptık.

Şimdi ise emperyalizmin Kukla Kürt Devleti yani Büyük İsrail projesine karşı Suriye’de Rusya ile işbirliği yapıyoruz.

Biz Fırat’ın Doğusu’na hareketlenirken, Ruslar da ABD korumalı Tanf bölgesine yürüyor.

Rusya Ulusal Savunma Kontrol Merkezi Direktörü General Mikhail Mizintsev, ‘Şeytanın Son kalesi’ ifadesini kullanarak, ABD üssünün bulunduğu bölgede, 6 bin militanın serbest bir şekilde dolaştığını söyleyerek ABD'nin bölgeyi işgal ettiğini iddia etti.

Emperyalizme karşı ezilen halkların 100 yıllık yalnızlığı, giderek yerini büyük bir Asya direnişine bırakıyor.

40 sene önce Maraş’ta olduğu gibi, mazlumu mazluma kırdıran cani NATO sistemi de sadece Türkiye’de değil tüm dünyada artık sona eriyor.

Yalnızlık ABD için geçerli bir kavram haline geliyor.

Kaynaklar:

Jacques R. Pauwels https://www.globalresearch.ca/foreign-interventions-in-revolutionary-russia/5662620