1919’da anketler ne diyordu

Tarih 19 Mayıs.

Genel vaziyet ve manzara:

“Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.

“Merkezi hükümetimiz İtilaf devletlerinin tesir ve denetimi altında kuşatılmış bulunduğundan üzerine aldığı sorumluluğun icaplarını yapamamaktadır. Bu hal milletimizi yok olmuş tanıttırıyor.

“Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Milletin hal ve vaziyetini göz önünde tutmak ve haklarının sesini cihana işittirmek için her türlü tesir ve denetimden uzak bir milli heyetin varlığı elzemdir.”(Atatürk'ün Bütün Eserleri, c. 3, s. 107, 22 Haziran 1919)

MİTİNG YAPALIM

Oysa o sırada bir anket yapılsaydı çeşitli kurtuluş çareleri vardı.

“İzmir'de Yunan işgalinin ilhakla neticelenmesine mani olmak için halk tarafından bir miting yapılmışsa da, ertesi gün sabahleyin Yunan askerleirinin rıhtımda görülmesiyle bu teşebbüs ümit edilen derecede maksadı temin edememiştir.”

Ya da...

“Osmanlı vatanının parçalanacağı tehlikesi karşısında, Trakya'yı, mümkün olursa Batı Trakya'yı da ekleyerek bir bütün olarak İslam ve Türk camiası halinde kurtarmayı düşünüyorlardı. Fakat bu maksadın temini için o zaman hatırlarına gelen yegâne çare, İngiltere'nin, bu mümkün olmazsa Fransa'nın yardımını temin etmekti.”

Ya da...

SUÇLULAR CEZALANDIRILSIN

“Vilayeti Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin kuruluş maksadı Doğu vilayetlerinde oturan bütün unsurların dini ve siyasi haklarının serbestçe gelişmesini temin edecek meşru vasıtalara teşebbüs etmek, söz konusu vilayetlerin İslam ahalisinin tarihi ve milli haklarını, gerektiğinde medeniyet âlemi huzurunda müdafaa eylemek; Doğu Vilayetlerinde vaki olan mezalim ve cinayetlerin sebepleri ve etkenleri ve fail ve müsebbipleri hakkında tarafsızca tahkikat icrasıyla suçluların süratle cezalandırılmalarını talep etmek; unsurlar arasındaki yanlış anlamanın giderilmesi ile eskisi gibi iyi münasebetlerin teyidine gayret etmek, harp halinin Doğu Vilayetlerinde doğurduğu haraplık ve sefalete, hükümet nezdinde teşbbüslerde bulunmak suretiyle mümkün mertebe çare bulmaktan ibaret idi.”

Ya da...

AYRILALIM KURTULALIM

“Karadeniz'e sahil olan mıntıkalarda da bir Rum Pontus hükümeti vücuda getirileceği korkusu vardı. İslam ahaliyi Rumların boyunduruğu altında bırakmayıp, beka ve mevcudiyet haklarını muhafaza gayesiyle, Trabzon'da da bazı zevat ayrıca bir cemiyet teşkil eylemişlerdi.

Merkezi İstanbul'da olan Trabzon ve Havalisi Ademi Merkeziyet Cemiyeti'nin siyasi maksat ve hedefi, isminden anlaşlmaktadır. Her halde merkezden ayrılmak gayesini takip ediyor.”

Ya da...

“Diyarbekir, Bitlis, Elaziz vilayetlerinde, İstanbul'dan idare olunan Kürt Teali Cemiyeti vardı. Bu cemiyetin maksadı, yabancı himayesi altında bir Kürt hükümeti vücuda getirmekti.

“Konya ve havalisinde, İstanbul'dan idare olunan Tealii İslam Cemiyeti teşkiline çalışılıyordu. Memleketin hemen her tarafında İtilaf ve Hürriyet, Sulh ve Selamet cemiyetleri de vardı.”

Ya da...

BÜYÜKLERİN HİMAYESİ

“İstanbul'da mühim sayılacak teşebbüslerden biri İngiliz Muhipleri Cemiyetiydi. Bu isimden, İngilizlere muhip (seven, dost. ŞP) olanların teşkil ettiği bir cemiyet anlaşılmasın! Bence, bu cemiyeti teşkil edenler, kendi şahıslarını ve şahsi menfaatlarını sevenler ve şahıslarıyla menfaatlarının dokunulmazlığı çaresini Loyd Corc hükümeti marifetiyle İngiliz himayesini teminde arayanlardır.”

Ya da...

“İstanbul'da bir kısım rical ve kadınlar da, hakiki kurtuluşun Amerika mandasını talep ve teminde olduğu kanaatinde bulunuyorlardı.”

Buna karşılık...

HÜKÜMET TESLİM MİLLET ORDU DA HABERDAR DEĞİL

“Düşman devletler Osmanlı devlet ve memleketine maddeten ve manen tecavüz halinde; imhaya ve parçalamaya karar vermişler. Padişah ve halife olan zat, hayat ve rahatını kurtarabilecek çareden başka bir şey düşünmüyor. Hükümeti de aynı halde”.

“Millet ve ordu, Padişah ve Halife'nin hıyanetinden haberdar olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı asırların kökleştirdiği dini ve ananevi bağlarla bağlı ve sadık.”

“Halife ve padişahsız kurtuluşun manasını anlamak kabiliyetinde değil... Bu inanca muhalif fikir ve görüş ortaya koyacakların vay haline! Derhal dinsiz, vatansız, hain, reddolunmuş olur... Diğer mühim bir noktayı da ifade etmek lazımdır. Kurtuluş çaresi ararken, İngiltere, Fransa, İtalya gibi büyük devletleri gücendirmemek esas gibi kabul olunmakta idi. Bu devletlerden yalnız biriyle dahi başa çıkılamayacağı vehmi, hemen bütün kafalarda yer etmişti.”

İşte Atatürk o “anketlere” bakmadı.

Ne medyadaki yalanlara ve sınırlara ne sosyal medyadaki psikolojik savaşa teslim oldu.

CİDDİ VE HAKİKİ KARAR

“Efendiler, ben bu kararların hiçbirinde isabet görmedim. Çünkü, bu kararların dayandığı bütün deliller ve mantıklar çürüktü, esassız idi. Hakikatte, içinde bulunduğumuz tarihte, Osmanlı Devleti'nin temelleri çökmüş, ömrü tamam olmuştu.”

“O halde ciddi ve hakiki karar ne olabilirdi?

“Efendiler, bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı. O da milli hâkimiyete dayalı, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk devleti tesis etmek!

“İşte, daha İstanbul'dan çıkmadan evvel düşündüğümüz ve Samsun'da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz tatbikatına başladığımız karar, bu karar olmuştur.”

“Verdiğimiz kararın tatbikatını temin için henüz milletin alışmadığı meselelere temas etmek lazım geliyordu. Herkesçe söz konusu olmasında büyük sakıncalar tasavvur olunan hususların söz konusu olmasında mutlak zaruret bulunuyordu.” (15 Ekim, 1927, ATABE, c.19, s.24-31)

İşte bu mutlak zarureti o günden Bandırma Vaparu'na binerken görmek önemliydi.

Atatürk gibi olmak bugünün 19 Mayıs'ında da aynı anlama gelmektedir.

Cesur olma günüdür.

İleriyi görebilme günüdür.

“Ciddi ve hakiki kararı” verebilme günüdür.

Yaptı.

Yaptık.

Yine yaparız.