28 Şubat bu kez de dava konusu!

Israrla yazdım. 28 Şubat süreci bütünüyle siyasi bir konudur. Siyasi olarak her yönüyle tartışılabilir. Haklı ya da haksız çeşitli eleştiriler olabilir. Siyasi gündemin bir parçası olabilir. Ama adli bir davanın konusu olamaz! Çünkü bütün işlemler Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Başbakanlık, Bakanlıklar gibi en üst devlet organlarının onayı ile başlatılmıştır. Bu siyasi süreci bir dava konusu yapmak hukukun zorlanmasıdır. 28 Şubat sürecini bütünüyle bir siyasal partinin temel görüşlerine göre eğitim ve öğretim müfredatlarına sokmak ise ders kitaplarının siyasallaşmasına neden olur. Tartışmaların ardı arkası kesilmez. Emekli Albay Alican Türk müfredat konusunda Milli Eğitim Bakanlığı aleyhine dava açmıştır. Bu kapsamda kamuoyuna yaptığı duyuru aşağıdadır:

KAMUOYUNA DUYURU

Milli Eğitim Bakanlığı’nca basılan ve halen 12’nci sınıflarda okutulan ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ adlı ders kitabında 28 Şubat süreci hakkında doğru olmayan, bilimsel esaslardan ve nesnel gerçeklikten uzak, siyasi saiklerle yazılmış ve farklı algılar oluşturmaya dönük bilgiler verildiği görülmüştür.

Bu olay üzerine, 10.12.2018 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı’na EK’te sunulan dilekçe ile başvurularak kitabın yanlı ve yanlış bilgilerle yazıldığı, “28 Şubat Postmodern Darbesi” başlıklı konunun halen sürmekte olan adlî bir davayı etkilemeye de matuf olduğu vurgulanmış, konunun müfredattan çıkarılması ve gerekiyorsa kitabın toplatılmasına karar verilmesi talebinde bulunulmuştur.

Dilekçemize Milli Eğitim Bakanlığınca verilen 19.12.2018 tarihli yanıtta, kısaca, “anılan kitabın Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliğine uygun olarak hazırlandığı, hazırlık sürecinde düzeltme ve değişikliklerin gerçekleştirildiği, bununla birlikte önerilerimizin planlanan mevzuat güncellemeleri ve program değişiklikleri kapsamında dikkate alınacağı” belirtilmektedir.

Bu yanıt tarafımızca bir oyalama, zaman geçirme olarak değerlendirilmiş ve kabul edilemez bulunmuştur. Bu nedenle 28.01.2019 tarihinde Ankara 18. İdare Mahkemesi’nde Milli Eğitim Bakanlığı aleyhinde dava açılmıştır.

Aziz Milletimiz!

Son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı ders kitaplarında gerçek dışı, bilim dışı, yetişen kuşakları yanlış yönlendirici manipülatif bilgiler olduğu konusunda çok fazla şikâyet göze çarpmaktadır. Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi adlı ders kitabı da bunlardan biridir. Kitapta yanlış bilgilerle anlatılan 28 Şubat konusu ne yazık ki yaklaşık 20 yıldır belli siyasi çevrelerin en çok istismar ettikleri ve siyasi rant aracı haline getirdikleri bir konudur. Halen yargı aşamasındadır.

Mamafih bilinmelidir ki 28 Şubat davası da tıpkı diğer kumpas davalar gibi TSK’nın itibarsızlaştırılması, halktan koparılması, etkisizleştirilmesi ve susturulması amacıyla başlatılan kumpasların son halkasıdır. Nitekim davayı açan savcı ve hâkimler Türkiye Cumhuriyeti Devletinin “harîm-i ismeti” sayılan Kozmik Oda’ya girerek en gizli bilgilerin “bir yerlere” sızdırılmasını sağlayan kumpasın da tezgâhlayıcısı olup, bugün “FETÖ’nün yargı ayağı olmak” iddiasıyla cezaevinde olan kişilerdir.

Tarih bir bilimdir. Siyaset belki tarihten yararlanabilir, ama tarih birilerinin siyasetine uydurularak yazılamaz. Özellikle de Milli Eğitimin, yani “okulun” içine siyasetin sokulmasına, genç dimağların yalan yanlış bilgilerle zehirlenmesine izin verilemez. Başta velilerimiz olmak üzere sivil toplum kuruluşlarımızın ve bütün vatandaşlarımızın bu konuda duyarlı olmalarını özellikle talep ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Alican TÜRK, Emekli Albay

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

28 Şubat sürecini her yönüyle bilimsel metotlarla incelemeden, bütün verileri taraf tutmadan açıklıkla ortaya koymadan ders kitaplarının konusu yapmak çok iddialı bir yaklaşımdır. 28 Şubat bir adli dava konusu iken ve bu dava henüz tamamlanmamışken müfredat yazmak, en hafif yorumla, yangından mal kaçırır gibi aceleci bir yaklaşım olmuştur. Kaldı ki sürmekte olan bir davayı etkileme boyutu da göz ardı edilmiştir.

Türkiye büyük risk ve tehditlerle karşı karşıyadır. ABD Başkanı Trump açıkça Türkiye’yi ekonomik savaşla kaba şekilde tehdit etmiştir. Bu küstahlığını iktidar alttan almış, hatta Trump’a sıcak mesajlar göndermiştir. Makroekonomik veriler alarm sinyalleri vermektedir. Böylesine kritik bir süreçte toplumu ayrıştırıcı uygulamalar son derece sakıncalıdır. Siyasi tartışma konusu bir olayı hem de dava süreci devam ederken ders müfredatlarına koymak, siyasetin tarihe yanlı müdahalesi anlamına gelir. Bu süreç ancak taşlar bütünüyle yerine oturduktan sonra sağlıklı bir şekilde masaya yatırılabilir.